10 Nisan 2012

bir çift ayakkabı hatrına...

Ölmüş bir insanın ardından konuşmak, o insanın kaskatı kesilmiş bedenini lime lime edip, kanlı dişlerle çiğnemek değilse nedir? Ben artık hiçbir şeye şaşırmam diyordum ama öyle değilmiş. Biri ölünce onun ardından kötü sözler söyleyebilenler de varmış. Bu nasıl bir nefrettir, akıl işi değil?

"O kadın" ne yaptı size merak ediyorum. Yakılmak istediğini söylediği için mi bu kadar nefret? Siz ne zamandır bizim bedenlerimizden sorumlu oldunuz? O bedenin gömüleceğine mi yoksa yakılacağına mı ne zamandır karar verir oldunuz? Bizim yanlış kararlarımızdan hesaba çekileceğinizden mi korkuyorsunuz? Korkmayın herkes kendinden mesul. Siz doğru bildiğiniz yoldan yürüyün. Ama yalnızca yürüyün ve kendi adımlarınıza bakın. Etraftakilerin etlerini lime lime etmeden yalnızca yürüyün...

Biliyor musunuz, "O kadın" şimdi gülüyor şu halimize. Sizin onun ardından söylediklerinize ve bizim bunu hala anlayamıyor oluşumuza gülüyor. Gözleri bir çizgi gibi oluyor gülünce. Yüzünde güneş doğuyor o güldükçe. Sizin çatılmış kaşlarınıza, öfkeyle kıvrılmış dudaklarınıza bizim anlam veremediğimize bakmayın o anlıyor. Çünkü o bu ülkenin etini, kanını, damarlarını her yanını bilenlerden. Belki de bu yüzdendir bu erken vedası. Öyle ya kim kaldırabilir bu nefret, öfke ve kin kusup duran, kustukları ile de güzel herşeyin üzerini örten havayı.

Yapmayın beyler, bu kadar zalim olmayın. Ölülerimizi rahat bırakın bari. Çiğnemeyin etlerini. Yazıktır, ayıptır. Şu mahsun kalmış bir çift ayakkabının hatrına, bir daha içine girip dolaşamayacak ayaklar hatrına, dünyayla işini bitirmiş ve çekip gitmiş tüm güzel insanlar hatrına, yapmayın beyler...

Fotoğraf: ntvmsnbc

13 yorum:

  1. Mezarlarlıklar doldu taştı.

    Artık ne oluyor biliyor musunuz?

    Ziyaretçisinin kalmadığını gördükleri mezarları izlemeye alıyorlar. Bir müddet sonra da kazıp kemiklerini dışarı atıyor satılık mezarlık parseli oluşturuyorlar.

    Öldükten onlarca yıllar sonra mezarından edilen insanlar var bu ülkede. Bunun hakkında konuşmak, bunu kınamak, buna yüklenmek gerekirken artık kendini savunamayacak bir insanın arkasından laf edecekler elbette.

    Alçaklığın birinci şartı arkadan saldırmak arkadan konuşmak değil mi?

    YanıtlaSil
  2. çok beğendim yazınızı.sonuna kadar destekliyorum.nasılda küçülüyor insanlar,kendini savunamayacakların arkasından konuşurken.oysaki o güzel ruhlu kadın bu isteğini kimbilir kaç zaman önce dile getirmişti.cesareti olmayanlar öldükten sonra konuşuyorlar ,işte riyakarlık bu.müsadeniz olursa link vererek yazınızı paylaşmak isterim.sevgiler
    biraydamasli@gmail.com

    YanıtlaSil
  3. VLADİMİR: Çok doğru alçaklığın birinci şartı budur. O kadar zoruma gitti ki o söylenenler anlatamam. Meral Okay'ı herkes gibi ben de yakınımmışcasına seviyordum. Yazıklar olsun diyorum kötü konuşmaya dili varana...

    BİRAYDAMASALI: Çok teşekkür ederim. Elbette paylaşabilirsiniz. Çok sevinirim.

    YanıtlaSil
  4. Çetin Altan'ın bir sohbetini dinlemiştim, yıllar önce... "Biz de diyordu düello geleneği yoktur. Pusu geleneği vardır. Biz yüzyüze karşılıklı kozlarımızı paylaşamayız, pusu kurar düşman bellediğimizi arkadan vururuz." Sanırım, arkadan konuşmakta bundan olsa gerek, yüzyüze konuşmak yürek ister, söylediğinin arkasında durmak, arkasını bilgiyle doldurmak ister. Karşılığında söyleyecek akılcı bir lafın yoksa, onun cevap veremeyecek hale gelmesini beklersin...

    YanıtlaSil
  5. Çok güzel, çok doğru söylemiş Çetin Altan. Kesinlikle aynı fikirdeyim. İnsanın gücüne gidiyor bu tür şeyler, içini yakıyor ve öfkelendiriyor. Çok zalimce bu pusular çok...

    YanıtlaSil
  6. Dinimiz bir başka insanın dedikodusunun yapılmasını" kardeşinin çiğ etini yemek" olarak tanımlarken ölmüş bir insanı böylesine didiklemeye ne demek lazım gelir?
    Beden kendi bedeni evrene tekrar nasıl geri dönmek istiyorsa öyle döner...Tanrı buna engel olmuyorken kullara ne oluyor. Bu kadar da "ARKADAN " konuşulmaz ki:(

    YanıtlaSil
  7. Beni asıl dehşete düşüren de bu, bazılarının Tanrı adına karar verme, yargılama yetkisini kendilerinde bulmaları... Çok acaip çok çelişik bir tutum bu. Dedim ya akıl işi değil...

    YanıtlaSil
  8. yazında anlatmışsın gerçekten dee öyle yazıkk fazla söze gerk varmı bilmem ...

    YanıtlaSil
  9. Keşke bunları düşünmek ve söylemek zorunda kalmasaydık...

    YanıtlaSil
  10. Ben anlamadım galıba şimdi bu rahmetlı kadın beni yakın diye vasıyetmi etmiş? ama neden böyle bir şey istemişki,yakmak içinde yürek ister ama.öyle kolay deil.Sizlere denseydi gelin vasıyeti yerine getirin ,sizler bunu yapabılırmıydınız?her şeyler konuşuldugu kadar kolay olmuyor arkadaslar.Allah rahmet etsin.
    yasemin

    YanıtlaSil
  11. herkes yüreğini bir kenara bırakmış boş beyniyle konuştuğu için bu kadar rahat.
    o kadın tabiki kimseye birşey yapmamıştı hayattayken, ama insanlıktan nasibinin alamamış bir avuç insan arkasından gereksiz yere konuşur oldu maalesef.
    güzel bir yazıydı, hüzünlü...
    sevgiler

    YanıtlaSil
  12. Bize yakışan,etik olan da bu zaten birisi orada değilken ,kendini savunamayacak durumdaysa bile konuşmak,kendince değerlendirmek hoş değil...Böyle şeyleri daha mı sık görür olduk sanki?

    YanıtlaSil
  13. YASEMİN: Öyle diyorsunuz ama ölmüş birinin son isteği ne olursa olsun yapılmalı bence. Yakılmak isters bu onun bileceği bir iş değil mi?

    ASORTİK: İnsanlar çok zalimler bazen. Ölü birinin ardından konuşacak kadar zalim...

    CRAZYWOMANROSEMARY: Haklısın. İnsanlar artık incelikten ve vicdandan yoksunlar çünkü.

    YanıtlaSil