13 Şubat 2014

vişneli pasta

Zaman zaman büyük bir kalabalık halinde oturmak zorunda kalıyoruz. Ve doğal olarak bu kalabalıktaki insanların ortak olan pek fazla konusu olmuyor. Kalabalık ne kadar büyükse sessizlikte o kadar rahatsız edici oluyor. Böyle zamanlar için geliştirdiğim saçma olduğu kadar eğlenceli bir yöntem var. Tek bir soru soruyorsunuz ve bu soruya nedense herkes cevap vermek için gönüllü oluyor. Bilirsiniz herkes oyunlara bayılır. Bu da bir çeşit oyun ne de olsa. Örneğin, bir yemek olsaydın, bu bir pasta ya da tatlı türü de olabilir, ne olurdun ve neden? Haydi size de sorayım. Nasılsa blog yazar ve okurları olarak birbirine hiç benzemeyen bir kalabalığız.

Ben muhtemelen vişneli pasta olurdum. Genel itibariyle neşeli ama beklenmedik zamanlarda şaşırtıcı ölçüde ekşi. Ama olay bununla bitmiyor. Birine sadece kendini ne olarak tanımladığını sormak madalyonun tek tarafını göstermeye yarıyor. Asıl bu soruyu şöyle sorduğunuzda "X kişi bir yemek olsaydı, bu bir pasta ya da tatlı türü de olabilir, ne olurdu ve neden?" Çok enteresan bir biçimde insanların kendilerini tanımlamalarıyla başkalarının onları tanımlaması arasında çoğu zaman bir fark oluşuyor. Bunu hemen kendi üzerimden bir örnekle anlatayım, az önce birkaç kişiye sordum ve sırayla şu cevapları aldım, biri sütlaç dedi diğeri karakız pastası bir başkası tiramisu beni deli etmeye çalışan bir başkası ise bol hıyarlı salata olduğumu söyledi. Sağolsunlar hepsi de bir tatlıyla tanımladılar son kişi hariç. Zaten olayı tek ciddiye almayan oydu ki kendini inek yahnisi olarak tanımladı.  

Onların kendi tanımlamalarından da söz etmeliyim. Biri kendini baklava olarak tanımladı. Ben ise onu cevizli kurabiye. Onu cevizli kurabiye olarak tanımladım çünkü hem saf ve düzgün biri hem de onu tanıyınca ruhunun tam ortasındaki ceviz lezzetini fark edebiliyorsunuz. Kendini kebap olarak tanımlayan birini ise yoğurtlu bir meze olarak tanımladım. Çünkü dışarıdan bakınca yoğurt bölümünü görebiliyorsunuz ancak tadınca yani onu iyi tanıyınca özünde ne olduğunu anlıyorsunuz. Ve kesin bir karara varıyorsunuz; ya onu çok seviyor ya da nefret ediyorsunuz. 

Sonuç itibariyle herkesin kendi algısıyla başkasının onu algılaması arasında çoğu zaman fark oluyor. Ama eğer bu iki algı arasında büyük bir fark yoksa kendimizi doğru ifade edebiliyor olduğumuzu düşünüyorum. Ama büyük bir fark varsa yan insanlara kendimizi iyi anlatamıyoruz ya saklanıyoruz ya da etrafımızdaki kişiler bizi tanımak için yeterince emek sarf etmemişler diye düşünüyorum. Bu sadece bir tahmin elbette. Günlük hayat psikolojisi diyelim ki uzman psikoloji ile uzak yakın alakası yok.

Haydi biraz oyun oynayalım. Soruyu cevaplamak ister miydiniz?

Fotoğraf: şuradan

6 yorum:

  1. Hımmm ben çikolatalı pasta olmak isteyebilirim :)

    YanıtlaSil
  2. bende helva olayım.
    neli olursam olayım.
    yazımda kışımda ayrı bir tattır. biraz fazla tatlıyım.
    çabuk keserim.
    hemen bitmem.
    herkese yeterim.. :)

    YanıtlaSil
  3. HAYAT İZLERİM: ama nedenini yazmamışsın :)

    2046: süperdi :) helva seniii :)

    YanıtlaSil
  4. Galiba çikolata kıvamında yaşamak istiyorum hayatı :)

    YanıtlaSil
  5. muhtar çalışmadığımız yerden gelmişsin yine. bugün cuma istanbul yağmurlu ve dolayısı ile trafik arapsaçı olmasaydı cevap verir miydim bilmiyorum. ama ve sanırım acılı bir şey olurdum ben kendim. malum acıyı seviyoruz ya! çiğ köfte olurdum belki. ya da bir adana. ( urfa mı adana mı acılı olur hep karıştırıyorum aslında umarım dogru yazmışımdır.) burdan hareketle olayı genişletirsek -nasılsa daha bir saat açılmaz bu lanetrafik) spor dalı olsam boks, müzik türü olsam arabex, renk olsam kırmızı , dört elementten ateş, aylardan eylül, yıldızlardan güneş, hayvanlardan eşek olurdum:))

    YanıtlaSil
  6. Yorumun beni güldürdü ama senin canını sıkan birşeyler var belli ki. Dilerim yanılıyorumdur.

    YanıtlaSil