20 Mart 2015

Cuma mektupları- büyük umutlar

Gözümün nuru güzel kardeşim,

Tüm gece yağan yağmur sabah durmuştu. Biliyor musun yağmur sonrası taşların parlaklığına, yapraklardan düştü düşecek gibi görünen damlalara bayılıyorum. Kaldırımda yürürken, taşların arasından minik otlar çıkmış, onları gördüm.  Sizi küçük umutlar sizi diye seve seve gittim işe. Üzerlerine basmamak için elimden geleni yaptım. Kimse kimsenin umudunu ezmemeli dostum, kimse...

Güne güzel başlamalı diye geçti içimden. O minik yeşil umut parçaları sere serpe uzanmışken kötü başlanır mıydı hiç? Ama biliyor musun ben içimdeki o güzel umutlu kırıntıları dışarıdan gelen etkilerden korumayı bir türlü beceremeyenlerdenim. Yanı başında kalbi kin ve nefretle kaskatı kesilmiş, vicdan yoksunu birşey varken bunu korumak pek kolay da değil. Ama insan zaman zaman kör ve sağır olmayı başarabilmeli. Bunu yapmalı ki ruhu kirlenmesin. O minik umut kümelerini düşünmeye başladım yeniden. Vicdanını kaybetmiş bir dünya için belki hala umut vardır diye bir güzel de heveslendim hatta. O incecik yapraklar taşı delip aralardan çıkmayı başarabiliyorsa herşey mümkündür belki de diye düşündüm. 

Yağmur yeniden başladı iki gözüm. Gümbürdeyerek yağıyor. Yağ yağ daha çok yağ ki o kaldırım taşları arasındaki minik yapraklar büyüsünler, çoğalsınlar. Umudunu yitirmiş kalplerimize herşeyin mümkün olduğunu o titrek bedenleriyle göstersinler. 

Umudun hep var olsun dostum. Ve yüzün kalbi temiz, vicdan ve merhamet sahibi olanlara dönük olsun....

Sevgim ve umudumla gözlerinden öperim...

Fotoğraf: Pinterest

2 yorum:

  1. Yağmurdan nefret ederim.Yağmurdan nefret ettim.Yağmurdan nefret ediyorum.Yağmurdan nefret edeceğim...

    YanıtlaSil
  2. Merhabalar,
    Blogunuzu çok beğendim yazılarınız harika bundan sonra takipdeyim bende bloguma beklerim
    http://www.hayatimakyajla.com/
    Sevgiler,
    Ebru

    YanıtlaSil