01 Temmuz 2013

yılan hikayesi...

Tepenin yamacındaydı ev. İki katlı, güzel bir bahçe içinde, akla ziyan ölçüde cennetvari. Bu kadarını tahmin etmemiştim. Karşındaki ne kadar iyi bir anlatıcı olsa da bazı şeyleri görmeden güzelliğini kavrayamıyorsun. Büyük demir bir kapıdan geçtik ve kuzenlerin cennetine adım attık. Hercai menekşeler ve adını bilmediğim pek çok çiçek... İnsan sıkılıp daraldığı bir kalabalıktan geçip de böyle bir yere varınca güzellikten aklımı oynatırım diye korkuyor. Ne var ne yoksa içine çekip hapsetmek ve daraldıkça dönüp bu gerçekdışı güzelliği anımsamak istiyor. 

Bahçede oturduk. Kuzenim bir yılan hikayesine başladı. Geçen gün kümesin önünde bir yılan görmüş. Yılan telden başını sokmuş ve küçük civcivlerden birini tam boynundan yakalamış. Tel çok dar olduğu için çıkaramıyormuş ama inat etmiş bırakmıyormuş da. Kuzenim çok korkmuş tabi. Onu öldürebilirmiş çünkü evde av tüfeği varmış ama bakmış ki yılan kara yılan öldürmemiş. Çünkü kara yılanları öldürenlerin başına geleceği az çok biliyormuş. Anneannemin anlattıklarını anımsadım hemen. Rahmetli, "Kara yılan asla öldürülmez kızım" derdi "eşi gelir seni bulur ve asla intikamını almadan bırakmaz. Eğer onu öldürürsen başına geleceği de göze alman gerekir. Yıllar geçse de ölmediği sürece seni unutmaz ve intikamını alır." Kuzenim bir taş atmış ve yılanı korkutmayı başarmış. 

"Sahi" dedim "yılanın eşi gelir mi acaba?" Gelirmiş elbette. Hatta geçtiğimiz yaz S. ablalar bir kara yılanı öldürmüşler. Her gece eşi gelip pencerelere kırbaç gibi vuruyormuş gövdesini. Çıldıracak gibi oluyorlarmış. Onu da öldürmek zorunda kalmışlar. Geçen yaz kuzenlerin evini boyayan usta da bahçede görmüş bir tane. Adam küreği indirmiş ikiye bölmüş hayvanın gövdesini. Kuzen görünce korkmuş tabi. Aklının bir yanında S. ablanın hikayesi bir yanında babasının verdiği öğüt. Koşa koşa mutafağa gitmiş ve bir parça un alıp yılanın ağzına doldurmuş. "İyi de neden böyle birşey yaptın?" dedim. Meğer kazara öldürürsen bir kara yılanı ağzına bir parça yiyecek koymalıymışsın ki eşi gelip ona baktığında hırsızlık yaptığı için öldürüldüğünü görsün ve intikamını almasın. 

Kuzen anlattıkça anlattı bu yılan hikayelerini, büyülenmiş gibi dinledim. Seviyorum ben bu tür masalımsı hikayeleri. Gerçek olabilecekleri ihtimalini aklımdan çıkarmadan merakla dinliyorum. Asla kestirip atmıyorum "mantıksızca" "saçma" diyerek. Çünkü ben sanırım dünyanın en çok bu masalsı halini seviyorum. Söylediklerime gülenlere ise dünyayı gösteriyorum "şöyle bir bakın olup bitene, asıl saçmalıklar, mantıksızlıklar, akıl dışı olan her şey bizim hayatımızda." Ama insan alışageldiğini, kabul ettiğini akıl sınırları içinde sanmakla öyle meşgul ki mantıksız ve saçma olanı masallarda sanıyor...

Fotoğraf: artindia

4 yorum:

  1. eskiden her evin temelinde bir yılan olur,hane sahiplerini korurmuş, babamdan duymuştum.. yılandan korkma,insandan kork,diye bir atasözümüz de var.
    sevgiyle.

    YanıtlaSil
  2. Bunu hiç duymamıştım. Aslında bence büyüklerden duyduklarımızı biriktirmeliyiz hele de böyle masalsı enfes hikayeleri. Çok teşekkürler Tolga :) Bu da aklımın bir köşesinde dursun :)

    YanıtlaSil
  3. Köyde kara yılanlarla büyüdüm hiç zarar görmedim.Dedem hiç ellemezdi bahçedeki yılanları ve iğdenin üstünde, gündüz put gibi duran Baykuşu."Onlar olmazsa evi fareler basar, Baykuş,yılanı, yılan,fareyi yiyecek, düzen böyle sürecek" derdi. Kendi düzenimizi ve onların düzenini bozan sadece biziz.

    YanıtlaSil
  4. "Kendi düzenimizi ve onların düzenini bozan sadece biziz." harfi harfine aynı fikirdeyim.

    YanıtlaSil