28 Eylül 2009

OKURUN BİR BAĞIMLI OLARAK PORTRESİ


Bazıları dolaplarını giyecekle doldururlar. Bazıları ayakkabı ile bazıları makyaj malzemesi bazıları da parfümle. Bazıları ise okunmamış bunca kitabı olmasına rağmen kendini kitap almaktan alıkoyamaz ve karşısında duran onlarca kitaba baktıkça kendi kendilerine şöyle sözler verirler: "Bu kitaplar bitmeden asla ama asla kitap almayacağım." Elbette bu sözler kitapçılarda ya da online kitap satış siteleri karşısında unutulmaya mahkumdurlar.

Bu tip insanlar kitabevi raflarını gördüklerinde kendilerinden geçerler. Kitap sayfalarının kokusu beyinlerine süzüldüğünde, kitaplar binbir cilve ile raflardan parladığında, en sevdikleri yazarın yeni bir kitabını gördüklerinde kitaplıklarının raflarına tıklım tıkış yığılmış onca kitabı bir anda unutverip açlıktan gözü dönmüş birine dönüşürler. Koltuklarının altında en az 3 kitapla sokağa çıktıklarında ise akılları başlarına gelir ve omuz silkerler. Bunları hemen okuyup bitireceklerdir ve evde kendilerini bekleyen kitapları da öyle. Hatta onları okumadan ölmeyecek, onların hepsi bitene kadar kitap almayacaklardır. Söz veriyorlardır evet kesinlikle sözleri sözdür. Bu sondur ve asla pişman değillerdir. Şöyle derler: "Ne yapayım dayanamadım. Şunlara baksana, şu sayfaların kokusuna, şu kapağın parlaklığına bir bak Allahını seversen. Kim karşı koyabilir ki?"

O kitaplar ellerinde mutlu mesut eve gelirler. Evde her yanının kitap olmasından, dolaplara birşey koyamamaktan şikayet eden bir anne mevcuttur. O anne kapıyı açar ve kaşlarını kaldırarak şöyle der: "Yine mi?" Bağımlımız mahçup mahçup başını öne eğer: "Vallahi bu son vallahi bak." Annenin kaşları hala aşağıya inmemiştir: "Daha diğerlerini okumadın" Anne haklıdır. Fakat ona haklı olduğu söylenmez, onun yerine sevimlilik yapılarak "yemekte ne var?" "Bugün ne tatlısın farkında mısın?" gibi cümlelerle olay örtbas edilir.

İşin en güzel kısmına gelinmiştir artık. Kitaplar yatağın üzerine konur hemen bağdaş kurulup oturulur azıcık ondan birazcık bundan okunmaya başlanır. Bütün bu hazza eşlik etsin diye bir fincan çay alınır ve kitaplardan biri o gece bitirilir. Kitapkurdumuz huzur içinde uyuyabilir artık çünkü sözünün küçük de olsa bir kısmını yerine getirmiştir.

Sonraki günlerde söz vermiş olmasına rağmen aldığı o üç kitabın kefaretini ödemek için çılgın bir hızla okumaya girişir. İşin garibi yeni aldıklarını değil de eski olanları okuyordur. Çünkü O şöyle bir şeye inanıyordur: "her kitap için bir zaman vardır. Çoğu zaman bilmezsin hangi kitabı okuma vaktindesin ve bu yüzden kitaplığın önünde uzun zaman geçirmen gerekir. Belki bir aşk hikayesine ihtiyaç duyuyordur ruhun ya da tarihe. Belki seni güldürecek birşeye ihtiyacın vardır o aralar ya da bir türlü akmayan gözyaşının akmasına sebep olacak bir kitaba."

Bazen kitaplığın önünde durup bir ondan bir bundan okumaktan ve bir türlü ne okuyacağını bulamamaktan o kadar sıkılır ki mümkün olduğunca kalın kitapları okumak ister. Çünkü onlar çabuk bitmeyecektir ve böylece kitaplık önünde harcanan zamanlar yeniden yeniden yaşanmak zorunda kalmayacaktır.

Okurumuz biraz huysuzdur açıkcası. Kimi zaman ayıla bayıla okuduğu bir kitabın ortasında ona burun kıvırabilmektedir. Ya da kitabın sonlarına doğru gözü başka kitaplara kaymakta ve bu sadakatsizliğinden utanç duymaktadır.  Bazen kitaplarla kavga etmekte, bazen bir cümlenin güzelliğine vurulup kalmaktadır. Kimi kitapları aşkla okumakta kiminden de hiç birşey anlamayıp bir kenara fırlatmaktadır. Bazen dünyaya böyle baktığı için kitapları suçlamakta ve onlardan nefret etmektedir. Kitaplarla arasındaki o aşk ve nefret ilişkisinden yorulup zaman zaman okumayı bırakmaktadır. Dedik ya huysuzun tekidir okurumuz.Zaten okur dediğin de biraz huysuz olmalıdır belki.

Sonra küser bir zaman kitaplara.Uzun zaman okumaz. Elbette onun uzun dediği zaman görecelidir. Başkasına kısacık gelecek bir zamandır belki de. Sonra bir gün yeniden bir kitabevine düşer yolu ya da gazetede sevdiği bir yazarın yeni kitabının çıktığı müjdesi verilir. Ve film yeniden başa sarılır. Koltuğunun altındaki kitap sayısı değişse de okurun serüveni hep aynıdır.

Fotoğraf: Guardian

20 yorum:

  1. Ben de o sözü hiç bir zaman tutamadım, elimde aynı anda okuduğum iki kitap olmasına rağmen az önce eve gelirken dayanamadım öününden geçtiim kitapevinden bir kitap daha aldım.
    Dün de eşimle yeni açılan D&R'ın altını üstüne getirdim.
    Sence ben normal miyim kediciğim?:))

    YanıtlaSil
  2. demek ki normal diye bir şey yok:)
    e iyi oldu bu,kendimden şüphe etmeme de gerek yok demek ki...

    YanıtlaSil
  3. ÖZLEM: Ah o dayanamama hali yok mu? Ne zor direnmek ona. Ben bu ara nasıl zor frenliyorum kendimi bir bilsen hem de ne zor...

    NALAN: Normal diye birşey yok gerçekten de. Varsa bile neye göre normal neye göre değil? Asıl önemlisi bu sanırım :)

    YanıtlaSil
  4. Çook tanıdık geldi bu yazdıkların. Aman iyi ki öyle, şikayetim yok :)

    YanıtlaSil
  5. Umarım bulaşıcıdır bu bağımlılık... Ne kadar çok insana bulaşırsa dünyamız daha yaşanası olacak. İyi ki varsınız...

    YanıtlaSil
  6. Sanki ben. Kendimi okurmuş gibi oldum:)
    Fotograftaki oda da, aynı benim odam. Benzerlik bu kadar olur.
    Benim bir şansım var. Kitap alıyorum ve hemen okumuyorum diye kimse kızmaz bana. Bizim ailede genetik. Annem, kız kardeşim, eşim, kızım hepimiz böyleyiz.
    Gülümseyerek okudumm yazını.

    Eline sağlık.

    YanıtlaSil
  7. Hatta evde, elimin altında en az 10 tane okunmamış kitap yoksa kendimi çok huzursuz hissederim.
    Kıtlık mıtlık çıkar, deprem olur, kitapsız kalırım diye bir korkum vardır hep:)

    YanıtlaSil
  8. ASLI: İyi ki böyle bence de :)

    AYSEMA: Bulaşıcı bence. Ve daha çok insana bulaşsın. Hatta aklıma ne geldi; şu alışverişin canlandırılmaya çalışıldığı reklamlar var ya o reklamlarda kitap satışını tavsiye etseler ya. Böylece herkes kazanır. Değil mi?

    KUNEGOND: İnsanda kitapsız kalacağı gibi bir duygu oluşuyor galiba. Ya da o an hangi ruh haline uygun kitap seçememekten doğan bir kaygı. aslında ben bir türlü seçemediğim zamanlarda "keşke tek bir kitap olsaydı elimde de dakikalarca ondan bunda okumak zorunda kalmasaydım" derim :) Bazen doğru kitabı bulana kadar çok fazla vakit harcayanlardanım ben :)

    YanıtlaSil
  9. daha geçen gün eşim sen kaç tane kitap okuyorsun diye sordu.evin her yerinde başlanmış kitaplarım dolu.ama ben hepsini o anki psikolojime göre okuyorum.kitap almaksa bir bağımlılık oldu.tedaviye ihtiyacım var.maaşımın çok üstünde harcama yapıyorum çünkü.ayrıca da evde kitap koyacak yer kalmadığı için yeni de bir kitaplık almam gerek.iyi ki bursa'da iyi bir sahaf yok.çünkü ben hem yeni hem de eski kitap kokusuna bayılırım.kitap olsun da başka birşey olmasın.

    YanıtlaSil
  10. Kedicim, biz ikizmiyiz acaba:)) Kitaplara olan askimiz, bu kadar mi benzer iki insan birbirine diye hayret etmeden duramadim.
    Beni bir Kitapevine biraksalar, yillarca gelip almasalar inan sikayet etmem:)) Esimle carsiya ciktikmi, adamcagiz kitapevlerinin oldugu yollardan yürümek istemiyor, biliyorki ben yine takilip kalicam, zaten evde de koyacak yer kalmadi ya:))
    Bu hastaligi elimizin tuttugu, gözümüzün gördügü herkese bulastiralim:))

    Öpüyorum Kedicim:))

    YanıtlaSil
  11. Sadık okuyucu portresi de ancak böyle anlatılır! Sadık bir aşık, sevdiceği ne yaparsa yapsın ayırmazsa gözünü gönlünü ondan, sadık okuyucu da zaman zaman küssede kitaplarına gönlünü çekemiyor işte örneğindeki kişi gibi kitaplarından.
    Ne tatlısın sen bu gün?Akşam ne yemek var?

    YanıtlaSil
  12. Bu benim diye geçirdim içimden ama başkalarıda varmış:)

    Bende o sözü çok veririm ve hiç tutamam.Kütüphaneden aldıklarımda ekleniince aralarına sözü tutmak imkansızlaşıyor zaten.

    YanıtlaSil
  13. ne kadar çok kişi varmış, demek birinin dile getirmesi gerekiyormuş bunları..
    herkesin zaten dayanamayıp ya da önünden geçerken uğrayıp aldığı şeyler vardır. kimi giysi ayakkabı, kimi makyaj malzemesi, babam da bir ara hep ekmek sepeti alırdı :)))
    ama en faydalısı bizimkisi bence, dernek kuralım, yaygınlaştıralım kitap okuma sevgisini.

    YanıtlaSil
  14. Ben de aynı olayı internetten kitap siparişi ederken yaşıyorum....:)) Sepete bunu da at şunu da at, sonraa bir yığın okunmayı bekleyen kitap..:)

    YanıtlaSil
  15. Al benden de o kadar! Odamda 3 bin kadar kitapla birlikte yaşıyorum desem? Ha tabii hepsi o değil, dolaplarda kolilerle kitaplar da var. Evi işgal ediyorlar (arada toparlayıp birilerine armağan etsem de azalmıyor, çoğalıyorlar!)

    YanıtlaSil
  16. anlattığın kişi kesinlikle eşim alper. Anne rolünde ise ben:))

    YanıtlaSil
  17. daha geçen gün 2 kitap aldım.. ama şu an 8 ay önce aldığım kitabı okuyorum:))))

    YanıtlaSil
  18. uzun zaman sonra 'bunları sadece benmi yaşıyorum 'dememek ve yanlız olmadığımı hissetmek ne güzel :)teşekkürler sonsuuuzzz teşekkürler

    YanıtlaSil
  19. KARA KİTAP: Ne çok benziyoruz birbirimize bir bilsen :)

    BELGİN: Ne kadar çoğuz ne güzel :)

    7. ODA: :) Kitap delileri ne çok benziyorlar değil mi? Sanırım bazılarımızda tutku bu, başka adı yok.

    SUFİ: Okurun kitapla arasında tam bir aşk var. Zaman zaman küsüyor ama aşkı her daim var.

    SERAP: Ben sözümü yine bozdum geçen gün, dayanamadım :)

    ŞIMARIK OTOSTOPÇU: Böyle giderse bir dernek kuracağız galiba :)

    ELVAN: Ben internetten alırken gözü dönmüş birine dönüşüyorum :)

    TİJEN: Aynı durum benim odam içinde geçerli. Hangi dolabı açsam başıma kitaplar dökülüyor :)

    ZEYNEP: Alper'e kızma Zeynep inan elinde değildir :) Kitap görünce herşeyi unutuyor insan.

    EDABELLA: Ah ah eskiye ihanet etmeyelim diye yeni aldıklarımızı eskitmeden okuyamıyoruz. Sadakat bu değilse nedir :)

    ATOMKARINCA: İnan bizim gibi çok insan var :)

    YanıtlaSil