09 Temmuz 2009

GÜZEL NEDİR SOPHIA?

Bahçede üçümüz oturuyoruz. M'nin dişi ağrıyor, H ve ben ise sersem sersem etrafa bakıyoruz. M eli yanağında sessizce oturuyor, H ve ben de havadan sudan olur olmaz şeylerden sırf konuşmuş olmak için konuşuyoruz. Bunu neden yaptığımızı ikimiz de bilmiyoruz. Oysa birlikte susabilecek kadar yakınız.

O kadın tam o anda önümüzden geçiyor. Kulak hizasında kesilmiş kısa saçları var. Jöle ile tel tel ayrılmış, hafif kabartılmış. H "maaşallah ne güzel saçları" diyor. H'ye hayretle bakıyorum. Çünkü bu saçları tel tel olan kadın, H'nin tüm iyi niyetiyle söylediği sözleri yalan yanlış çarpıtarak onu çok fazla üzmüş biri. Doğal olarak H ondan hoşlanmıyor, onunla konuşmuyor ama nefret de etmiyor. Kafası pek çalışmayan, her lafı yanlış anlayan ve yanlış anlatan bir kadından beklenilebileceği ölçüde davranan, insanların sözleri ve o sözlerin altında yatan niyetler üzerine hiç düşünmeden hareket eden bir kadın bu. Dişi ağrıyan M kadına öfkeyle bakıyor. Çünkü onun da zamanında başını ağrıttı, tıpkı bana yaptığı gibi.

H'ye "bunu nasıl yapabiliyorsun?" diye soruyorum. "Neyi nasıl yapabiliyorum?" diye soruyla karşılık veriyor soruma. "Yani seni bu kadar üzmüş biri sana nasıl hala güzel görünebiliyor?" diyorum. Gülümsüyor. H'ye, benim bunu asla yapamadığımı, sevdiğim insanlar "insanlar tarafından belirlenmiş güzellik kriterlerine göre" çirkin olsalar bile bana çok ama çok güzel göründüklerini anlatıyorum. (Bu arada insanlara çirkin demek ne kadar garip, ne kadar aptalca. İnsan kendisine doğuştan verilmiş bir şey için yargılanabilir mi?) Sevmediklerim, hoşlanmadıklarım ise dünyanın en güzel insanı olsalar dahi bir türlü benim nezdimde güzel olamıyorlar.

H gülüyor ve bana fazla duygusal olduğumu söylüyor. Başımla onaylıyorum. Ama pek çok insanın sevdikleri ve sevmedikleri kriterinden yola çıkıp insanları güzel ya da tam tersi bulduğunu savunuyorum. H ise herkesin öyle olmadığını söylüyor. Ben ise bunun ancak hiç tanımadığımız, yani henüz sevmediğimiz ama nefret de etmediğimiz insanlar için mümkün olduğunda, sadece hiç tanımadıklarımızı objektif olarak değerlendirebileceğimizde ısrar ediyorum. Konuyu sonuca bağlayamıyoruz.

Şu "insanlar tarafından belirlenmiş güzellik kriterleri" konusuna takılıyorum. Güzelliğin zaman içinde tanımlanışının değişip durduğunu, her devrin güzelinin kendine özgü olduğunu düşünüyorum. Ve daha çok da bu tanımların nasıl olup da yerleştiğini? Çok eski devirlerde tombul ve beyaz tenli kadınlar şahane bulunurken şimdi neden sıska ve uzun, soluk renkli kadınların güzel diye tanımlandığını ve bundan 100 yıl sonra güzel olanın nasıl tanımlanacağını merak ediyorum. Elbette bunu asla öğrenmeyeceğim. Bir zaman makinesi icat edilip ben geleceğe gitmezsem ya da 150 yaşıma kadar yaşamazsam veya biri ölümsüzlük iksirini bulmazsa tabi...
Fotoğraf: Life

17 yorum:

  1. Çok haklısınız aslında;'İtalyan Usulü Evlilik'adlı filmde izledim ben Sophia Loren'i.Filmin sonunda Atilla Dorsay'ın bir yorumu vardı.Güzelliği ile ilgili;tam olarak hatırlamıyorum ama,"kocaman bir ağız,büyük ölçekli gözler,kalın kaşlar,çıkık elmacık kemikleri,bütün bu ögeler nasıl bir yüzde buluşmuş hayret verici" demişti sanırım.Gerçekten de öyle.Muhteşem bir kadın.Ben Türkan Şoray'a çok benzetirim kendisini.Güzellik konusunda ise elbetteki değişimler yaşanacaktır değişim kaçınılmazdır.Benim güzelimi sorarsanız ben de size hemen Tuğçe Kazaz ve Penelope Cruz ile Monica Cruz derim.Avril'ı da sayabiliriz tabii ki,güzel bir yazıydı teşekkür ederim:)

    YanıtlaSil
  2. Ben bizlerin güzel anlayışının belirlenip belirlenmediğini merak ediyorum. Mesela şimdi mankenler ufak tefek biraz tombul olsaydı ve böyle alışılagelseydi acaba hepimiz böyle kadınların güzel olduklarını düşünüyor olur muyduk? Ya da erkeklerde göbek makbul olsaydı :) Göbeksiz erkek çirkin sayılsaydı biz de çirkin der miydik onlara? Güzellik kendi gözümüze göre belirlenen birşey midir yoksa aklımıza yazılmış olana göre mi?

    YanıtlaSil
  3. Cevabım elbetteki aklımıza yazılmış olana göre olur;çünkü herkesin dediği gibi güzellik asla göreceli değildir.Bir tane güzel modeli vardır ve buna bakılır.Zamanında;güzel modeli Müjde Ar'dı veya Hülya Koçyiğit'ti,şimdi ise farklı ölçülerde güzellik anlayışları var.Tabii ki değişim sürecinin bir ürünü.Herkesin güzellik anlayışı tektir.Yoksa hosteslerin veya mankenlerin standartlarında olmayan insanlarda bu işten çok paralar kazanabilirdi.Maalesef ki güzelliğin önemli olduğu bir hayatta yaşıyoruz.Ama bence pek bir önemi yok,ama siz inanmayın çünkü güzellik tektir ve herkes için bir nebze önemlidir:)
    Sevgiyle kalın:)

    YanıtlaSil
  4. Kedicim, su son sorduklarini bende cok merak ediyorum:)
    Belki zamanda yolculuk mümkün olurda, bizlerde gidip görebiliriz:))

    Sevgilerimle

    YanıtlaSil
  5. Aslında çok ama çok uzatılabilecek bir konuya değinmişsin ama ben de seninle aynı fikirdeyim Kedi.
    Dünyanın en güzel kadını ya da erkeği de olsa bir şekilde ben o kişiyi sevmiyorsam asla bana güzel gelmiyor.
    Çok ilginç değerlerimiz var.

    YanıtlaSil
  6. Ger�ek g�zellik insan�n i� g�zelli�idir kedici�im gerisi ^bo� bence

    YanıtlaSil
  7. Trendlerin varlığına ben de inanıyorum, örneğin kimi zaman zayıflık moda oluyor. Ama bence bunlara "güzel" demek yerine "popüler" demek daha doğru. Yanımızdaki, yakınımızdaki,sevdiğimiz insanlara, nasıl bakarsak öyle görüyoruz. Kuzguna yavrusu şahin görünür diye bir laf vardır... :) sevgiler

    YanıtlaSil
  8. BYEAZ ÇİKLET: Aslında pek çok şey aklımıza yazılıyor ve biz sanıyoruz ki aslında tüm bunlar kendi düşüncelerimiz. Birileri birşeyler belirleyip bunları nasıl oluyorsa herkesin aklına yerleştiriyor. Çok tuhaf!

    BELGİN: Zamanda yolculuk keşke mümkün olsaydı. Ben geleceği olduğu kadar geçmişi de merak ediyorum. Evet aktarılan bir geçmiş var ama ne kadar emin olabiliriz gerçeğin anlatılanlardan ibaret olduğundan.

    BAD'LİK AMİRİ: Sanırım insan olmanın özelliklerinden biri de bu; hiç birşeyi içine duygularımızı karıştırmadan yorumlayamıyoruz.

    ÖZLEM: Ama ne yazık ki günümüz insanı buna göre hareket etmiyor Özlem'ciğim.

    İPEK: Evet popüler kelimesi çok daha uygun görünüyor buna. Ama ne yazık ki herşey popülere göre belirleniyor insanların kafasında.

    YanıtlaSil
  9. İşin teorik yaklaşımı: En sağlıklı kim görünüyorsa, en güzel odur.
    Çünkü doğamız gereği, neslimizi devam ettirebilme güdüsüyle beynimizden bu sinyalin gelmesi lazım. Teşbihte hata olmazmış: Bütün aslanlar, kaplanlar, maymunlar, atlar, eşekler böyle yapıyor.

    Peki bizim beynimizden çıkan sinyallere ne oluyor?

    Aslınd abir şey olduğu yok. Bazı dönemler saat 4 5 dakika kaysa da, genelde doğruyu gösteriyor.

    Günümüzde sağlıklı görünüm, fit olmak kavramları artık iyice oturmuş durumda. Bence güzellik anlayışı artık biraz zor değişir. Yani balık etli kilolu insanların genel "güzel vücut budur" tahtına oturması artık neredeyse imkansız. Gerçekler gün gibi çünkü.

    Sevenler olmaz mı? Tabii ki olacak. Zevk meselesi.

    Güzelliğin tanımı genel çerçeve olarak erkekte de kadında da belli. Kaş, göz, saç, kıl , tüy, göbek, baklava göbek, ayva göbek... Bunlar da işi kişiselleştiren unsurlar.
    Ben ince bilek severim, bir başkası mavi göz.

    Aslında haklısınız, bunun bir tanımını oturtmak zor, hatta imkansız.

    Sevgiler.
    T.İ.

    YanıtlaSil
  10. Güzellik insanın kendini mutlu hissettiği noktadadır. "güzellik kriterleri"ne takılmak mutsuzluktan başka bişi getirmez ki.. Ne neye göre güzel olduğunu insan kendi karar vermeli..
    Ama dikkatli olmak lazım.. Bir rivayete göre zamanında güzellik ile çirkinlik kıyafet değiştirmiş olduğu söyleniyor. İç sesinizin hep asıl güzelliğe doğru sizi yönlendirmesi dileği ile..
    sevgiyle kalın .. mmeelltteemm;)

    YanıtlaSil
  11. T.İ: Bu sağlıklı görünüm konusunda hem fikirim ya bir de pozitif bir enerji var. Sanıyorum o pozitif enerji de insanları çeken unusurlardan biri. Öyle ya bu kadar karamsarlık içinde neşenin çekici bir unsur olması kaçınılmaz.

    MMEELLTTEEMM: Ben hep şuna dikkat etmişimdir insanlar mutlu olduklarında güzelleşirler. Bir de aşık olduklarında. Bu çok şaşırtıcı. Dış kılıfımız aynı olmasına rağmen ruh halimiz onu nasıl da dönüştürüyor.

    YanıtlaSil
  12. Sevgili Kedi, bende senin gibiyim biraz. Bir insandan hoşlanmazsam veya o benim gözümde kötü biriiyse dünyanın en güzel insanı da olsa bana çirkiin geliyor. Arkadaşının dediği gibi duygusallıktan olsa gerek. Ama bir laf vardır ona da çok inanırım ben. "İçinin güzelliği yüzüne yansımış" diye. Yine de bazen ön yargılarımızdan kurtulamıyoruz maalesef...

    YanıtlaSil
  13. Buna ben de inanıyorum: insanların içlerinin güzelliğinin dışa yansıdığına. Ama ne yazık ki içlerini saklamayı başarabilenler de var.

    YanıtlaSil
  14. Güzellik sevenin gözlerindedir, Sevgili Aydan Atlayan Kedi... Sevilen güzeldir.
    Aşık Veysel, "Güzelliğin on para etmez, şu bendeki aşk olmasa..." derken sanırım bu noktaya dikkat çekmiş.

    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  15. Belki de güzelliğin en sağlam tanımı da bu: "Güzelliğin on para etmez, şu bendeki aşk olmasa..."

    YanıtlaSil
  16. insan sevildikçe güzelleşir bana göre de. birini sevmiyorsam güzel de bulamam, ama birini çok seviyorsam o dünyanın en güzel insanı bile olabilir benim gözümde. ben de fazla duygusalım sanırım :)

    YanıtlaSil
  17. bu çok insani birşey bence. Bir de bedenlerin değil de ruhların neden önemli olduğunun açıklaması :)

    YanıtlaSil