08 Şubat 2010

KÜMESİN ASİ TAVUĞU

Annem çiçeklerle, ağaçlarlarla ve hayvanlarla çevrelenmeden yaşayamayanlardan. Bu yüzden de çocukluğumuzdan beri biz de onlarca çiçek, portakal, mandalina, çam, dut, erik, hurma ağaçları, tavuklar, köpekler, kediler, zaman zaman kazlarla çevrelenmiş olarak yaşadık.  Bütün bunlar bugün olduğumuz kişi olmamızda kaçınılmaz etkiler bıraktı muhtemelen ama ben o etkilerin neler olduğunu, dışardan bir göz olmadığım için, bilemiyorum. Tek bildiğim bütün bir ömrü bunlarla geçirmiş olmama rağmen hala onlar hakkında pek birşey bilmiyor olduğum ve hergün yeni birşey öğreniyor olduğum.

Tavuklar mesela. Tavuklar bana her zaman sakin ve çok ürkek hayvanlar gibi gelmiştir. En azından dün annemin o kırmızı çılgın tavuğunu  keşfedene dek böyle düşünüyordum. Ama o tavuk sayesinde anladım ki bazı tavuklar kümesten dışlanma, diğer tavuklardan dayak yeme ve kanlar içinde kalma pahasına kendileri olmayı sürdürüyorlar. Ve tuhaftır ki pek birşeyden korkmuyorlar.

Gel gelelim o tavuğun nasıl bir tavuk olduğunu anlama hikayesine. Masa örtüsünün üzerine dökülmüş ekmek parçalarını pencereden onlara vermek için pencereyi açtığımda onunla göz göze geldik. O meraklı suratı burnumun dibindeydi çünkü nasıl yapmışsa yapmış pencerenin hemen önüne sıçramayı başarmıştı. Onu birden karşımda görünce çığlık attım o ise hiç istifini bozmadan bana bakmayı sürdürdü. Kıstığı gözüyle sanki hayatında ilk defa bir insan görüyormuş da "bu da ne biçim bir yaratık" böyle dermiş gibi baktı suratıma. "Aşağıya in küçük hanım" dedim elimi sallayarak. Yine beni umursamadı. Elimi hızlı hızlı salladım o da yavaşça atladı aşağıya. Tavuklar çok korkaktırlar. Sesinizi biraz yükseltin canını alacağınızı sanıp var güçleriyle kaçarlar. Ama bu öyle değildi. Masa örtüsünü pencereden çırptım. (Bu arada tavuk sahibi olmanın en iyi yanı budur. Hiçbir şey ziyan olmaz. Onlar maydonoz çöplerinden domates kabuğuna kadar herşeyi keyifle yerler ve yediklerini size yumurta olarak geri verirler.) Örtüyü çırptım ve geri çekmek için hamle yaptım ama örtü ucuna ağır birşey bağlanmış gibi bir türlü geri gelmek bilmedi. Aşağıya eğilip baktığımda örtünün ucuna asılı olan şeyin bir demir parçası değil de bir tavuk olduğunu gördüm. Elbette bu tavuk az önce suratıma garip garip bakan o tavuktu. Örtünün ucundaki püskülü gagasının ucuna sıkıştırmış çekiştirip duruyordu. Ben çektim o çekti ben çektim o çekti sonunda ben galip geldim ve örtüyü bıraktı.

Kahkahalarla anneme anlatım olayı. Annem güldü. "o biraz değişik" dedi ve anlatmaya başladı. Bu tavuk diğerleri uslu uslu kümeste kalırken sürekli o yüksek duvardan kaçıp duruyormuş. Bazen kümesin önündeki teli bir şekilde aralıyor ve kaçmayı beceriyormuş. Dolaşıp geliyor bu arada komşu bahçelerden sürekli kovuluyormuş çünkü maydonoz, tere ne varsa hepsini yiyormuş. Kümese dönüp geldiğinde de diğer tavuklar bunu bir güzel benzetiyorlarmış. Annem bir kaç kez bunun kanlar içinde kalmış kafasını tedavi etmiş. Başında sargı beziyle yine kaçmayı sürdürmüş ve döndüğünde yine dayak yemiş. "Senin anlayacağın kümesin asisi bu." dedi annem.

Güldüm. Hiç böyle bir tavuk görmediğimi söyledim. "Seni bırak, bunca tavuğum oldu, ben bile böylesini görmedim." dedi annem. "Pek düşkün özgürlüğüne bu" diye ekledi sonra. "Onu bıraksak mı?" dedim. "Yok" dedi "komşuların bahçelerini mahvediyor, hem aç kalır ya da biri yakalar keser onu. Yine en iyisi burada kalması. Kaçar yine gelir."  Gülümsedim. "Anne bak" dedim "nasıl insanlar arasında farklı olanlar dışlanıyorsa tavuklar arasında da öyle. Yoksa neden onu paralasınlar ki?" Annem başını salladı: "O da kümesin kurallarına uysa belki hiç sataşmazlar. Ama bu kural falan tanımıyor bildiğini okuyor. Ne yapalım bu da böyle işte."

O çılgın asi tavuğa müthiş bir saygı duydum. Çünkü, kendinden hiç taviz vermeyen kişi, bu bir tavuk bile olsa, saygıyı mutlaka ama mutlaka hakeder...

RESİM: Anton Van Dalen

20 yorum:

  1. bayıldım bu tavuğa:) kısa film olur bundan bence.

    ve sanırım anneler hep anne. bir yandan "hııı" diye parmak sallayıp, diğer yandan da "ne yapalım, bu da böyle" diyor.

    YanıtlaSil
  2. yazi da tavuk da cok hosuma gitti.
    gaza geldim ulan, tavuga bakh! ;~)

    YanıtlaSil
  3. ne şanslısın.
    Çevrende tavukların olması bir şans.. Asi tavuğa gelince, gülümsedim...Benimde asi bir kaplumbağam var. Her gün şaşırıyorum.:)

    YanıtlaSil
  4. tavuğun sivil itaatsizi mi olur ya :-)

    YanıtlaSil
  5. aslanım tavuk.bizim yapamadığımızı yapıp,kendi özgürlüğü için pataklanma pahasına kurallara karşı çıkıor.takdir ettip bili biliyi... :)))))))

    YanıtlaSil
  6. JOA: Vallahi tam bir film kahramanı. Ama inan bana filmin ortasında kaçar gider bu :) Öyle başına buyruk :)

    MAGİSSA: Valla ben onu örnek aldım kendime :) Yeni idolüm bir tavuk :D

    BRAJESHWARİ: Ben de hep şanslı olduğumu düşünürüm olabilecek en doğal ortamda yaşadığım için. Kaplumbağayı öperim bu arada :)

    VİRGİLİUS: Onun kitabında itaat kelimesi yok valla :)

    KARA KİTAP: Takdir edilmeyecek gibi değil ki :)

    YanıtlaSil
  7. Tüm yorumlara katılmam bir yana, annene ve çevresindeki hayata bayıldım. Öp onu benim için :)

    YanıtlaSil
  8. Teşekkür ederim :) Öperim elbette.

    YanıtlaSil
  9. kafada sargı hayddiii yallah.
    aferin valla ona. inada bak sofra bezini çekiştiriyor.
    ama bu resimde en şanslı kişi sensin orası muhakkak. anlattığın yer cennete giderken sağda gibi görünüyor :)

    YanıtlaSil
  10. İnsanlar bana bu kadar küçük bir yerde nasıl yaşayabildiğimi soruyorlar, ben sadece gülümsemekle yetiniyorum. Ve her zaman böyle bir yerde büyüdüğüm ve yaşamaya devam ettiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum. Çünkü ben de tıpkı annem gibi anneannem gibi etrafında çiçekler, ağaçlar, hayvanlar olmadan yaşayamayanlardanım.

    YanıtlaSil
  11. Immmm "Asi bir dişi"!

    Hem asi, hem dişi. Bayıldım ben bu hikayede yer alan herkese...

    YanıtlaSil
  12. Zeyna mı koysak ne bu tavuğun adını :) Yakışır valla :)))

    YanıtlaSil
  13. Kedicigim, bu tavuk gecemin nesesi oldu. Komsunun terelerini bi de benim icin yesin! YOK burada :) Cok ozledim de... heheh! Ne tavukmus ama! Bizde de vardi tavuk, kumes, kopek, kedi... Ne guzel gunlermis...

    Sargili basini oksa benim icin... (izin vermez ya!)

    YanıtlaSil
  14. Onu tutabilene aşkolsun ama uzaktan okşarım başını :)

    YanıtlaSil
  15. Tavuga, sahibine ve anlatana bayildim:))

    YanıtlaSil
  16. Teşekkür ederim Belginciğim :)

    YanıtlaSil
  17. merhabalar güzel bir hikaye güzel bir ortam çocukluğumu yaşadım yeniden bende çocukken beklerdim tavuk yumurtlasın diye yumurtayı çiğ olarak içerdim tazecik biraz tuzlar iyiki öyle ortamlarda büyümüşüz sevgi ve dostluklarımı gönderiyorum...

    YanıtlaSil
  18. Çok şanslı bir çocukluk geçirdim ben de. Doğanın kucağında büyümek diyorum adına. İnsan başka türlü algılıyor hayatı sanki böyle büyüyünce. Ama bazı şeylere de katlanmak sanki daha zor oluyor. Herşeye rağmen şanslıyız diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  19. Siz ne hoş bir hayat yaşıyordunuz Fulya'cım, anneannemlerin evini hatırlattınız bana.
    Tavuğa ben de saygı duydum vallahi :)

    YanıtlaSil