17 Nisan 2012

günler...

Her sabah içinde başka bir hisle uyanıyorsun. "Bugün güzel geçecek", "bugün sıkıntılı olacak", "aman ne olursa olsun umurumda değil" gibi... Ve çok acaiptir ki, bunlar asla doğru çıkmıyor. Çok sıkıntılı geçeceğini tahmin ettiğin bir gün bol kahkahalı, rahat geçeceğini sandığın bir gün ise sinir harbiyle geçiyor. Bütün bu sebeplerden dolayı "hergün aynı amaaaan" cümlesini pek kullanamıyorsun. Bu iyi birşey...

Günlerin iskeleti aynı halbuki. Sabah kalk, işe gel, akşam çık, eve git. İskelet bu. Ama o iskeleti kaplayan deri her gün yeniden biçimleniyor. Her gün başka bir yüz başka bir ruh takınıyor. Yeni insanlar giriyor hayatına, o iskeletin gözleri oluyor. Sonra bambaşka hikayeler anlatan biri geliyor, al sana yeni kulaklar. Daha önce aklına gelmeyen bir iş yapıyorsun. Düğme dikiyorsun mesela. Ellerine hayretler içinde bakıyorsun. Beceriksiz parmaklarına. O kalemi kullanabiliyor yadırgamadan ama iğne konusunda hayli beceriksiz. Bu seni eğlendiriyor. Buna vesile olana teşekkür ediyorsun içten içe. Çünkü düğme dikmek seni bir ölçüde kendi gözünde normalleştiriyor. Sonra biri sana bir şarkıdan söz ediyor. Öldür Allah dinlemeyi aklına getirmeyeceğin oynak bir şarkı oluyor bu. Hiç tarzın olmayan bir şarkının içinde güvercinler havalandırmasına şaşıp kalıyorsun. Bunca zaman neyi öldürmüşsün içinde merak ediyorsun. 

3 saat konuşuyorsun onunla telefonda. Kulakların uğuldayıncaya kadar konuşuyorsun. Anlatıyor dinliyorsun. Aslında dinlemiyorsun. O konuşurken onu ne çok sevdiğini, birlikte büyüdüğünüzü, neredeyse yirmi yıldır birbirinizi tanıdığınızı düşünüyorsun. Saatler boyu sohbet ettiğinizi, sarhoş oluşunuzu, ilk kez aşık olup daha da sarhoş oluşunuzu falan filan... O sana diyor ki o günlere geri dönmek istiyorum. Oysa sen dönmek istemiyorsun. Hiç geçmişi geri isteyen biri olmadın çünkü. Sen hep geleceğe baktın. Çünkü artık hayatta acının garantisi olduğunu ama mutluluğun ise hiç ama hiç gelmeyebileceğini biliyorsun. Senin derdin geleceğin mutluluk getirip getirmemesi değil zaten. Sen sadece neler olup biteceğini merak ediyorsun. Geçmişe dönmek istemiyorsun çünkü onu zaten biliyorsun. Oysa o geçmişi özlüyor. Senin özlememen ise onu incitiyor. Ona uzun uzun açıklayabilirsin ama yapmıyorsun. Yalan söylemek daha kolayına geliyor. Özledim diyorsun. Aslında pek de yalan değil. Sen geçmişi değil o güzel dostluğu özlüyorsun. Onun da duymak istediği bu zaten. Evet 3 saat konuşuyorsun. Beynin kızarmış bir karnıbahara dönüyor. Telefonu kapayıp uyumayı deniyorsun. Ama uyku kaçıp saklanıyor. Peşine düşmüyorsun. Ne hissettiğini bilmiyorsun. Öylece yatıyorsun. Uyku gelip seni bulsun diye bekliyorsun ve bu arada hiçbir şey düşünmek istemiyorsun. 

Günler birbirinin aynı diyor biri sabah. Gülüyorsun. Yeni gözler ve kulaklar lazım sana demek istiyorsun hatta yeni bir deri belki. Ama demiyorsun. Zor geliyor bütün bunları söylemek. Uzun uzun açıklamak. Onun için yazıyorsun...

9 yorum:

  1. sevgili kedi gün olmuyorki tumblr ındaki bir görsele hayran kalmamayım, yazıma eklemeyeyim ya da bloğuma.....
    onlara baktığımda: olsun be guguk bak evren çok güzel diyebiliyorum:D

    YanıtlaSil
  2. GUGUK KUŞU: Sen de benim gibi güzel fotoğrafları seviyorsun :) İnsan onlara bakınca oh be diyor değil mi :)

    CRALBİLOGCU: Boşverdim gitti :)

    YanıtlaSil
  3. o zaman heyecanlı günleri diliyorum sana (:

    YanıtlaSil
  4. Bir hafta sonra okuyor olsam da bu yazıyı tam da ruh halime uygun olmuş çayımı içiyorum işe gideceğim ama sıkıldım gitmek istemiyorum iş olmasa da gitmek isterdim.Günler böyle birbirine çok benzeyince bir sıkıntı çörekleniyor insanın yüreğine.Neyse umarım dediğin gibi olur bugün eğlenceli geçer düşündüğümün aksine...Sevgiler...

    YanıtlaSil
  5. Doğan gün neler getirir ve neler götürür bilemeyiz ama nasılsak ve nasıl olmak istiyorsak öyle geçsin günümüz isteriz.
    Günlerinin hep istediğin gibi geçmesiyle...
    sevgiyle..

    YanıtlaSil
  6. NOKTA: Teşekkür ederim :)

    YERAZ: Umarım hergünü eğlenceli kılmayı başarabilelim diyeyim o zaman ben de :)

    ELİF: Ben de aynı dilekleri sizin için diliyorum...

    YanıtlaSil
  7. ah çıkınını geçe düşleriyle dolduran tutsak
    bak gene renklerin fırçasını eline almış zaman

    YanıtlaSil
  8. iş yerinde şu mırıltınızla rahatladım.. ellerinize sağlık.. :)

    YanıtlaSil