07 Ekim 2010

not defteri...

"Aslında" diyorum "Olup bitenleri not alsak. Şöyle küçük küçük notlar. O zaman farkedeceğiz günün hiç de o kadar sıradan olmadığını." Soran gözlerle bakıyor. O, her günün hemen hemen aynı olduğu fikrinde ısrarcı. Zaman zaman ben de ona katılıyorum fakat ben daha çok bizim aynı baktığımız, aynı algıladığımız fikrine meyilliyim. "Şöyle ki" diye başlıyorum. "Gün içinde hiç tanımadığımız biri birşey söylüyor, birşey okuyoruz ya da birşey hatırlıyoruz ve bütün bunlar üzerine düşünüyoruz. Ama bunların hepsi sabun köpüğü gibi uçuyor. O anda kalıyor hepsi. Biz o günün gecesinde olup bitenleri ancak temel hatlarıyla anımsıyor ve bu küçük ayrıntıları göz ardı ediyoruz. Belki de o yüzden monoton herşey." Hemen o an karar veriyoruz küçük not defterlerimizi yanımıza almaya. "İstediğimiz herşeyi yazalım mı?" "Elbette yazalım" diyorum. İnsanları, sokakları, okuduklarımızı, düşündüklerimizi. "Belki" diyor "kendimizi bile şaşırtırız yazdıklarımızla, olamaz mı?" "Bunu göreceğiz" diyorum.

Gece olunca şunları okuyorum kendi defterimden...

*Geçen sonbahar hemen hemen her gün boynum ağrmıştı. Bir kaç gündür sabahları aynı ağrı ile uyanıyorum. Sonbaharın geldiğini anlamak için ne garip bir işaret.

*Dayım çok erken uyanıyor. Bahçede bir o ağacın yanına gidiyor bir bu ağacın yanına. Ama en çok incir ağacının yanında duruyor. Ona birşeyler anlatıyor olabilir mi? Peki ya ağaç ona birşeyler anlatıyorsa...

*Sabahları insanlar nasıl oluyor da enerjik kalkıyorlar? Bunun seni o gün içinde bekleyen şeylerin ne olduğunu bilmekle bir ilgisi olabilir mi? Eğer o gün güzel şeyler olacağını bilsen enerjik kalkar mısın mesela?

*Bazen arkamda biri duruyormuş gibi hissediyorum. Üstelik o anda evde yalnız olduğumu bildiğim halde hemen arkamda duran biri varmış da elini omzuma koyacak sanıyorum. Korkmuyorum ama. Bu babamın gidişinden önce de varmıydı? Hatırlayamıyorum.

*Karşımda insanlar beyaz kağıtların içine gömülmüşler. Buna rağmen neşeliler. İşlerini sevdikleri için mi yoksa işlerini çekilir hale getirmeye çalıştıkları için böyleler? Kararsızım.

*Dışarıda yağdı yağacak bir hava var. Neden yağmurlu havalarda Dostoyevski okumak ister insan? Onu yağmurla birlikte düşündüren nedir ki?

*Biri bebeğine battaniye almış. Pembeli mavili yumuşacık birşey. "Bunun büyükler için olanı var mı acaba?" dedim güldüler. Gerçek bir soruydu benimki oysa.

*Lavabodaki fayansların dalgalı bir deseni var. O desenlerin içinde garip resimler görüyorum. Bugün kel kafalı, sakallı bir adamla ona sarılmış ağlayan yaşlı bir kadın gördüm. O adama benzeyen bir adam var mı acaba? Bir gün sokakta o adamla kadını görsem"ben sizin siluetiniz fayans üzerinde görmüştüm" desem. Ne derler diye sormuyorum bile.

*Bir günü tek başıma evde geçirmek istiyorum. Dışarıda yağmur yağsın ben önce siyah beyaz bir film seyredeyim, çay demleyeyim, okuyayım biraz, biraz pencereden bakayım. Bunları yapsam iyi gelecek sanki.

*Bazen ses tonumu ayarlayamıyorum. Özellikle gülerken. Oysa insanları rahatsız etmekten hiç hoşlanmıyorum. Ama insan gülerken hesaba kitaba giremiyor ki...

*Bazı arkadaşlarım zaman zaman ortadan kayboluyorlar. Telefonlarını değiştirip, emaillerine cevap vermiyorlar. Onları anlıyorum. Zaman zaman ben de böyle yok oluyorum ortadan ama onlar için endişelenmekten kendimi alamıyorum. İyi olduklarını umut ediyorum.

*O ne yazdı not defterine acaba? Okumak için sabırsızlanıyorum.

Resim: Dora Carrington

6 yorum:

  1. bunları hemen o anda nasıl yazıyorsun?benim de çantamda not defterim var,aynı amaçla taşınan.ama mesela iş yerinde çalışırken aklıma birşey geliyor açıp o esnada yazamayacağım için kalıyor.ya da evde bulaşık yıkarken aklıma birşey geliyor,işim birince yazarım diyorum unutuyorum.hele otobüste falan gördüklerim külliyen uçup gidiyor.

    YanıtlaSil
  2. Basucumda daima bir kitap ve bir not defteri durur, bazen uykuya dalmadan hemen önce aklimdan bir cümle gecer kostura kostura isigi yakar not ederim.
    Bazen sacmalarim, bazen de bunu ben mi yazmisim ne güzel yazmisim diye kendi kendime sevinirim.
    Ama asil canimi sikan ne biliyor musun, yasamimizi not eden birisinin olmasi. Neyse ki unutkaniz, yoksa bu izlenilme hissiyle yasanmiyor.

    YanıtlaSil
  3. benimde aklıma gelip ucar cumleler... Daha sık yazasım geldi simdi :)

    Deneyecegim....

    YanıtlaSil
  4. Not aldığın şeyler eğlenceli, çoğu zaman düşünüp hemen unuttuğum şeyler de var içinde. Ben de not almak için çantama küçük not defteri atıp sonra kaybediyorum:) Kimbilir bulan kişiler okuyunca ne düşünüyorlardır:)))))

    YanıtlaSil
  5. Tam da bir iki gündür düşündüğüm şeyi yazmışsınız. Hafta sonu kırtasiye alışverişine çıkacağım diye liste yapıp duruyordum. İyi ki hatırlattınız!

    YanıtlaSil
  6. KARA KİTAP: Elime geçen kağıtlara yazıyorum bazen. Her biri bir yerden çıkıyor sonra. Ama böylesi daha keyifli :)

    HALTESTELLE: Ya yaşamımızı not ettikleri defteri daha sonra bizi okuma fırsatı veriyorlarsa :)

    BRAJESHWARİ: Yazmalısın...

    MECMUA-İ MODERN: Ben hiç tanımadığım birinin not defterini bulmak isterdim. Bu çok hoşuma giderdi :)

    EGEMAVİSİ: :)

    YanıtlaSil