11 Mart 2015

ölü ya da diri

Babamı gördüm rüyamda. Mutfakta pencerenin önüne bir sandalye koymuş, oturuyordu. Öyle ortada duran bir sandalye. Sanki saçlarını kestirecekmiş gibi... Ben nedense bulaşık yıkıyor, bir yandan da onunla sohbet ediyordum. Birşey söyledi, dönüp ona baktım. Allahım o nasıl güzel bir gülümsemeydi. Sabah kafama mıhlanmış o gülümsemeyle uyandım. Onu gördüğüme sevinsem mi deli gibi özlediğimden ağlasam mı bilemez bir ruh hali. Aradan koca dört yıl geçmiş. İnsan hala ölümle başa çıkamaz mı? Çıkamıyor demek ki?

Geçen bir kitap okuyordum. Ölümlerden bolca söz eden, insanın içini kanırtan türden bir kitap. Bence kimse başa çıkamıyor ölüleriyle. Alışmak hep lafta. Kendimizi kandırıp duruyoruz işte. Aklımıza, rüyalarımıza bir gülümseme gelip yerleşiyor sonra. Çık içinden çıkabilirsen. 

Hep şunu hayal ediyorum, ölüyorlar ama evlerinden gitmiyorlar. Bizimle aynı masaya oturuyor ve bizi yerken izliyorlar. Belki orta sehpada duran bir elmayı işaret edip "hadi rengin solmuş ye şunu" diyorlar. Üzgün üzgün odamızda otururken yanımıza gelip elimizin üzerine koyuyorlar ellerini ya da sırtımızı sıvazlayıp "geçecek geçecek" diyorlar. Öyle ya onlar ölü. Herşeyin geçici olduğunu onlardan iyi kimbilebilir ki? 

Hayat hep özlemekle geçiyor. Ölü olanların özlemi başka bir de diri olup uzakta olanlar var ki o da başka bir hikaye. Mesela en sevdiğini aylardır görememenin hikayesi. Beş dakika göreyim yeterin hikayesi, özlemekten içinin çıkmasının hikayesi, sokakta küçük bir çocuk görüp o kocaman gözlerin nasıl da onun gözlerine benzediğinin hikayesi... Ve olsun en azından var ve en azından onu bunca seviyorum demenin hikayesi.

Hangisi daha kötü bilemiyor insan. Ölü birine duyulan özlem mi yoksa diri olup da bir türlü kavuşamadığına duyulan özlem mi? Bir baş ağrısı gibi saplanıp kalıyor her ikisi de. Uyusan uyansan, gülsen ağlasan hep orda, kalbinin orta yerinde. İkisi birbirini itip duruyor, kendine yer açmaya çabalıyor. İkisinin sonunda da kavuşmak var ya diyosun. Ölü ya da diri... İkisinin de...

Fotoğraf: şuradan

4 yorum:

  1. açık ve net ölü olana duyulan özlemin yerini hiçbir şey alamaz. zira bir insan eğer yaşayan birine özlem duyuyorsa kendisi sebep olmuştur eğer elinde olmayan sebepler yüzündense bir şekilde çözümü olabilecektir ama ölü olan bir kişiye duyulan özlem hiçbir zaman çözümü olamayan bir problem gibidir yaşadığın sürece yanındadır..

    YanıtlaSil
  2. Ölürüz diye mi üzülüyoruz?
    Ne ettik, ne gördük şu fani dünyada
    Kötülükten gayri? Ölünce kirlerimizden temizlenir,
    Ölünce biz de iyi adam oluruz;
    Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış,
    Hepsini unuturuz.
    Orhan Veli KANIK

    YanıtlaSil
  3. Offf ikisi de çok zor. Bunu hep düşünürüm ve cevabını bulamam çoğu zaman ...

    YanıtlaSil
  4. Offf ikisi de çok zor. Bunu hep düşünürüm ve cevabını bulamam çoğu zaman ...

    YanıtlaSil