03 Nisan 2012

kaplanın gölgesinde

Momo, geceleri bir kaplanın gelip yüzünü yaladığını ve onu uyuttuğunu hayal ediyordu. Momo annesiz bir çocuktu ve kaplan onun için iyi ve koruyucu bir annenin sembolüydü. Ben de bugün bir kaplan hayal ettim. Ama Momo'nun kaplanı gibi bir kaplan değil. Çünkü benim bir annem var. Yüzümü yalamasa bile beni sımsıkı sarıp sarmalıyor ve üzerimdeki kederi, bunu nasıl yapıyor bilmiyorum ama çekip alıyor.

Benim kaplanım adaletin sembolüydü. Ne zaman biri haksızlık yapsa onu gelip yiyecek bir kaplandan söz ediyorum. Öyle bir kaplan ki bu, aynı anda birkaç yerde birden olabiliyor. Onun gölgesini gören masum ve ezilmişler oh çekerken zalimler birazdan onun midesinde olacak olmanın bilinciyle korkudan titriyorlar. Çocukça mı? İyi de bunca haksızlık varken, insanın çocukça şeylere sığınmaktan başka yolu var mı?

Evet o kaplanın gelip bu şeytanın oğlu olan adamı yemesini istedim. Şeytana inanmıyor olabilirsiniz ama etrafınıza bakarsanız çok çocuklu bir baba olduğunu anlayabilirsiniz. İnanın bana bu böyle... Hatta şeytan bile oğullarına bakıp "cık cık cık bu çocuk beni geçti, eee ne demişler boynuz kulağı geçermiş" bile diyor olabilir. Siz yine inanmamaya devam edin lakin bu oğullara karşı gözünüzü açık tutun.

Size birkaç ipucu: yüzünüze karşı gülümseyip arkanızdan kuyunuzu hayal bile edemeyeceğiniz şekilde kazan bir türdür bu. Aranızda kötü birşeyler geçmiş olabilir. Siz bunları unutup herşeye baştan başlamayı arzu edebilirsiniz. Karşıdan gelen ilk ışıkta koşarsınız ve onun da herşeyi unuttuğunu sanıp sevinirsiniz. Kin yoktur içinizde çünkü siz kinin bir insanın içini kemiren iğrenç bir kurt olduğunu bilirsiniz. Ama şeytanın oğlu bu kurdu eğitmiş ve ona yeni kötülükleri için plan ve proje yapma işini vermiştir. Bu yüzden siz her sabah sempatik bir gülümsemeyle günaydın derken o da size aynı şekilde karşılık verir ama içinden "nıhahahhah senin bundan sonraki günlerin pek aydınlık olamayacak sersem" diyordur. Ama siz salak olduğunuz için bütün bunlar aklınızdan bile geçmez. Sonra günlerden bir gün gümmmmmmmm diye bir taş düşer başınıza. Ummanız gereken ama herşeyi bir kalemde sildiğiniz için ummadığınız bir yerden. Bilin bakalım nereden? İşte şeytanın oğlu budur. İçinde sanki enfes kokulu bir çay gibi demler kinini. Sonra kötülüklerinden tesbih yapar. Usul usul bu tesbihi çekerken sabırla bekler. Ah söylemeyi unuttum, bu oğlulları ancak gözlerine dikkatle bakarsanız tanıyabilirsiniz. O hain pırıltıyı görmek ise oldukça tecrübe ister. Ağzınızın burnunuzun dağılmasını, kafanızın içinin sonsuz yara iziyle dolmasını göze alacaksınız yani.

Neyse ne diyorduk, evet kaplan. Bugün ciddi ciddi o kaplanı tüm çizgilerine kadar hayal ettim. Gelse de şu adamı yese ne güzel olur diye düşündüm. Bir de o kaplan o adamı yediğinde ne çok insanın hep birlikte sevinç çığlıkları atacağını...

Ama bir kaplan yok. Kaplanın temsil ettiği adalet de yok ne yazık ki. Tek yapılabilecek şey hayatın adaletine güvenip onun tecellisini beklemek. Zira dünya üzerindeki adalet mazlumlardan yana değil oğullardan yana...

2 yorum:

  1. ilginç. Benimde aklımdan hep bir arslan geçmiştir. Ama çok büyük... Gözleri bakamayacağın kadar korkutucu. Kötünün arkasına sessizce yaklaşıp ,arkasına dönmesini bekleyecek kadar muzip. Arkasına dönen KÖTÜ mayına basmış birisi gibi kımıldayamayacak. Işte o zaman kötünün gözlerine bakıp "Noldi, rengin soldi" diyeceksin birkenardan.

    YanıtlaSil
  2. Sanırım başa çıkamadıklarımız yüzünden aslanları kaplanları hayal ediyoruz.

    YanıtlaSil