29 Aralık 2015

yeni yıl mektubu

Can kardeşim, 

Yılın bu son günlerinde böyle hissetmek pek fena. Hayatındaki herşey buhar olup gitmiş gibi... Hep gözümün önünde şöyle bir görüntü var, ucu bucağı görünmeyen bir çölün ortasında duruyorum, üzerimde beyaz bir elbise nereden estiği belli olmayan  rüzgarda dalgalanıyor. Çıplak ayaklarım altında her an kayıverecekmiş gibi kumlar. Ne yöne gideceğimi ne yapacağımı bilmez haldeyim. Hiç böyle hissetmiş miydin?

Dedim ya yılın son günleri için pek fena bir ruh hali bu. Tek başına koca dünyanın ortasında, savunmasız, bıkkın, umutsuz... Kendinden bile yorgun. İnsanlardan, olup bitenden, yalandan ve riyadan... Nefes almaktan bile bazen. 

İnsanoğlu bir acaip yine de. Delice bir umuda kapılmaktan geri kalmıyor. Bütün bu tek başına duruşu özgürlüğün, hiçkimseye hiçbirşeye bağı olmamanın başlangıcı varsayıyor. Bağ olmazsa endişenin ve üzüntünün de olmayacağını bilen ruh kendi kendine gülümsüyor. Özgürlüğüne bu kadar düşkün acıya bu kadar duyarlıysan çölü göze alacaksın diyor kendi kendine. 

Aslında ne yöne gittiğinin de bir önemi yok. Dünya yuvarlak değil mi? Dönüp dolaşıp yine aynı noktaya varmayacak mıyız? Belki güzergahına göre farklı şeyler göreceksin ya aslında her gördüğün de kendi ruhunun yansıttığı olmayacak mı?

İşte böyle canım kardeşim. Dışarda ağlamaklı bir sonbaharı kirli pencerelerden izlemek üzere hapsedildiğim bu binanın ortasında çığlık atmamak için yazıyorum sana bunları. Üstad haklı belki, bazı zamanlar yazmasan çıldıracaksın sanıyorsun. Oysa zaten aklını izanını yitirmiş bir dünyada halihazırda çıldırmış olduğunu unutmuş görünüyorsun. Hangi dala sarılsan bilemiyorsun zira herhangi bir dal yok ortada. Gördüklerin de sanrıdan ibaret. Boşver diyorsun sonra. Kendimi kandırdığım birkaç zaman dilimini yaşanmış bir ömür varsayarım diyorsun ve geçer biter...

Şiir okuyorsun bazen mesela. Güzel bir fotoğrafa bakıp hayaller kuruyorsun. Bir şarkı dinleyip aklını çöpe atıyorsun. İşte hepi topu bu. Eski bir sevgili geliyor aklına. Onun yalanlarına bile isteye kanıyorsun. Ne güzelsin o zamanlar. Nasıl masum ve nasıl mutlu. Hepi topu dediğin bunlar işte. Hani birkaç parça eşya alır gider ya bazıları sen de şimdi birkaç parça anı alıp yeni bir yıla taşınıyorsun. Plan yapmıyorsun artık. O nereden geldiğini bilmediğin rüzgarın eteklerinde seyahat edeceksin bu yıl. Tek planın bu. Ve kendi içinde kazı çalışmaları yapmayacaksın. Söz verdin. Lime lime ettiğin ruhunun söküklerini dikersin belki, kimbilir.

Sağlıcakla kal iki gözüm. Rüzgarın eteklerinde olacağım ben artık. Plansız, kaygısız ve tasasız. Bunca ömrü böylesine aptallıkla heba etmiş biri olarak bundan gayrısını, ki ne kadar kaldı bilmiyorum henüz, heba etmemeye karar vererek giriyorum yeni yıla.

Tüm kalbimle tüm sevgimle gözlerinden öpüyorum...

Resim: Catrin Welz-Stein


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder