14 Ekim 2010

mutluluk nerede kardeş?


Mutluluk profesörü intihar etti. Haberin başlığı bu. Haberde mutluluk ve umut üzerine kitaplar yazan 63 yaşındaki Choi Yoon-Hee'nin, 72 yaşındaki kocası Choi Yoon-Hee ile birlikte Seul'ün kuzeyindeki bir motelde kendini asarak intihar ettiğinden söz ediliyor. Haber Choi Yoon-Hee'in yıllar boyunca odaklandığı mutluluk ve umut üzerine yazıp çizmesi ve sonra da tüm inandıklarını bir çırpıda çöpe atıp intihar etmesi bakımından ilginç ama asıl ilginç olan bu habere sevgili halkımızın yaptığı yorumlar. (Ben haberlerden daha çok bu yorumları okumayı seviyorum. Çünkü akla zarar fikirler bu yorumlarda yer alıyor. Kimi öyle şeyler söylüyor ki şaka mı yapıyor yoksa gerçekten öyle mi düşünüyor anlaşılmıyor.)

Gelelim bu habere yapılan yorumlara. İlk yorum şu; "mutluluk proffesörü intahar ediyosa biz ne yapalım" Kıyaslama yöntemi ile düşünen insan tipi yorumu. Bir diğer yorum ise haberi boşverip fotoğrafa odaklanan insan tipi yorumu: bunun her tarafı mutlu olsa ne yazar... (Bunu neden yazmış sahiden anlamadım.) Bir başkası; demek ki neymiş,mutluluğun kitabi yazılmazmış... noktayı koymuş. Bir diğeri;  demekki abidin dinoyu inihara sürüklemek istemiş şaair mutluluğun resmini yapabilir misin derken bak kitabini yazana.... gibi şahane bir çıkarım yapmış. Şu ise akıllara zarar: hep öyle olur ne olursa olsun burnunuz havada olmayacak kanser profta da kanser risli belirmişti...:d  Şöyle düşünmüş sanıyorum; sen çıkıp mutluluk konusunda artistlik yap, profesör çıkıp sağlıklı yaşam konusunda artislik yapsın, burunlarınız havaya kalksın sonunuz böyle olur, cezalandırılırsınız işte böyle. Büyük konuşmayın arkadaşım. Hey maaşallaaaah. Ayakta alkışlıyorum ben bu kafayı.

Ama yorumların geneli yazarın mutluluğu yanlış yerde aradığı, huzurun islamda olduğu yönünde. İşte örnekler; huzur islamda , maddeci inancın sonu islam her sorunu aşar, insanları mutlu edebilecek tek bir şey vardır: ahiret inancı. gerisini görüyorsunuz, mutluluk, allah'ın istediği hayat tarzında gizlidir. zaten inancı olan intihar edemez, gerçek islamiyeti yaşayan bunu yapmazdi rabbimiz herşeyin ilaci devasi , rabbim herkese iman nasip etsin, dinsiz insan huzurlu ve mutlu olamaz. havuzlu villayla yogayla mutlu olunmaz! insanı namaz mutlu eder.

Bu yorumların dışında birbirlerine laf yetiştirenler de var. Biri Leo Buscaglia'nın da intihar ettiğini söyleyerek bu tür kitaplar yazanların yazdıklarını kendi hayatlarına uygulamadığını yazmış. Diğeri ise onu yanlış bilgi vermekle suçluyor ve leo buscaglia intihar etmemiştir, 1998 yılında evinde kalp krizinden ölmüştür. uydurma bilgiler vermeyelim.... diyor.

Yorumlarda olayları islam açısından yorumlayanlarla buna kızanlar arasında küçük de bir tartışma yaşanmış. Biri ölen kadın yazarın arkasından rahmet okumuş bir başkası buna fena sinirlenmiş; elin kafirine allah ne rahmet eyleyecekmiş... yanlız recep ivediğin palyanço hikayesne benzememişmi

Biri de haberi okuduğunda yorumları tahmin etmiş. Eh bu ülkeyi az çok tanıyorsan insanların ne söyleyeceğini tahmin etmek güç değil. bu haberi okuyunca bir grubun mutluluk islamda yazacağını bir grubun da bunu eleştireceğini biliyordum yanılmadım. insanların dinlerini imanlarını sorgulamak bize düşer mi ? düşmez.ayrıca kimsenin dikkatini çekmeyen bir durum var hanımefendinin eşi kendisini o kadar çok seviyormuş ki beraber intihar etmişler allah bizede bu kadar çok sevilmeyi nasip etsin( amin) Bir başkası ülke olarak tüm mutsuzluğumuz islama bağlamış ve şöyle demiş: en huzurlu yasayan ulkeler hiristiyanlar musluman ulkeler he geride hep geride Diğeri hemen yapıştırmış lafı: guney kore nin musluman bir ulke olmadigini hic kimse anlatmadi mi sana Biri olayı intihardan, mutluluk üzerine kitaplar tartışmasından çıkarıp müslüman ülkeler neden geri kalmıştır tartışmasına yöneltmiş; neden müslümanlar hep geride acaba? her müslüman kendine bi sorsun bakalım. demiş ama pek yankı bulamamış.

Son noktayı da yorumların tümü okuyup şaşıran biri koymuş; bu haber değil ama altında yazan yorumları okuduktan sonra sağlıklı biri olduğuma kanaat ettim.

Ben haberi okuyunca başka bir yerde okuduğum bir yazı geldi aklıma. Hatırladığım kadarıyla özet olarak şöyle diyordu; insanlara son zamanlarda hep pozitif düşünce pompalandı. Fakat birşey göz ardı edildi; bütün bu pozitif düşünce insanların zorluklarla baş edebilme, mücadele edebilme ve onları kabul edebilme gücünü zayıflattı. Onları pozitif düşünerek herşeyi başaracağına hayatını şahane hale getireceğine inandıran bu düşünce biçimleri aslında onların mutsuzluğunun da temelini attı.

Mutluluk, mutsuzluk, umut üzerine çok şey söylenebilir. Üzerine çok şey yazılabilir. Bilindiği üzere mutluluk hep arayış olarak yorumlanır. Mutluluk üzerine yazıyor olmak da belki bir arayıştır. Kadın yazar intihar etmiş evet. Çünkü dayanamayacağı acılar yaşıyormuş. İntihar notunda;  "İki yıl önce vücudumda ters bir şeylerin olduğunu hissettim. Zor zamanlar geçirdim, akciğer ve kalp hastalıklarıyla uğraştım"  diyerek bunu açıkça belirtmiş zaten. İntihar sebebi mutsuzluk değil acıya dayanamamak. Kaldı ki mutsuzluktan da intihar edebilir ki bunda da şaşıracak birşey olmazdı.Tüm hayatını mutluluk üzerine düşünerek geçirmiş olması bu kadının kimseye mutlu olduğu taahhüdü vermiş olduğu anlamına gelmiyor. Ya da hayatı boyunca mutlu olacağı anlamına... Değil mi? Olabilir. İnsan 20 yıl birşeye inanıp sonra fikrini değiştirebilir. Siz hiç birşeye ya da birşeylere inancını kaybetmiş insanlar görmediniz mi? İnsanın başına herşey gelebilir. Ve kimse kendisi için "asla" lafını kullanarak hiçbir şeyin garantisini veremez.

Bu intihar haberinin ardından ben ne mi yazardım yorum olarak? Sanıyorum o küçük kutucuğa yazacaklarım şunlar olurdu: İntihar fikri çoğumuza çok uzak görünse de, her nasıl yaşıyorsak yaşayalım her neye inanıyor olursak olalım, hayatımızın herhangi bir yerinde tam karşımızda duruyor olabilir. Kimse ama kimse hayatın kendisine getirecekleri ile baş edebileceğinin garantisini veremez.


NOT: Yorumlar olduğu gibi alınmıştır. Tüm yazım hataları yorum sahibine aittir :)
Resim: Aron Wiesenfeld

11 yorum:

  1. Ne kadar kavga etmeye hazır milletiz yahu.Bu yorumları yazır birbiriyle atışan insanlara şaşırıyorum ayrıca gülüyorum çok acayip milletiz:D

    YanıtlaSil
  2. Kesinlikle katılıyorum Kedim... Her yazı yazan, onu yapmiş sayılmaz ayrica... Bizlerde yazarak ögreniyoruz ve ben o kadının çok mutlu öldüğünü düşünüyorum...

    Yorumlara gelince, bende sıklıkla yorum okuyorum. Okudukça korkuyorum insanlarin baktıklari acilardan...

    Hayatta insana en uzak şey bile yakın olabilir bazen... Asla olmaz olmaz dememeli...

    Pozitif düşünce hakkında denilenlere de bir ekleme yapabilirim kendimce... Evet pozitif düsünceye cekilmeye calisiyor insanlar, cunku negatif düsünceye cok yatkiniz. Aslinda ne pozitif ne negatifte olmali insan... herşey ortada da dengede.. Ve bu dönem pozitif -negatif gitgellerimizin cok siddetli yasandigi bir evre... Sanirim denge icin dengesizlik gerekli... Orta nokta nötr olabilmek çok önemli.. Ama malasef yolumuz çok uzun daha....

    YanıtlaSil
  3. Brajeshwari gibi ben de bu yorumları sıkça okuyup, toplumun en azından bir kısmının "internete girip, yazılara yorum yazmayı becerebilecek kadar seviyesi" olup da aynı zamanda bu kadar basit yorum yapacak kadar seviyesiz olması beni de yılgınlığa ve umutsuzluğa sürüklüyor yazık ki...

    İntihara gelince; ölüme, insanın ummadığı anda, yerde ve şekilde yakalanmak yerine, zamanını, yerini ve şeklini belirleyerek randevuyu kendisinin vermesi de mutluluğun bir başka yorumu olamaz mı?

    YanıtlaSil
  4. bende her seferinde cok takiliyorum bu yorumlara, hayir birde ugrasip zaman harciyorlar oraya yorum yazmaya...
    tam da aklimdan ayni seyler gecerken son yorumu okudum, en azindan bizim akil sagligimiz yerinde diye sukretmemiz lazim :)

    YanıtlaSil
  5. son sözüne katılmamak elde değil.

    YanıtlaSil
  6. bana kalırsa mutluluk prof.diyerek haber başlığı koyanlar zaten şartlandırıyorlar habere karşı ..herkes kendi duygusunun profesörüdür..bence tabi ..

    YanıtlaSil
  7. bir de başka açıdan bakalım.belki sevdiklerinin onu acı çekerken görüp çaresiz kalmalarına üzülmemesi için de pes etmiş olabilir..

    YanıtlaSil
  8. Bir anketim var,katılırsanız çok sevinirim. Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  9. sonuçta herkes kendi tarihsel geçmişinin, kültürünün vb. oluşturduğu gözlükle bakıyor dünyaya. bir de, kendince kendini haklı çıkarmaya çalışıyor. kendini onaylamazsa yaşaması zor insanın.

    yorumunuz güzel.

    YanıtlaSil
  10. konuyu çok güzel irdelemişsiniz...

    YanıtlaSil
  11. İNANIRSAKOLURBENCE: Gazete haberlerindeki yorumları okuduğumda bir yandan şaşırıyor bir yandan da gülüyorum. Bu insanlar olayları çok acip şekillerde yorumluyorlar. Akıllara zarar.

    BRAJESHWARİ: Negatif düşünceye yatkın olduğumuz konusunda hemfikirim ama bunun bir nedeni var. Bu ülke bizi umutsuz ve negatif yapıyor. Çünkü neye ve kime güveneceğimizi bilemiyoruz artık. Korkunç bir yozlaşma var. Ve biz sürekli kötü ihtimalleri düşünmek zorundayız. Eğer düşünmeden hareket edersek biliyoruz ki en olmayacak en saçma şeyler başımıza gelebilir. Hayata bakışımızda nerede yaşadığımız çok önemli.

    HEP: Aynı yılgınlığı ben de yaşıyorum inan bana. Ve anlamaya çalıştıkça insanları hiç ama hiç yol alamıyorum. İntihar yorumuna gelince; böyle de yorumlanabilir neden olmasın. Hayat seçenekler bütünü ise insan ölüm ve yaşamak arasında elbette bir tercih yapabilir.

    A-H: Kesinlikle şükretmek lazım bu durumları göz önüne alınca.

    GUGUK KUŞU: Evet.

    JJSS: Zaten komik bir laf değil mi Mutluluk profesörü :)

    CRAZYWOMENROSEMARY: Olabilir elbette. Neden olmasın? İnsanın öyle bir durumda neler düşünüp neler hissedeceğini anlamamız mümkün değil. O kadın nelerle boğuştu nasıl acılar çekti kimbilir. Belki dayanamayacağı bir raddeye geldi.

    AYSEMA: Katıldım. Sevgiler benden de...

    DEEPBLUEEAGLE: Bu çok doğru. Ne yaparsak yapalım ona mutlaka kendimizi haklı çıkaracak bir dayanak buluyoruz. Ya da belki gerçekten haklı dayanaklarımız oluyor.

    HACCECAN: Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil