24 Temmuz 2011

zaman, zaman, zaman...

Her gün ölüp ölüp yeniden dirilmek gibi dünyaya bakmak. Hergün birileri ile birlikte ölmek ve her sabah güneşe özenip yeniden doğmak... Kimse bana anlamdan söz etmesin. Nereye ve ne zaman yerleştireceksin anlamı?

Bir yerde şöyle birşey okumuştum, sanki ömrü çok ama çok uzunmuş gibi zamanın değerini bilmeden yaşayan insanlar... Bu yüzden biri bana, "pazar günü çalışıyorsun ama karşılığını alıyorsun. Herhalde tatil günleri iş çıkmasına seviniyorsundur." dediğinde ona uzun uzun zamanımı asla paraya değişmeyeceğimi anlatmaya çalıştım. Elbette o da inanmadı ve güldü. Tıpkı paraya tapan ve para için dakikalarını, saatlerini feda etmekten çekinmeyecek binlerce insan gibi... "Sen salaksın" dememek için kendimi zor tuttum. Öyle ya zamanı para kazanmaya adayıp da o parayı harcayacak zamanı olmayan insana başka ne denir?

Bugün kendim hakkında yeni birşey daha öğrendim. Benim ciddi bir kalabalık fobim var. Biraz daha o kalabalık içinde durursam boğulup öleceğimi sanıyorum. Hele de etrafım çevrelenmişse o insanlar tarafından o zaman kendimi yamyamlar tarafından yenmek üzere olan sersem bir maceraperest gibi hissediyorum. Aslında bu tıklım tıkış odalarda da hissettiğim birşey. İnsan neden evini olur olmaz eşyalarla doldurur ki? Saçma sapan yapay çiçekler, biblolar, kocaman mobilyalar. Kendi hareket alanını feda ederek neden o aptal eşyaların etrafında olmasından keyif alır?

Biraz yabanıllık var bende. Ve çokça da herşeyi saçma bulma hali. Kendimi kandırmadığım zamanlarda bütün bu insanlar, yaptıkları, toplu halde bulunup hem kendilerini hem etraflarını daraltan halleri, yaptıkları onca saçmalıktan sonra "aman ne eğlendik ne eğlendik" diye kendilerini aldatıp durmaları... Dünya bundan ibaret olamaz gibi geliyor bana. Size de öyle geliyor mu?

Fotoğraf: Designshoot

11 yorum:

  1. Sevgili aydanatlayankedi,

    yani bu kadar olur!bugün bütün gün kafama takılıp durdu benzer şeyler..şu hallerimize acıdım,öfkelendim,kızdım..önce birer birer sanki pek matah bir şeymiş gibi o evlerimizi tıklım tıklım dolduruyoruz..sonra da onlardan kurtulmak için çaba harcıyoruz...

    yaz başı önce yollukları, yün halıları fora edip ortalıktan kaldırmıştım sonra bir kaç kilim türü vardı bugünde onları kaldırınca ..ohhh dedim dünya varmış! biz niye tutmuşuz bunları..ve daha pek çok şeyi...

    hayatı zorlaştırmaktan başka bir şey değil tüm bunlar!gereksiz para, yer işgali, yük olmaktan başka işe yaramayan hele ki hayatımızın en önemli süreçlerini zamanı çalan zırvalar!saçmalıklar..aynen katılıyorum düşüncelerine..yalnız değilsin bu konuda:))

    iyi haftalar, esenlikler dilerim kediciğim...

    YanıtlaSil
  2. Evet geliyor. :)

    Ve dünya gözüyle de gördüm farklı insan toplulukları olduğunu. Böyle düşünmeyen insanların daha çok olduğu bir yerleri ve daha tenha sokakları, daha gülümseyen yüzleri, hayatın değerini daha bir bilenlerle o zamanı dolu dolu yaşamak için kullananları gördüm. Darısı başınıza.


    http://tongurdak.blogspot.com/

    YanıtlaSil
  3. Nir sürü roller oay edilmiş, insanların üzerine etiketler yapıştırılmış. Bu oyunu oymaöay büyük çoğunluk hevesli. O hevesi sende görmezlerse yandın. Seni kendine beneztemediler mi yandığının cidden resmidir. İşte o dakkadan sonra insan hiçbirşeyi umursasmıyor sanırım.. Az kaldı... :)

    YanıtlaSil
  4. insanları severim, ve çocukları ve hayvanları ve sokakları ve yaşamın kendisini... şimdi düşünüyorum da, bu kadar sevmeye, bu kadar yabanilik saçma :)

    ama galiba bu kendimi planlı yalnızlaştırma gayretimin doğal sonucu. sabah kalkıp güneşi selamlamak bana harika duygular yaşatıyorken, bir başkasına ne de saçma gelebilir değil mi?

    daha fazla saçmalamadan gideyim. okuyunca kendi saçmalıklarım geldi aklıma. ve soruna gelince,
    ben o anlatanlarla birlikte olmamaya özen gösteriyorum.
    çünkü benim dünyam bunlardan ibaret değil.

    saçma! :)

    YanıtlaSil
  5. Hayatın kendisi başlı başına saçma zaten..

    YanıtlaSil
  6. Yazınıza %100 katılıyorum, ne kadar doğru...

    YanıtlaSil
  7. Gereksiz bir kalabalığa girmişsem o duygu bende de oluyor, " benim burada ne işim var" duygusu.
    Fobi aşamasında değil ama öyle.
    Zaman mı para mı diye düşündüm yazını okurken; ya da para için zaman mı?
    Ben bu aralar kendime zaman ayırmayı tercih eder oldum, zaman zaman zaman ...
    Hepsinden önemli bu bence :))

    YanıtlaSil
  8. ESMİR: Bazen düşünüyorum da hayatımızın içi boşaldığı için mi evlerimizi bu kadar tıklım tıkış dolduruyoruz acaba?

    İKLİM: Darısı başımıza olsun vallahi...

    VLADİMİR: Ben bazen iki arada bir derede kalıyorum, onlara benzeyip kendini dünyada bir yama gibi hissetmemek mi iyi yoksa doğru bildiğini okuyup yalnız kovboy olmak mı? Bilemedim.

    NOVELLA: Ben de seviyorum ama hepsi bir arada olunca dayanamıyorum :)

    MÜTEMADİYEN: Çoğu zaman öyle evet ne yazık ki!

    EREN: Keşke böyle hissetmiyor ve dünyayı saçma bulmuyor olsaydık...

    ÖZLEM: Ah o "benim burada ne işim var" duygusu benim hiç yakamı bırakmıyor.

    YanıtlaSil
  9. Yabanıl olma duygusu insana doğuştan gelir. Bazen yaş ilerleyince mi böyle oluyoruz diye düşünüyorum ama hayır, kendimi bildim bileli var. Kendimi, bu Dünya'ya deney için bırakılmış bir kobay olarak düşünürüm (buraya yazanların bir çoğu da öyledir sanırım)Zaten böyle düşünmeseler gider panpiş prensesi okurlardı:=)) Merak ettiğim bu deney ne zaman bitecek? Ya da bu düşünce tamamen saçma mı?

    YanıtlaSil
  10. Ben de giderek yabanileşiyorum. Ve bu durumdan da hiç şikayetçi değilim. Belki de bizim gibi spontan olarak çevreden gelen uyarıları kaydedenlerin kaderi uyaran sayısını en aza indirmektir:)İnzivaaaaaaa:)

    YanıtlaSil
  11. BESTAMİ BEY: Yok yok yaştan değil bizim doğuştan getirdiğimiz birşey buSevgili Bestami Bey. O deney ne zaman bitecek ve sonuç ne olacak ben de merak içindeyim.

    YEŞİM: :)

    YanıtlaSil