16 Ocak 2015

cuma mektupları

Dostum,
Dün derin bir kederin kıyılarında dolaşan ben, bugün garip bir sükunet içerisindeyim. Tıpkı dünyaya benziyorum, dengesizim. Bazen onun gibi felaketim kendi kendime, bazen de durgun ya da günlük güneşlik. Her insan zaten alemin küçük bir özeti değil mi?

Biliyor musun dün kendi kendime sanki dışardan bakıyordum. Ben ben olmaktan çıkmış, göğe uçmuş, zavallı bedenimi tepesinden içim acıyarak izliyordum. İnsanoğlu, şöyle durup dikkatle bakarsan, sahiden acınacak bir varlık. Her an ölümle burun buruna yaşıyor herşeyden önce, sürekli mücadele etmek zorunda kalıyor herşeyle. Üstesinden gelemeyeceği pek çok şeyi görmek ve hissetmek zorunda kalıyor bir de. Söyle şimdi bana, nasıl acımazsın?

Sabah 260 Bin kişinin açlıktan öldüğünü okudum. Şu koca dünyada milyonlarca kafede, restoranda atılan, burun kıvrılan yemekleri düşündüm ardından. Bir pirinç tanesine bile muhtaç olan insanları düşünmeden yemek seçip duran bizim gibi şımarıklarla aynı dünyada yaşayan ve bizim şımarıklıklarımızdan belki haberi bile olmadan ölen o 260 Bin insanı kahrola kahrola düşünüp durdum. Çocukları, kadınları, erkekleri, ihtiyarları... Vallahi hiç kusura bakma ama kurulu bu düzene bastım küfürü...

Dışarıda alaycı bir güneş var. Soğuk olmasına rağmen parıl parıl parlıyor. Sessizce pencerenin kıyısında oturdum çayımı içtim. Ve uzun zamandır tek birşey bile düşünmeden, hayatın ufak tefek saçmalıklarına kafa patlatmadan, sadece oturdum, güneşe baktım ve çayımı içtim. Çok garipti. Bunu daha çok yapabilmeyi diledim. Düşünmeye ara verebilmeyi yani... Zaman zaman soğuması lazım beynin. Onu rahat bırakmak lazım arada. Senin düşünmeden durabildiğin zamanlar var mı?

Şimdi sana yazarken, bunu nasıl başardığımı düşünüyorum. Bu sükuneti yakalamamın bir tesadüf olup olmadığını, bunun ortamdan mı yoksa aşırı yorgunluğa beynin verdiği tepkiden mi olduğunu merak ediyorum. Sebebini öğrenirsem o on dakikalık molayı arada alabilirim diye umut ediyorum. Herşeye dayanabilmek ve ayakta durabilmek için buna ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Sen ne dersin?

Fotoğraf: Pinterest

3 yorum:

  1. yaşadığımız dinginlik sadece vicdanın rahatlığı olsa gerek zaman zaman düşünmekten çıldırdığımı hissettiğim zamanalrın aksine kendimi uyuşmuş gibi hissediyorum bazen yorgunuk bazen bıkkınlık ...

    YanıtlaSil
  2. Ben de bu bıkkınlık ve yorgunluk hissinden bir türlü kurtulamıyorum. Ne yapmalı bilmem ki?

    YanıtlaSil
  3. sanırım hepimiz bunun çaresini arıyruz bulamayıp kitaba bulanıyoruz

    YanıtlaSil