01 Aralık 2013

sızlanma blogu

Hep dikkatimin dağınık olmasından şikayet ediyorum ya aslında şöyle bir düşünürsek, benim dikkatimin dağılması çok normal. Her şeyi merak edip her şeyi aynı anda öğrenmeye ve yapmaya çalışırsan olacağı bu. 

Aslında belki de o olağanüstü yetenekli kadınlardan biri değilimdir. Hem çalışıp hem evdeki işleri halledip üstüne üstlük çocuk yetiştiren o muhteşem kadınlardan söz ediyorum. Benim bir işim var (ki o iş beyin hücrelerimi ne yazık ki ele geçirdi.) okumak istediğim binlerce kitabım üstüne üstlük bitirmem gereken bir okul (ikinci üniversite okuyacağım diye tutturunca böyle oluyor) var. Bakmam gereken bir çocuk yok, işleri bitmek tükenmek bilmeyen kalabalık bir ailem olmadığı gibi muhteşem bir aşçı, her şeyi anında çözebilen, her işe nasıl olduğunu anlayamadığım bir şekilde yetişen bir annem var. Nasıl oluyor da ben her şeyi yarım yamalak yapıyorum peki? 

Son iki gündür düşünüp duruyorum. Bütün bu işleri bitiremediğim gibi yorgunluktan ölüyorum ve bunun sebebi muhtemelen bir yerlerde yanlış bir şeyler yapıyor olmam. Aklıma şöyle bir şey geldi, ben sanıyorum ki ne önemli ne önemsiz ayırt edemiyorum. İş önemli sanıyorum, evet önemli elbet insan işini layığıyla yapmalı ama eve geldiğin vakit işi dışarıda bırakıp bir hayatın olduğunu hatırlamalı. Ben bunu yapabildim mi? Elbette hayır. 

Okul meselesi var bir de. Yahu arkadaşım, sen sosyoloji okumayı hep istedin. Şimdi okuyorsun. Zaten bir mesleğin var ve bunu zevk için yapıyorsun. İnsan zevk için yaptığı bir şeyi neden stres haline getirir. Çekinmeyin çekinmeyin söyleyin, bence de büyük bir salaklık bu. Paşa paşa oku di mi? Weber ne demiş Comte sosyolojiyi nasıl din haline getirmeye çalışmış, sanayi devrimi sonrasında işçi nasıl ezilmiş, sosyal politikalar nasıl değişmiş, Simon De Beavuar neden "kadın doğulmaz kadın olunur" demiş. Oku işte yahu. Sınav da neymiş? Hey Allah'ım.

Ay sevsinler bir de kocaman bir battaniye örüyor bu kedi. Sanki dersin her işin altından kalkabilmiş, zamanı sebilmiş de bir de ona bulaştı. Her şeyi merak ediyor, her işe el atıyor ya. Yerim ben senin kuyruğunu kedim benim. 

Bence benim zamanımı düzenlemekle ilgili bir sıkıntım var. Mesela her gün diyorum ki bloguma uzun zamandır yazmadım yazayım. Nerdeeeee? O anda başka bir şey çıkıyor, sonra başka bir şey ve inanmazsınız başka bir şey daha. Mesela ben aslında buraya annemin Çin malı eşyalarla ilgili yaptığı yorumları yazacaktım. Şimdi okudum yazdıklarımı ve sızlanma blogu yazmışım. Amaaan demeyin vallahi çok sızlanasım varmış ki bunlar çıkmış. Aman canım siz de kaç yıllık yazan okuyan ilişkimiz var çekiverin azıcık nazımı. Vallahi sonra komik, acaip şeyler yazacağım ve bir daha sızlanmayacağım. (Yani sızlanmam herhalde. Söz vermeyeyim de)

Görüşürüz... umuyorum ki daha sık...

17 yorum:

  1. Ben de öyleyim kedicim hiç boş vakitm olmasın her şeye yetişeyim ben aslında tma da bununla ilgili bir yazı vardı kafamda ama yarna erteledim, duygularımın tercümanı oldun sağolasın ...

    YanıtlaSil
  2. Sen de sağol Özlem'ciğim. Ben artık sızlanmasam iyi olur diyorum kendi kendime. Hele de zavallı blogumu ihmal etmesem bu kadar daha da iyi olur :)

    YanıtlaSil
  3. sanırım hepımız aynıyız bazen 5 tane olmak ıstıyorum Ç:)zamanı yonetmıyorusz ama zaman yonetımını sevmıyoruz..sevgıler

    YanıtlaSil
  4. Aslında belki de biz yapabileceğimizden fazlasını merak eden insanlarızdır. Başka neden kendimizi klonlamak isteyelim ki :)
    Ama bence bu merak ve bu istek iyi birşey. Yorucu ama olsun. Di mi?

    YanıtlaSil
  5. Neyse , sızlanma yazısı da olsa 2 ay sonra bir yazı çıkmış. Battaniyenin notiflerini yazsan bir okumalık yazı da oradan çıkardı.Arkası yarın:)

    YanıtlaSil
  6. Battaniyeyi de yazacağım aklımda :)

    YanıtlaSil
  7. Ben de kendimi tek sanıyordum :)

    YanıtlaSil
  8. Blog için(de) blog
    (1.paragraf)
    sahip olduğumuz merak, ya bize iyi bir fırsat sunucak, yada bütün fırsatları daha iyisini bulma umuduyla teptirecek. bildiğim birşey var. o da: Bir çok şey öğrendim. Bir çoğunuda kullanamadım. Ama öğrenmezsem, biliyorum ki. aklımı bile kullanamıyacağım..
    (2. paragraf)
    '-Nasıl oluyor da ben her şeyi yarım yamalak yapıyorum peki! ' "yarım yamalak" bu sözcükler benim zannederdim. taki burda görene dek. :) Gerçekte işini yarım bırakan biri bunu bilmez, bilsede dillendirmek istemez. senin burda bahsettiğin durum. mükemmeliyetçi yapından kaynaklanan herşeyi eksiksiz ve farklı yapma isteğinden kaynaklanıyor. Bu sanatçı ruhlu bir kişilikte olacak birşey. tabii sonunda delirmediyse.. :)
    (3. paragraf)
    Albert camus gibi mi düşünemeliyiz. "Geleceğe yönelik gerçek cömertlik, şu an mevcut olan herşeyden vazgeçmeyi içerir." peki ya, geleceğimizi, geçmiş mutsuzluklarımızın bir avuntusu haline getirip, ölmeyi beklediğimiz bir pinekleme dönemi haline getirmez mi bu.
    (6.paragraf)
    mutluluğumuzu anlatmakta kelimeler nasılda yetersiz kalıyor. hemencecik yerini bir hüzün kaplıyabiliyor. sonrasında bir bakmışız: '-melankolikliğe' süreklediğimizi söyleyen bir dost. Ve onun için yaşanmamış mutlulukların kelimelerdeki yalancı yüzü olmuşsunuz.

    (senin vereceğin cevap) -pucca gibi olamam ya.. sahip olduklarımı, toz pembe hayallerimi anlata anlata böbürlenip. pink floyd gibi yapmacıktan klişe sözlerle kimseyi kandıramam ki. ben buyum. :)

    Bir an iyi, Başka bir an kötü olabiliyoruz. herhalde buda bizi insan yapıyor.

    YanıtlaSil
  9. :))) Yarım yamalak benim en çok kullandığım sözcük galiba. Çünkü sanırım haklısın ve ben mükemmeliyetçiyim. Aynı zamanda böyle olduğum için yani mükemmeliyetçi olduğum için bir salak olduğum da söylenebilir. Albert Camus'nun söylediklerini düşünüp durdum. Ders çalışıyorum ve tüm haftasonum gelecek uğruna heba oldu. Pişman mıyım? ı-ıh değilim. Ama gelecek için bugünü harcamaya değer mi emin değilim? Gelecek var mı ki zatan ya da olacak mı? Karınca olmakla Ağustos böceği olmak arasında kararsızım :)
    Not: Pucca da kim :D

    YanıtlaSil
  10. montaigne: "bize yaşamayı ömür geçtikten sonra öğretiyorlar."
    - Haydi hayatını yaşa çok geç olmadan. diyoru ruhum.
    -- kalsın ben böyle iyim. diyor aptal bedenim.
    montaigne:"acaba bazı ruhlar için hüzün bir zevk, bir gıda değil midir."
    - hayatta hiç bir amacın yok. umutsuzluğu ve vageçmişliği kendine rota edinmiş, kaybolmuşsun. bundan pekte şikayet etmiyorsun. bile bile içine sürüklendiğin boşlukta kıvranmayı mağrifet sayıp. tembelliğinle övünüyorsun..
    -- sırf hayatımda birşeyle başaramadığım için, kimsenin işe yaramazlığımı yüzüme vurmasını kabullenemeyeceğim. sürekli hayatınmın nasıl olması gerektiğiyle ilgili zırvalıkları dinleyip. Sahibi asla olamayacağım şeyler uğruna hayaller kurup, bir kenarda izlemeyi yeğlerim..nasıl olsa öleceğiz.
    montaigne: " birşeyler Yapmadım ne demek. yaşadın ya! Bu sizin yalnız başına işiniz değil, en parlak, en onurlu işinizdir."
    - öylesine tembelsin ki. önene gelen fırsatlara bile aldırış etmedin..
    -- aman ne büyük fırsatlar.

    montaigne: " bana büyük işler çevirme olanağı verserdi. neler yapmaya gücüm olduğunu gösterirdim."

    -sen başarısızlığa mahkumsun..
    --peşimde senide sürükleyeceğimden emin olabilirsin..

    montaigne:"önce kendi hayatınızı çevirmeyi bildiniz mi ? bildiğinizse bütün işlerib en büyük fırsatlara ihtiyacı yoktur.."

    dipnot: ben senden daha deliyim..

    YanıtlaSil
  11. Kendine deli diyen tüm insanları severim :)

    YanıtlaSil
  12. paylaşımlarınız çok güzel olmuş elinize sağlık.

    YanıtlaSil
  13. yazdıklarınızın özeti tek elle onlarca karpuz tutmaya çalışmaya benziyor :) bu değerli yazınızı keyif alarak okudum tşkrler.

    YanıtlaSil