03 Eylül 2009

GÜNEŞ YÜZÜNDEN...


Gündüz evde olmak. Evde olmak. Hem de gündüz. Şu pencerenin tülü ardından öğle güneşinin nasıl da yakıcı, vaad eden ve iç gıcıklayıcı olduğuna bakmak uzandığın yerden. Ve; "Demek böyle; ben o masanın başında oturuyorken, bin insana bin dil döküyor karşılığında hiç ama hiç bir şeyin değişmediğini görüyorken, gün boyu üzerime çullanan keder artıyor da artıyorken, "yaptığım işin kime ne faydası var?" diye saç baş yoluyor ve bu ülkede dahası bu dünyada çalışıp didinen insanların yüzde kaçlık bir diliminin gerçekten ama gerçekten bir fayda sağladığı gibi gereksiz bir hesaplamaya girişiyorken, o hesabın içinden çıkamayıp "gidip bir yerlerde buğday yetiştirsem, hiç olmazsa akşamları sofraya konan ekmekte bir küçük payım olsa" diye söyleniyorken, etrafımdakiler bunu alaylı bir cümle sanıyorken, ben içinden çıkılması imkansız denizlerde boğulmadan yüzmeye çalışıyorken demek böyle yansıyor öğle güneşi bahçenin üzerine" diye düşünmek. Bitkinlikten hareket edemeyen parmaklarına bakmak, arada bir öksürmek ve o öksürüğün nasıl da yabancı birinin sesindenmiş gibi çıktığına şaşmak, bulanık bakmak ve uykuyu taşırmak taşırmak gözlerinden ve bütün bunlar oluyorken bunca halsiz ve hasta hissediyor olduğuna sevinmek. Sırf şu bahçeye yayılmış öğle güneşinin alışkın olduğum onca umutsuz masa başı öğlenlerinden farkını görmüş olduğum için sevinmek. Bir yerlerde güneşin tam ama tam bu saatte hiç de umutsuz parlamadığını bilmek, hala değişebilir değiştirilebilir bir şeylerin varlığına şu hasta bedenle bir kez daha inanmak inanmak ve inanmak...
fotoğraf: Life

13 yorum:

  1. yazı, öğle güneşi kadar sıcacık okşuyor insanın başını...

    bu arada geçmiş olsun, acil şifalar dilerim.

    YanıtlaSil
  2. Tatli kedim hastami olmus benim, kiyamam ben ona. Gecmis olsun bitanem. Insallah en kisa zamanda sagligina kavusursun yeniden. Hastayken bile bunlari görebiliyorsun ya, ASK olsun sana:))

    YanıtlaSil
  3. Öncelikle gecmis olsun Fulyacım..

    bu hissi bilirim.Okuldan kacmak gibidir.. Bende calisirken, salonuma düşen güneşin aydınlığını ve yorganımı düşünürüm.. Ev sessizdir beni bekler..Ah ahh..

    YanıtlaSil
  4. Bende hastayım,boğazımda bu salak ağrı varken, sonbaharın henüz ılklığını çok gösteremediği bu öğle sıcağında üşüyorken, halsiz halsiz sürünüyorken, dışarıda güneş parım parım parlıyor,rüzgar ılık ılık esiyor ama ben hala o masanın başında debeleniyorum biliyor musun? :(

    YanıtlaSil
  5. Bu öğle güneşi belki de sırf siz evdesiniz diğe böylesine güzel parladı! içinizi ısıtıp, kırıklık hissettiğiniz o yorgun bedenizi ve ruhunuzu hafifletip, gevşeyesiniz diye..kimbilir...

    Aman aman sevgili kediciğim, sakın dert ve tasa olmasın size, iş hayatı içindeki insan manzaraları...şimdi şu içinizi ısıtan güneşe yüzünüzü dönün ve gözlerinizi kapatın...ve bize bahşedilen bu güzel evrende, biz insanların küçücük bir nokta olduğunu hatırlayıp, şu kocamannnnnn güneşin ve ayın bize verdiği güzellikleri yaşayın...

    Tekrar çok geçmiş olsun...En kısa zamanda! sağlığınıza kavuşmanızı dilerim...Eh birazda, bahane olduğu için kırıklığınıza bile, size gülümseyen güneş gibi gülümseyerek bakın:) birde bu arada bol limonlu ıhlamur için ki boğazlarınız yumuşasın...

    Her zamanki gibi hatta şu hasta halinizle dahi emek vererek yazdığınız böylesine güzel yazılarınız içinde, yüreğinize ve kaleminize sağlık...

    Sevgiyle kalın...

    YanıtlaSil
  6. kedikardeş,
    sonbahargüneşi altında fazla kalma, çarpar derler..
    ya şu bloglarda ne kadar hasta insan var? hapşırdım desen, verem mi diye bir düzine mendille koşacaklar..az daha..ekrandan başlarını uzatıp, ellerinde nanelimonla kedimi boğacaklar..:-))

    kediler yedi canlıdır bilirim..yanlız şunu bilmem, aydan nasıl atlanır ve düşülen dünyaya kaç can borcumuz vardır..?

    Bir boka yaramamak ta iyi bir şeydir aslında..bir nedeni mi olması gerekir bu misafirliğin?
    Dünyaya sıcratılırken bize mi sordular sanki..:=)

    sen gene birilerinin dolabından yarım okka arnavut ciğeri apart, ne öksürük kalır nede tıksırık..

    karakedi

    YanıtlaSil
  7. Geçmiş olsun efendim, Allah şifa versin

    YanıtlaSil
  8. Geçmiş olsun kedicim, güneş ya da başak bir şey bir vesile ile gözümüze farklı göründüğünde nasıl da keyfimiz yerine gelebiliyor?
    Kendine dikkat et olur mu?

    YanıtlaSil
  9. ben de çoğu zaman işyerimdeki masanın başında aynı duyguları yaşıyorum.benim burda çalışmamın kime ne faydası var?bu aralar bir kitap okuyorum ve diyor ki; herşeyin bir sebebi var.belki de öyle.bizi huzursuz edense sebebini bilmemek.bilmeyi istemek.bu arada çok geçmiş olsun.hastayken bile ne güzel anlatıyorsun kendini.sıcacık.

    YanıtlaSil
  10. volkan kemal gibi düşünüyorum... hakikaten şu aralar çok hasta olan var... bu ne menem bir şeydir ya? halsizlik, öksürük... bu mevsimde?

    çok geçmiş olsun, hadi toparla artık...

    sevgiler.

    YanıtlaSil
  11. faydalı olduğunu hissetmek ihtiyacını duyan ve bunun bilincinde olan çok sayıda insan var... bu ihtiyacı duyup farkında dahi olmayan daha da çok insan var.. somut bir şey üretmek..ya da bir değişime giden yol açmak... özlediğim benim de.

    Canım arkadaşım... dinlensin hem ruhun hem bedenin... seni seviyorum..

    AYSE

    YanıtlaSil
  12. PUSARIK: Çok teşekkür ederim :)

    BELGİN:Kedi zaman zaman dengeyi yitiriyor böyle. Ama uzun sürmüyor. Daha iyiyim. Ama yarın çok daha iyi olacağım :)

    BRAJESHWARİ: Biliyor musun Burcu o pencereden süzülen ışığa bakarken iyi ki dedim hastalandım :) Okul kaçakları gibiyim dedim kendime. Kaçmak istediklerinde kendi kendilerini hasta eden :)

    İLK...: O masa nasıl da düşman gibi gelir insana iyi bilirim. Bazen düşünüyorum da bıkıp usandığımız şeylerden kaçış için kendi kendimize ettiğimiz birşey mi bu hastalıklar acaba?

    ESMİR: Bol bitki çayı ve iş zamanı evde yapılmış tembellik şifa oldu bana. Şimdi iyiyim hatta bugün işe bile gittim hem de öfleyip pöflemeden :)

    VOLKAN: Ah be Volkan'cım bu dünyada bunca dert varken bir işe yaramama duygusunu kaldırabilir mi insan? Ucundan kıyısından tutmalı yoksa ne olur böyle böyle...

    ENİS DİKER: Çok teşekkür ederim Sevgili Enis Bey. İyiyim şimdi. Çabuk atlatırım ben. Nasıl pat diye hasta oluyorsam pat diye iyileşen bir türüm :)

    ÖZLEM: Edeceğim. Sen de et :)

    AYSEMA: Çok teşekkür ederim.

    KARA KİTAP: Zaten hayatlarımızın ilk yarısı o soruyu bulmakla diğer yarısı ise cevabı aramakla geçmiyor mu? Bulur muyuz bilinmez ama aramaya devam :) Çok teşekkür ederim.

    ABİ: Gerçekten de öyle çok fazla insan var bu ara hastalanan. Belki de birden değişmiştir hava biz uyum sağlayamamışızdır. Ya da benim gibi bazıları hala dondurma delisi olmakta ısrar ediyordur :)

    KARÖSHİ'M: İyiyim kızkardeş. Toparladım biraz ama haftasonu daha iyi gelecek. Ben de seni çok seviyorum.

    YanıtlaSil