02 Eylül 2009

KAĞITTAN ELBİSELER

Gülümsemeden edemiyorum karşısında. Okuduğu kitaplardan ve okumaktan aldığı hazdan, okumadan yapamayacağından söz ediyor. Bu kadar zamandır tanıdığım (günlük bir kaç kelime konuşmayı tanımak sandığım demeli) bu kadını tek söz etmeden dinliyorum. Ocağa koyduğu yemeği pişerken, gece uyumadan önce, işten eve varır varmaz kitabına sarıldığından söz ediyor. Kitapların kimine burun kıvırıyor kimini ise göklere çıkarıyor. Bazılarını yeniden okumak istediğini bazılarının ise kapağını bile görmek istemediğini söylüyor. Şaşkın ve mutlu dinliyorum. Bugün, bu masada tesadüfen, hiç aklımızda yokken bir araya geldiğim ve sohbet etme fırsatı bulduğum bu kadını o an aslında hiç ama hiç tanımadığımı farkediyorum.

İnsan ne garip. Tanıdığını sandığı, hatta her gün gördüğü bir insana kafasında kalıplar biçip öldür allah onu o kalıpların dışına çıkaramıyor. Üzerinde düşünmiyor bile. Daha önce ona benzer birini tanımışsan, gülüşü ona benziyorsa ya da konuşma biçimi, hemen onun kişiliğini biçiveriyorsun ona. Ne aptal bir genellemenin içine düştüğünü fark bile etmeden o kadına ya da o adama elindeki kişiliği giydiriyorsun. Kağıt bebeklerin üzerine geçirdiğin kağıt elbiselermişcesine basite indirgiyorsun insanı da kendini insanları tanır sanıyorsun. Ne demek "insanları tanırım" demek? Ne cüretle böyle bir cümle kurabilir bir insan ve nasıl bu kadar emin olur kendinden? Ne kendini bilmezlik! Koca bir okyanusu "bütünüyle bilirim" diyebilir misin? Bir damlayı tanımakla ya da okyanusa uzaktan şöyle bir bakmakla diyelim o okyanus dibindeki hayattan haberdar olduğunu iddia edebilir misin? Bu da aynı şey.

Ne yani hiç mi şaşırmadın tanıdığını sandığın birinin hiç bilmediğin daha doğrusu senin kafandaki O'na uymayan bir özelliği olduğunu öğrendiğinde? Mesela o asık suratlı öfkeli adamın anasız babasız çocukları okuttuğunu bir başkasından tesadüfen duyduğunda şaşırmadın mı? Ya da o sevgi dolu kadının aynı odayı paylaştığı iş arkadaşının, hem de onu sever, onu korur gibi görünürken, kuyusunu kazdığını öğrendiğinde donup kalmadın mı? Neye göre tanımladın da bu insanları onların ne yapıp ne yapmayacağından bunca emin oldun?

Hala anlatıyor kadın okuduğu kitapları. Sanki bebeğinden söz eder gibi söz ediyor bazılarından ve yine bazılarının nasıl bir rüya yaşattığından. Tek söz etmeden, gülümseyerek dinlemeyi sürdürüyorum. Ve bu kadına beni bunca güzel şaşırttığı için, beni uyandırdığı için, unuttuğumu yeniden anımsattığı için içten bir sevgi duyuyorum.
Fotoğraf:Life

5 yorum:

  1. Ama bu, ama bu anlattigin kadin bana cok benziyor:))

    YanıtlaSil
  2. Bir yerde okumuştum sanırım

    '' İnsanlar tanımadıklarını sorgulamaya meyilli ''

    Hiç tanımadığımıza yada tanıdığımızı sandığımız insaların bizi şaşırtması bazen normal karşılanır bir durum

    Ya çok tanıdığımız idda ettiğimiz insanlar en çok onlar şaşırtıyor bizi sanırım ..

    YanıtlaSil
  3. Bir insan tanımak, bir yaşam harcamaktır.!

    bunun üstüne söz tanımam :)

    YanıtlaSil
  4. fotoğrafa bayıldım.ben de böyle bir kütüphanem olmasını hayal ediyorum.okuduğum kitapları sevip okşamak istiyorum.kitapçılardan gidip eski kitaplar almak ve onları koklamak istiyorum.eski kitap kokusu gibisi yok.

    YanıtlaSil
  5. BELGİN: :)

    ATEŞ BÖCEĞİ: Ben bu şaşırtıldığım zamanları seviyorum işte :)

    7.ODA: Çok doğru bir söz...

    KARA KİTAP: Her kitap delisi böyle kitaplarla dolu fotoğraflara vurgun oluyor galiba. Çok severim ben de.

    YanıtlaSil