01 Şubat 2010

UYKU BİRAZ UYKU...

Gözlerimi ovuşturup duruyordum. "Uyuyamadın mı?" dedi bıyıklı olan. Başımı salladım. "Neden uyuyamadın?" dedi. "Korktun mu yoksa?" Korkmuştum kormasına ya söylemekten utandım biraz. Başımı salladım. Utandığımı anladı, "utanacak birşey yok bunda" dedi "herkes korkar" Sahi herkes korkar mıydı bilmiyordum. "Kabus gördüm bir kaç gün önce" dedim "hala etkisinden kurtulamadım." Dirseğinden kopuk bir el yüzüme doğru yaklaşıyordu rüyamda. Çığlık çığlığa uyanmıştım. Ve son bir kaç gündür ne zaman gözümü kapasam o el yine yüzüme yaklaşacak gibi saçma sanıya kapılıyordum. Yorganı başıma çekiyor nefessiz kalıyor ama uyuyamıyordum. Güzel şeyler düşünmeye çabalıyordum ama el hep ordaydı. Ancak bitkin düştüğümde güç bela dalıyordum uykuya.

En son sekiz yaşımda bu kadar korkmuştum. Üstelik korku neden bilmem sadece pazar geceleri geliyordu. Uyuyamayacağıma inanmıştım pazar gecelerinde ve uykusuzluk saçma sapan senaryolar yazdırıyordu insana. Kendi kendini korkutabilen tek tür bizdik. Saçmalıklarımızdan biriydi bu da. Bunu anlattım bıyıklıya. Güldü. O da bir zaman aynı şeyleri yaşamış. Üstelik benim şimdiki olduğum yaştan çok daha fazlaymış o zaman. Onunki kabus değilmiş ama. Ölüm korkusuymuş. Yatağına yattığında neredeyse o gece öleceğinden emin oluyormuş. Günlerce uykusuz dolaşmış. Sonra babasını kaybetmiş. Babasının cansız yanaklarını öpmüş. Ölümle yüzleşmiş. Ve bir daha hiç korkmamış. "Ölüm" dedi "sandığımız kadar korkunç değil aslında."

H. gülümsedi bizi dinlerken. "Ben" dedi "neden korkarım biliyor musunuz?" Merakla ona baktık. "Gökyüzünden" dedi. Balkona çıktığı vakit gökyüzüne uzun uzun baktığında sanki onun derinliğinin kendisini yutacakmış gibi hissettiğini söyledi. Gökyüzünün o güzelliğinden neden korktuğunu benim nasıl aklım almadıysa o da muhtemelen benim saçma sapan bir kabus yüzünden uykularımın kaçmasını anlayamadı.

Siyah gömlek söze karıştı sonra. Hiçbir şeyden korkacak gibi bir hali yoktu ya o da ölmekten korktuğunu itiraf etti. Onun da bir zaman ölüm takıntısı olmuş. Uykularını kaçırmış ölüm. Sonra neler olduğunu ve bu korkuyu nasıl yendiğini anımsamadığını söyledi.

Hepimiz birşeylerden korkuyorduk. Ve zaman zaman değişiyordu korkular. Ama korkusu olmayan hiç kimse yoktu. H.'ye göre tüm insanlarda istisnasız var olan tek bir korku vardı, o da sevdiklerini kaybetme korkusuydu. Siyah gömlek ise,  istisnasız korkunun sadece sevdiklerini değil kendi hayatını kaybetmek olduğunu söylüyordu. İkisi de haklıydı belki. İstisnalar olsa bile bu korkular çoğumuzda sabitti.

Bıyıklı bana o kabusun bir süre sonra unutulacağını ve eskisi gibi uyuyabileceğimi söyledi. Haklıydı. Onu unutacak yine eskisi gibi uyuyabilecektim. Sonra yeni bir kabus beni bulana ya da ben yeni bir korku edinene kadar kendimi korkusuz sanmaya devam edecektim. Korku içimde bir yerde uykuya dalacaktı. Çünkü tüm korkular içimizin kuytusunda uzun ya da kısa uykulara yatarlardı.... 

RESİM: Evelyn De Morgan

12 yorum:

  1. Korkuların inanca dönüşmesin . Sevgiler.

    YanıtlaSil
  2. Dönüşmesin diye uğraşıyorum Syrakusa'cım. Sevgiler benden de...

    YanıtlaSil
  3. küçükken benim de sabit bir kabusum vardı, kadrolu kabus yani:D. en gıcık olan yanı da hep aynı oluşuydu.
    Herşey güllük gülistanlık, insanlar hayatlarıne devam ederken, dışarıdayım ben de. birden ortama bir korku salınıyor, geleek olan bir dehşet var. herkes kaçıyor, saklanıyor, be se saklanacak hiç bir yer bulamıyorum, korku, dehşet yaklaşıyor ve ben hala cascavlak ortadayım, oysa herkes biryerlere sığınmış. yaklaşıyor, yaklaşıyor......ve ben ortadayım..ve uyanıyorum.

    YanıtlaSil
  4. Ben düştüğümü görürdüm. Bir çatının kenarlarına tutunmuş olurdum ve tam ellerimi bıraktığım anda düşerken soluk soluğa uyanırdım. Uyuyamadığım pazar gecelerinin uyuduğum zamanlarının rüyasıydı bu. Çocuklukta kaldı.

    YanıtlaSil
  5. Bende cocukken rüyamda düstügümü görürdüm. En beteri de rüyamda kendimi tuvalette görürdüm, sonrada altimdaki islaklikla uyanirdim, ninemden yedigim zindikta cabasi olurdu:))
    Korkusuz, tatli rüyalar diliyorum canim, öptüm:))

    YanıtlaSil
  6. Bir de terlikle okula gittiğimi görürdüm ben :) Okula giderdim ayağımda ayakkabı yerine terlik. Nasıl bir panikle uyanırdım anlatamam :))) Şimdi gerçekten böyle birşey yapsam herkesle birlikte ben de gülerim. Hatta herkesten önce kendimle ben dalga geçerim. Ne saçma sapan rüyalar görüyor insan :)))

    YanıtlaSil
  7. Öğrenciyken, sınavı kaçırma ile ilgili rüyalar çok görürdüm.
    Demek o zamanlar benim de korkum buymuş.
    Neyse korku bizden uzak olsun kedicim:)

    YanıtlaSil
  8. "Ölüm" dedi "sandığımız kadar korkunç değil aslında."

    Bu cümleden Korktum :/

    Emel

    YanıtlaSil
  9. :))) Sende mi yahu, aynen benim çocukluk kâbusum da okula terlikle gitmekti. Ayakkabının kıymetli olduğu günlerde çocukmuşuz demek ki.
    Hayat da ölüm de, o kadar büyük bir bilmece ki, korkmamak mümkün mü?

    YanıtlaSil
  10. kalp sesinden korkarım ben. şöyle bir gönlüm rahat, içim ferah uzanamamışımdır kimsenin sinesine..

    YanıtlaSil
  11. Merhaba aydan atlayan kedi.. konu korkular ya kedi fobim vardır benim fena halde ama yazmak istediğim bu değil.. Saat suan gece 3:45 ve ben bir arkadaşımla son bir kaç gündür gündüz yaptığımız karabasan vs.. muhabbetlerinden dolayı uykusuz kaldım :) kafam dağılsın diyede telefonumdan bloglara bakıyordum ki senin blogta okuduklarım sanki beni teselli eder gibiydi, yazmadan geçemedim.. Baskalarının korkuları daha objektif bakmamızı sağlıyor sanırım kendi korkularımıza.. Hoş kal ;)

    YanıtlaSil
  12. ÖZLEM: Korkular en çok rüyalarda yüzeye çıkıyor galiba...

    ADSIZ: Aslında bilinmeyen her zaman korkunçtur. Çünkü neyi ile nasıl yüzleşeceğimizi asla bilemeyiz. Ölüm bu yüzden korkunç...

    HEP: Şimdi çok gülüyorum o zamanki kabusuma :) Ya sen?

    MEFİSTO: Gerçekten mi? Ben de çok severim. Garip büyülü bir müziği var gibi gelir bana...

    MYSTERY: Ben o muhabbetlere hiç girmem. O tür filmleri izlemem. Şu Paranormal Activity adlı filmi asla izlemem mesela :)Çünkü günlerce uyuyamam biliyorum.

    YanıtlaSil