09 Mayıs 2010

Bir tek annem olsun bana bişey olmaz...

Üniversiteye başladığım ilk yıl, hazırladığı bavuluma şöyle bir not yazmıştı; "Seni çok seviyorum. Senden ayrılmak bana çok zor geliyor ama geleceğini kurmak zorundasın.Sana sonuna kadar güveniyor, hata yapmayacağını biliyorum..." Böyle devam ediyordu. Bütün gece oturup ağlamıştım kendi kendime kızarak: "Kaç yaşına geldin, hala çocuk gibi annenin eteğinden ayrılamıyorsun." Oysa yaşım daha 18'di. Yıllar sonra bugün bile hala aynı olduğumu görüyor ve bu durumun hiç bir insanda asla değişmeyeceğini biliyorum.

İnsan alıştığı birinden ya da birşeyden ayrıldığı vakit anlıyor ne kadar da bağlı olduğunu. Sabahları çalar saat kurmak zorunda olduğu vakit, içtiği sigaralardan rahatsız olduğunda ona "çok içme" diyen bir ses olmadığı vakit, gece geç saate kadar kan çanağı gözlerle okurken "sen hala uyanık mısın?" diyen sesi duymadığı vakit daha iyi anlıyor. Kendi hayatının aslında çok da kendi kontrolünde olmadığını, o kontrolü gönüllü olarak annesine bıraktığını ve bütün bunların rahat, kaygısız kucağında bunca yıl yaşadığını anlıyor. O not elimde öylece kalakalmışken akan göz yaşlarım belki de tüm bunlar içindi. O an kendimi dünyanın dışına atılmış ve artık o rahat kabuğun içinden çıkıp, savunmasız kalmış gibi hissetmemdendi bu yaşlar. Çünkü o an çok önemli bir şeyi anlamıştım; annem bana bir kabuktu ve ben hala yumurtanın içinde öyle savunmasız ve öyle bağlı yaşayıp gidiyordum. Dışarıdan gelen darbeler hep o kabuğa çarpıyor, annem çatlıyor ve direniyor ben ise o sıcak yatak içinde hafif bir sarsıntıyla atlatıyordum herşeyi. Ve o not elimde dağınık bavulumun başında otururken yumurtadan çıkıp dünyanın nasıl bir yer olduğuna korkuyla bakan zayıf, şaşkın bir civciv gibiydim. Ve o civciv kabuğundan ayrılmış olmanın paniğiyle öylece duruyordu.

Üzerinden çok zaman geçti. ayakta durmayı, uçmayı öğrendim. Kendi başıma kalabilmeyi ve o notu gülümseyerek okumayı öğrendim. O kabuktan bir parçayı ise kalbimin ceplerinden birinde hep sakladım. Çünkü o kabuk bana koşulsuz sevmenin ne olduğunu anımsattı hep. Hep de öyle olacak...

FOTOĞRAF: Annem ve ben...

10 yorum:

  1. Bugün kimselere belli etmeden çok ağladım, yazın ile az daha ağladım... Kalemine sağlık... Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  2. Özel günleri hem seviyorum hem de sevmiyorum, tuhaf değil mi?

    İçimizdeki güzellikleri sergilememize neden olurken yoksunlukları da anımsatıyor, buruyor yürekleri. Bugulu gözlerle okudum, yüreğine sağlık...

    YanıtlaSil
  3. SIRADAN BİR SAZAN: Ağlama ne olur. İçim yandı sözcüklerinden...

    AYSEMA: Ben özel günleri sevmiyorum. Ama anneler günü ayrı benim için. Biliyorum bazılarımızın içinde deli bir özlem uyanıyor. Gözyaşları ile geçiriyor bugünü. İşte o zaman ne diyeceğimi bilemiyorum.

    YanıtlaSil
  4. Yıllar önce oğlum küçükken Amy Tan adlı Amerika'da yaşayan Japon kökenli bir yazarın bir romanını okumuştum. Romanın güzelliği bir yana girişteki ithaf çarpmıştı beni, hala unutamam. Şöyleydi: "Anneme, gitmeme izin verdiği için". o günden itibaren oğlumla ilişkilerimde bunu düstur edindim, onu kararlarında hep özgür bırakmaya, benim hatırım için değil kendisi için yaşamasına gayret ettim. iyi de ettim galiba, sonuçtan memnunum çünkü:)) Annenin notu bana bunları düşündürdü, sana çok özel bir elin değdiği belli zaten. Dilerim uzun yıllarınız birlikte geçsin. Annemsiz zor olsa da bugünü kutlamak "iyi ki oğlum var" diye avunuyorum.
    Sevgiyle kucaklıyorum seni Kedicim...

    YanıtlaSil
  5. ne düşüdüm biliyormusun sevgili kedi,
    insan her ne kadar bir başkası için kabuk oluşturacak kadar büyüsede yinede ,bazı bazı, kendi kabuğunun içinde olmayı özlüyor ve istiyor galiba.
    Ve kabuğunun içindeyken ne kadar kırılgan oluyorsa, kendisi kabuk oluşturmaya gelince bi o kadarda sert olabiliyor.
    sevgiler.

    YanıtlaSil
  6. Dünyada tek bir mükemmel çocuk vardır ve tüm anneler o çocuğa sahiptir.

    Annelerin anneler günü kutlu olsun.

    YanıtlaSil
  7. En hosuma giden anneler gunu yazisi; icimden gecenleri cok guzel anlatmis yazin - cok begendim..

    YanıtlaSil
  8. LEYLAK DALI: Çok teşekkür ederim :) Dilerim annemle uzun çok uzun yıllarımız olur.

    TABİAT ANA: "Ve kabuğunun içindeyken ne kadar kırılgan oluyorsa, kendisi kabuk oluşturmaya gelince bi o kadarda sert olabiliyor." İşte hem anne hem de evlat olmanın mükemmel tanımı. Bunu asla unutmayacağım. Çok çok güzel.

    SYRACUSA: O halde her birimiz en az biri için mükemmeliz. Bunu sevdim :)

    MAGİSSA: Çok çok teşekkür ederim, beğendiğine sevindim Magissa'cım.

    YanıtlaSil
  9. Çok anlamlı...
    Çok guzel anlatmışsın..
    Anneyi..Annenin meleğini..

    yüreğine sağlık...

    YanıtlaSil
  10. Çok teşekkür ederim Sevgili Şenay.

    YanıtlaSil