10 Temmuz 2009

DİZİ DİZİ İNCİYİZ ZENGİNLİKTE BİRİNCİYİZ

Bana mekanlardan söz ediyor. Bir dizi için mekan aradığını, pek çok yer dolaştığını, oyuncu bulamadıklarını, senaristin garipliği ve buna benzer pek çok şey. Oyuncuların isimlerini söylüyor. Ama hiç birini bilemiyorum. Bu kez onların oynadığı dizilerden söz ediyor. Yine bilemiyorum. Vazgeçiyor. Benim aklım mekanlar için ve oyuncular için ödenen paralara takılıyor. Söylediği rakamlar akıl alacak gibi değil.

Ben hiç bir zaman dizi izleyen biri olmadım. Çünkü günlerimi o dizilere göre planmaktan kaçındım. Çünkü "Bugün akşam bir kahve içsek birlikte" teklifine "aaa katiyen olmaz bugün bilmem ne dizisi var" diyenlerden biri olmak istemedim. Çünkü günlerce bir dizinin kadın karakterine edilen "ahlaksız teklifi" sanki herşey bitmiş gibi tartışmak istemedim. Ve bir diziyi haftalarca izleyip her bölüm sonunda "ayyy ne olacak acaba? Kadın öldü mü acaba? Adamı kim kaçırdı acaba?" gibi abuk sabuk soruların cevaplarına sabremedim.

"Bu dizi furyası elbet biter bir zaman" diyor. Ben ise hiç sanmadığımı söylüyorum. Neden bitsin ki alan memnun satan memnun. Hem izleyip hem de çocuklarının dizi oyuncusu olması için kendilerini paralayan bu kadar insan varken dizi furyası neden bitsin? "Doğru diyorsun" diyor. El kadar çocuklarını oyuncu olsun, reklam filminde oynasın diye ajansa kaydettiren ana babalardan söz ediyor. Eh bir oyuncu bölüm başına bu kadar para alırsa adam çocuğunu 4 sene okutup neden işsiz bir mühendis, kpss sınavının sonucunu telaşla bekleyen bir öğretmen olarak yetiştirsin ki?

Yetiştirmez elbet ama kahvehanelerde, sokaklarda, dolmuş duraklarında, işyerlerinde "ne olacak bu memleketin hali?" demeye devam eder. Öyle ya onun çocukları oyuncu, şarkıcı, futbolcu olacaktır ama memleketi başkalarının çocukları kurtaracaktır. Hem ona mı düşer canım memleketi kurtarmak bu kadar adam varken? O kızının başını okşar "reklamda oynayacak beniiiim kızııım, ünlü olacak benim evladım" der, oğlunun poposuna şakacıktan vurur, gülerek "futbolcu olacak benim aslan oğlum" der. Sonra da çocukların sırtından akacak paraların hayali ile tatlı bir düşe dalar. Ne mi olacaktır bu memleketin hali? Memleket gemisini kurtaramayanların sırtında taşınacaktır. Ve onlar ölüp gebereceklerdir o yükün altında, kimsenin ruhu duymayacaktır. Çünkü televizyonlar ancak haberler bittiğinde, diziler başladığında açılacaktır. Gemisini kurtaranlar ise çocukları sayesinde "ne olacak bu memleketin hali" demekten kurtulacaklardır. Hatta böyle bir soruyu bir zamanlar sorduklarını bile unutacaklardır. En azından o çocuklar var oldukça böyle bir umutları da olacaktır.
Sorun şu ki insan biraz düşününce o ana-babaya öyle kolayca öfkelenemiyor. Bu ülkede okuyan insan aç kalıyor, işsiz kalıyorsa, bilim adamları ancak yurt dışında kendi işini yapabiliyorsa, okumak artık risk haline gelmişse o ana-babaya ne hakla öfkelenebilirsin ki zaten? Varsın kimse üretmesin, kimi rol kessin, kimi tv karşısında pineklesin. Varsın ana babalar çocukları ajanslara kaydettirip umutlanmaya devam etsin. Ne mi olacak bu memleketin hali? Hep birlikte bekleyip görelim. Bakalım ne olacak bu memleketin hali.

16 yorum:

  1. Sevgili Aydan Atlayan Kedi,
    Ne kadar doğru değerlendirmeler yapmışsın.

    Kendini bilime adamış insanlarımız hapislerde yargılanmayı bekleyerek ömür tüketirken iki kıvıran alkışlarla paraya boğulurken, beyinsizler parmak kaldırmak için seçilip ülkeyi yönettiğini sanırken, kendi sorunlarını unutup dizi oyuncusunun aşklarına ağlarken daha çok sorarız "Ne olacak bu memleketin hali!" sorusunu. Memleketin kurtuluşu için uğraşanları karalarken geleceğini satanları göklere çıkaran garip bir çoğunluk var ne yazık ki...

    YanıtlaSil
  2. İşin en tuhaf yanı da bu ülke sanki tüm sorunlarını çözmüş de tek derdi "nasıl eğleneceğiz?" sorusuymuş gibi yaşıyor olmamız. İnsan düşündükçe delirecek gibi oluyor.

    YanıtlaSil
  3. Birde öyle bir tesellisi var kimilerinin değil mi; bir gün biter bu dizi furyası...

    biter mi yahu bu ülkede bu furya, göreceğiz önümüzde ki dönemlerde daha neler neler çıkacak.

    Avrupa yakası ve lost u tv den değilde sıkıldıkça internetten seyreyleyen bir adam olarak kimsenin kahve içme teklifini sırf bu yüzden geri çevirmedim. Öyle bir teklif olmuşmuydu yav bana, pöffff kimse beni sevmiyor...

    YanıtlaSil
  4. Dizi furyası bitse yarışma furyası başlıyor. Herkes ünlü olma derdinde bu ülkede nedense. Sanırım 10 yıl sonra ünlüler değil ünsüzler parmakla gösterilir olacak :)

    YanıtlaSil
  5. -Aaaa Ünsüz bir insan !! "Bir fotoğraf çektirebilir miyiz? :D ünlü ile fotograf out ,ünsüz ile çektirmek in " diyecekler hatta..

    YanıtlaSil
  6. Kedicim, senin yazdiklarini okuyunca aklima yasadigim bir olay geldi: Yillar önce izine geldim, abimlerde kaliyorum, bir sabah yengemle komsu kadinin konusuyorlar, hasta ve kocasinin zulmüne ugramis, kocasinin ailesi tarafindan eziyet ceken bir kadindan bahsediyorlar. Ben salakta bir üzüldüm, bir üzüldüm, sonra komsu kadin gittikten sonra yengeme sordum, kim bu kadin, taniyormuyum diye, hani elimden gelirse yardim etmek amaciyla, yengem basladi gülmeye, megerse sabahtan beri bahsedip, üzüldükleri sey seyrettikleri bir Meksika dizisiymis.

    Diziler, insan oyalamak, insani gerceklerden uzak tutmak ve gercekleri görmemesini saglamak icin bundan güzel bir alet mi var.
    Insanlar artik gercekte degil, dizilerin hayal ürünü dünyasinda yasiyorlar.

    YanıtlaSil
  7. Tamamen katılıyorum. Ne kadar eğitimliysen o kadar az kazanıyorsun bu ülkede. Doktora yapmanın getirisini pek göremedim ben bu hayatta. İlkoukl mezunu bir işçi bile benden çok para kazanırken kendimi salak gibi hissediyorum bazen. Herşey para değil elbette ancak onsuz da olmuyor ki.

    YanıtlaSil
  8. MMEELLTTEEMM: Sanırım yakında öyle olacak. Ama bu işte bir tezat da olacak. Ünlüler ünsüz insanı parmakla göstere göstere ünsüz kişi en ünlü insan haline gelecek :)

    BELGİN: Ben bu dizileri oturup ciddi ciddi tartışanları gördükçe gözlerime inanamıyorum. Gazeteler tartışılacak haberlerle doluyken olmamış karakterlerin olmamış eylemleri üzerine tartışıyor olmanın adı nedir ki? Diziler oldukça insanlar bunlar üzerine düşünüp durdukça daha pek çok şey olur haberimiz olmadan bu ülkede.

    FERULAGO: Herşey para değil belki ama bu kadar emeğin de bir karşılığı olmalı. Eğer bu ülke yıllarını masa başında geçirmiş gözleri okumaktan çalışmaktan mahvolmuş insanlarına üvey evlat muamelesi yaparsa kim neden okumak istesin ki? bu sistemin böyle tersine işliyor olmasına akıl sır erdiremiyorum.

    YanıtlaSil
  9. Kalemine sağlık kediciğim.
    Bu koşullarda bitmez bu dizi furyası.

    YanıtlaSil
  10. Selam; T V de dizi ya da yarışma furyasını ve nedenini gayet güzel dile getirmişsin.
    Eğer o programlar olmasa insanlar, özellikle de kadınlar afyonlanmış gibi TV karşısında, yalan hayatların yalan kahramanlarını merak edip, onlar için üzülmek yerine, şöyle bir silkelenip uyanacaklar ve neler oluyor bize, ülkemize. Geleceğimiz ne olacak ya çocuklarımız, gibi sorular sormaya başlayacaklar. Bu, şimdiki halde kimsenin işine gelmez,dolayısı ile de ne bu diziler biter, ne de bu yarışmalar.
    Tabi doğal sonuç olarak oğlu kızı artiz ya da futbolcu olsun isteyen aileler de bitmeyecektir.

    Sevgiler

    YanıtlaSil
  11. ÖZLEM: Bitmez Özlem'cim bitmez.

    ÇINAR: Çözümsüz bir mesele bu ya yine de sözünü etmeden duramıyoruz işte. Hadi dizler bir yana da o yarışmalara, şovlara baktıkça şaşkınlıktan kalakalıyorum. İnsanların taleplerini anlamak mümkün değil.

    YanıtlaSil
  12. çok çalışan ve başarılı olan cezasını mutluka çeker diye bir laf vardır. hatta bir filmde vardı sanırım bu. çok doğru bizim ülkemizde. bu konuda katılıyorum sana.
    ama çok severek seyrettiğim diziler olduğunu da itiraf etmeliyim. tabi tv deki saatini bekleyip kendimi ona göre ayarlamıyorum. hepsini edinip keyfime göre bir saatte hepsini üstüste seyredip çok eğleniyorum :)

    YanıtlaSil
  13. Aslında dizi izleyen insanları eleştirmek gibi bir niyetim yoktu. Çünkü bu bir seçim. Öyle değil mi? Ben sadece bu kadar yoksulu olan bir ülkenin eğlence sektörüne bu kadar para döküyor olmasını anlayamıyorum.

    YanıtlaSil
  14. yo o konuda da haklısın, ama seyrettiğim Türk dizisi Kavak Yelleri vardı bir tek. Diğerleri hep yabancı. Yabancı sermayenin harcanıp yaratıldığı diziler. Vakit ziyanı dersen ona bir şey diyemem. O noktada tercih meselesi kesinlikle. Ama ülkemizdeki abuk subuk vurdulu kırdılı, aşiret ağalarının, maçoların ön plana çıkarıldığı, kolay yoldan para kazanmanın yollarının gösterildiği dizilere prim vermiyorum.

    YanıtlaSil
  15. Hayır bazı dizilere vakit kaybı diyemem. Artı vakit kaybı olsa bile bazen insanın aklını dağıtmaya ihtiyacı oluyor. İnsana birşeyler katan diziler yok mu? Elbette var. Katmasa bile güldüren neşeni yerine getiren... Ama dediğin gibi belli birşey üzerine odaklanmış hele de sürekli insanların başına belalar gelen dizileri izlemeyi anlayamıyorum. Dizileri kendisi istediği zaman istediği kadar izleyenlerinkini daha mantıklı buluyorum. Çünkü onlar zamanlarını kendileri planlamış oluyorlar böylece. Belli bir günü belli bir saati bekleyip o zamanda esir alınmış olmuyorlar.

    YanıtlaSil
  16. Bende Hicbir Diziye Bağımlı Olamadım :)

    YanıtlaSil