20 Nisan 2015

kanasın kanasın bırakın yaram kanasın...

Sylvia Plath'in kitap kapağındaki fotoğrafına bakıyorduk. Sahilde diz çökmüş ve gülümsemişti. Nasıl tatlı, insanın içini ısıtan bir gülümseme. "Bu kadar güzel bir kadın neden intihar eder?" dedi. Tam ben aklımdan "30 yaşında gencecik bir insan neden intihar eder?" diye geçirirken. Bazen öylesine sorduğumuz sorular en derin yaralarımızdan izler taşıyor diye geçti aklımdan. O güzelliğin her kapının anahtarı olduğunu düşünenlerdendi ben ise gençlik enerjisinin önünde hiçbir engelin olamayacağını düşünenlerden. Bunu ona söylemedim. Çünkü bunu ona söylemek demek "kendini güzel bulmuyor musun?" sorusunu sormakla eşdeğerdi ki kendini hayatının hiçbir döneminde güzel bulmadığını zaten biliyordum. Narin bir yaraydı bu ve yaraları kanatıp durmanın kimseye bir faydası yoktu. 

"Bazen" dedim aklımdan geçenleri söylemek yerine "hayatta hiçbir şeyin önemi kalmaz ve gitmek daha da fenası tamamen yok olmak istersin" Gözlerinin içinden kısa bir ışık geçer gibi oldu. Hayatının acılı bir dönemini anımsadığını tahmin ettim. "Bence" dedim "herkes olmasa bile çok fazla insan böyle bir dönemden geçmiştir" Çenesini usulca kaşımaya başladı. Ne zaman lafa neresinden gireceğini bilmese böyle yapar. Bekledim. "Aslında" diye başladı ve bir süre daha sustu. Beklemeye devam ettim. "Aslında" dedi tekrar "bazıları için bu bir dönemden daha fazla sürüyor olabilir. Yani hayatının çoğu zamanında hemen hemen herşey gözüne önemsiz görünüyor olabilir. Dünyanın yaşanmaya değer bir yer olmadığı..." deyip sustu. Birşey demedim. Çünkü yaraları kanatıp durmanın gerçekten kimseye bir faydası yoktu.

Vedalaşıp ayrıldık. Kitabı ona verdim. Plath'in kitabını. Yürürken pişman oldum kitabı verdiğime. Ben değil ama Sylvia onun yaralarını kanatıp duracaktı... Yaraları kanatmaktan ne kadar kaçarsak kaçalım, içindeki zehri sözcük olarak kusanlarımız vardı ve bizler daha çok onların müptelasıydık. Hem deli gibi korkuyorduk yaralarımızın yeniden yeniden kanamasından hem de sözcüklerle kaşıyor kabuklarını kaldırıyorduk onların. Edebiyat biraz da bunun için vardı belki de... Bir başkasının zehirli okları ile kalbimizi en narin en kırılgan yerinden vurmak için yani...

Fotoğraf: Sylvia Plath

1 yorum:

  1. Kitaba yeni başlamışken böyle bir yazı görmek çok mutlu etti beni. Biraz tedirgindim, intiharlar insanı hep etkiler, ben de kendimi kanatmaya gideceğim galiba.

    YanıtlaSil