14 Nisan 2010

Sevgili Bayan T.

Sevgili Bayan T,
Çok yorgunum, hep yorgunum. Bunu her konuşmamızda duyuyorsun zaten. Telefonu her kapadığımda "bir dahaki sefer yorgunluktan ölsem bile söylemeyeceğim" diyorum, lakin verdiğim sözü unutuveriyorum. Belki de en yakınlarımdan biri olduğun için nazlanıyorumdur sana, ne dersin? İnsan, insanın yastığı gibi Sevgili Bayan T. Ne zaman kafamızı taşıyamaz olsak yığılıveriyor ağırlaşmış kütlemiz diğerinin üzerine.

Bana nasıl gittiğini sorduğunda, bildiğin gibi diyorum ya, yalan. Aslında pek çok şey oluyor bilmediğin. Mesela güneşli bir sabaha uyanıyor, sokağa çıkıyorum. Bu bölüm bildiğin gibi. Ama aynı sabah içinde gazete okuyan bir adamın, o gazetede yumruklanmış başka bir adamın fotoğrafına bakarken nasıl sevindiğine şahit oluyor, dehşete düşüyorum. O mavi gök siyaha kesiyor birden. İnsan nasıl bu kadar zalim olabiliyor Sevgili T? Ve nasıl bu kadar akılsız, öngörüsüz, bencil olabiliyor? O adama herşeyi unutup vicdanını dinlemesini söylerken ben, diğerleri nasıl oluyor da benim değil onun yanında yer alıyor? Ve çok merak ediyorum Sevgili Bayan T. merhametten, vicdandan nasıl böylesi uzak yaşanabiliyor?

Ben bunları unutmaya ve hayata dair umudumu kesmemeye çalışırken güneş tepeye çıkıyor, ben de dışarıya. Cafeye gidiyorum. Sen bilmezsin, hiç görmedin o cafeyi. Küçük bir yamaç var hemen kıyısında, üzeri yemyeşil çim. Alçak duvarına ayaklarımı uzatıyorum, yüzüm güneşe ve çimlere dönük. Bakıyor da bakıyorum. Ve yine, tıpkı güneşli bahar günlerinde göğün mavisine şaşıp kaldığım gibi, çimlerin yeşiline de hayranlıkla karışık bir şaşkınlık içinde bakakalıyorum. İnsanlar geliyor, yanıma oturuyorlar. Selam verip birşeyler anlatıyorlar. Çoğu çimlere bakmıyor. Bilirsin birşey seni heyecanlandırırsa, ya da çok güzel bulursan birşeyi yanında kim varsa haberdar etmek ister insan. Tam ağzımı açmış bunlardan söz edecekken adamın biri elindeki sigara paketini fırlatıveriyor oraya. Ne desem bilemiyorum. Öylece duruyorum. Sonra kalkıp alıyorum, adamın yanına gidiyorum, gülümseyerek; "bu size ait, düşürdünüz galiba" diyorum. Adam şaşkın şaşkın bakıyor. "Yooo ben onu attım oraya" diyor. Tek söz etmeden paketi masasına bırakıyor arkamı dönüp gidiyorum. Adamın yanındakilerin ona ne demek istediğimi anlattıklarını ve güldüklerini duyuyorum. Bu adamın bu olaydan hiç ders almayacağını adım gibi biliyorum. Umursamazlık bir hastalık değil midir Sevgili T.? İşte ben bu hastalıktan muzdariplerle aynı yerde nefes almaya çalışıyorum.

Sana anlatmadığım daha pek çok şey olup bitiyor Sevgili Bayan T. O narin, güzel kalbine kirli hikayeler girsin istemiyorum. İstiyorum ki sen herkesi kendin gibi sanmaya devam et. Dantelli perdelerinin ardından bak gökyüzüne, pembe çiçekli fincanından çayını yudumlarken şiir oku, ağaçlardan büyülen, çiçeklerden ve kuşlardan yine. Tüm bu çürümeden, bozulmadan, yıkımdan uzak tutamıyorum hiçbirşeyi. İstiyorum ki bir seni tutayım. Sana değmesin hiçbiri. Ama ben anlatmasam da yağıyor üzerine biliyorum....

Gözlerinden öpüyorum Sevgili Bayan T. ve o narin kalbinden de...

Resim: Itzchak Tarkay

13 yorum:

  1. Uzunca yazında benzeşen insani duygularımıza ben de sen kadar şaşıyorum.Ama sorular sordukça da senin gibi çok yoruluyorum.Sormamam gerek diyorum ve bunu dediğimde pişman oluyorum çünkü soracaksın diyorum,yılmadan ve tembelliğe alışmadan,sıradan olmadan soracaksın...

    YanıtlaSil
  2. şimdi ciddi bir itirafta bulunacağım hem de belki seni yeniden kızdırma pahasına ama bunu yapmalıyım....
    evet ben de acaip bir mutluluk duydum birinin burnuna inen yumruğa, bian kızdım kendime, şiddet şiddeti getirir dedim, içimdeki o sevinen şeye......ama ikna olmadım ohh dedim ohhhhh olsun, kızma bana:D
    şehitleri düşündüm, babasız büyüyen çocukları ve o yumruğu yiyenlerin hainliklerini, az bile bu onlara, yumruğu yiyince nasıl da tehditler savurduklarını ve bir daha ohh dedim daha beterini yapsaydı keşke dedim,tekrar tekrar izledim ve inanmayacaksın herseferinde daha bir derinden ohhh dedim, başka kanallarda aynı haberi buldum ve yeniden izledim.
    içimdeki bu diğer bene şaşırdım ama ama onu dışlamadım....
    tek diyebileceğim böyle hissetmek zorunda kaldığım için üzüldüm aslında, keşke ama keşke böyle şeyler olmasaydı...

    YanıtlaSil
  3. haa bi de, sevgili bayan t yi kızdırdıysam ve kırdıysam özür dilerim

    YanıtlaSil
  4. sen en iyisi hiç bahsetme ona bu yazdıklarımdan,
    yinede ohhh oldu işte ohhhhh, ay yine tutamadım kendimi:D

    YanıtlaSil
  5. guguk tavugu!
    yukaridaki yazi ile simdi senin
    bu yumurtaladigin seyler arasinda bir baglanti kuramadim?!.
    biraz kumesten kafani dunyaya cikarda
    her seyin kumeste anlatilanlar gibi olmadigini idrak edersin.

    YanıtlaSil
  6. bağlantı kuramaman ahmaklığından kaynaklanıyor olmasın:D ve de terbiyesizliğinden!

    YanıtlaSil
  7. BUĞDAY TANESİ: Sorulardan yoruluyor, bunalıyor ve illallah ediyoruz ama yine de susturamıyoruz beyinlerimizi. Çünkü biliyoruz ki sormadan yaşarsak bir bedenden gayrısı olamayacağız.

    GUGUKKUŞU: Kızmıyorum ama şaşırıyorum. Dahası çok da üzülüyorum. Ben karşısındakini düşman olarak görenlerden değilim. İnsan olarak görenlerdenim. Ve tüm insanları da kardeşlerim. Onlardan birinin canı yanınca benimki de yanıyor onlardan biri bir başkasına kötülük ettiğinde de öyle. Bir genç adam hayata veda ettiğinde de öyle bir anne evladına ağlarken de... Peki böyle mi çözülecek bu iş? Birbirimizden nefret ederek, birbirimizi düşman belleyerek çözülür mü? İnsan kalbi bu kadar küçük mü ki az sayıda insanının sevgisini sığdırsın için? Tüm insanları sırf insan oldukları için kardeş belleyemiyorsak, sırf farklı bir din farklı bir ırka ait diye düşman addediyorsak kendimize ne diyebiliriz? hayır sana kızmıyorum. çünkü senin gibi düşünen pek çok insan gördüm son zamanlarda. Sadece birinin canı yandığında canı yanan insanların sayıca bu kadar az oluşuna şaşıp kalıyorum.

    YanıtlaSil
  8. onları ayrı bir ırk olarak hiç görmedim, kürtlere değil kızgınlığım, onları kullananlara. biz sevgiyle büyüdük, ayrı gayrı bilmedik, taa ki bazıları çıkarları için elini kana bulayana kadar....18-20 yaşındaki evlatları öldürenleri sevemem kedicim.....

    YanıtlaSil
  9. bende 14 yasinda cocuklari olduren, diski yediren, koy meydaninda erkegin hayasina ip baglayanlari sevmem guguk tavugu....

    YanıtlaSil
  10. Bu kürtleri hep kullanan var da türkleri kullanan yok mu hiç merak ediyorum, mesela milliyetçilik damarını kabartan kullanım olmaz mı? Gariptir hiç de olduğu kabul edilmez. Mesela ayrım yapmaya kullanım olmaz mı hiç? O da olmuyormuş. Mesela kabul etmemeye ikinci sınıf görmeye kullanılanlar yok mu? O da mı yok? Garipliğe bak, nerde yaşıyoruz biz o zaman?
    Sanıyorum 18-20 yaşındaki insanlardan bahsedilmiş, oysa yanlış bir teşhis, eksik, Uğur Kaymaz henüz 18'ine bile gelmemişti, öldürülmeye kullanılmış, değil mi? Ya ya, Guguk kuşu kılıklı insanlar, sorunları düzeltirler, kürtler kullanılır sorun çıkarırlar, ne kadar da ulvice.

    YanıtlaSil
  11. Ah yoruma bakıp da aldanılmasın, ben guguk kuşlarını hiç ayrı bir ırk olarak görmedim, guguk kuşuna değil kızgınlığım, onu kullananlara.

    YanıtlaSil
  12. sevgili adsız önce sen kimliğini belli edebilme cesaretini göster.jüpiter sana gelince, kinin aklını kullanmana engel oluyor, benim seninle bir sorunum yok, keşke daha terbiyeli olabilsen seninle daha makul konuşabilirdik. sorun sen ve ben değiliz.

    YanıtlaSil