03 Kasım 2014

rüyalar, mesajlar ve aklımızın içinde büyüyen kara çekirdekler...

Rüyamda, babamın anneme kısa mesaj yolladığını gördüm. Annem mesaja bakmamış, reklam mesajıdır diye düşünmüş. "Neden bakmıyorsun mesajlarına, bak mesaj babamdan gelmiş, babam ölmemiş" diyorum. Heyecanlanıyor. Sabah uyandığımda, gözlerim tavanda uzun uzun bu rüyayı düşündüm. Aradan 4 yıl geçmiş olmasına rağmen hala inanamadığımı şaşkınlıkla farkettim. Bu daha ne kadar sürecek? Daha ne kadar inanamamaya devam edeceğim? 14 yıl sonra mı? 24 yıl sonra mı?

Babam vefat ettikten 1 ay sonra gazetede birşey okumuş ve bunu akşam babama anlatayım diye düşünmüştüm. Öyle ya bayılacaktı bu hikayeye. Birden üzerime kocaman bir ağaç devrilmiş gibi kendime gelmiştim. Kime neyi anlatıyordum? Ben ölü birine hikayeler anlatırdım anlatmasına ya, o beni duyar mıydı? İşte bunun bilgisine sahip değildim. O gece karar verdim babamla konuşmaya. Ben boşluğa, havaya ya da karanlığa doğru konuşacak ve onun beni duyuyor olduğunu umut edecektim. Ne kaybederdim ki? Kaybedeceğimi zaten kaybetmiştim.

Belki de bu yüzden, hala babamla konuşmaya devam ettiğim için, zaman zaman rüyamda onun ölmediğini, şaka yaptığını, bir yerlere gittiğini ama geri dönmeye karar verdiğini, tüm o cenaze merasiminin bir rüyadan ibaret olduğunu görmeye devam ediyorum. Belki de onun öldüğünü artık kabul edebilmek için onunla konuşmayı bırakmalıyım. Ama ya beni duyuyorsa? Ve ben onunla konuşmayı bıraktığımda onu artık unuttuğumu sanırsa? Bunu göze alabilir miyim?

Biz, sevdikleri insanları kaybedenler, ölümle, yok olmakla yüzleşirken zorlanıyoruz. Siz, sevdikleri insanları henüz kaybetmemiş şanslı kişilere saçmalıyor görünüyoruz muhtemelen. Şunu bilin ki bu çok zor. Ölümün acısından söz etmiyorum. İnsan çok güçlü. Tüm o acılar sanki olmamış gibi hayatına kendisini bile şaşırtarak devam edebiliyor. Ama ölüm ve yok olmakla ilgili kafasının içinde bir çekirdek kalıyor ki o çekirdek sürekli filizlenip, kontrolsüzce büyüyor. O dalları mantığınla, kabullenmenle budasan da o yine bir yerlerden kendisine hayat buluyor, dal budak salıyor. Bu yüzden de kimimiz ölü babasıyla konuşuyor, kimimiz onun öldüğüne, ölümün bir şaka olduğuna inanıyor kimimiz de kimbilir neler yapıyor...

Bilinmeyen hep bilinmeyen olarak kalmaya devam ediyor... Hayatta da kafanın içinde de...

6 yorum:

  1. Bilmiyoru giden o evrenden duyabiliyor mu bizi? İzleyebiliyor mu yaptıklarımızı? Öyle ya da değil, bu hayatta seni yaşamak için ne yüreklendirecekse, neye inanmak seni daha iyi hissettirecekse onu yap!

    Hiçkimsenin hakkında birşey bilmediği bir şey için, herşey düşünülebilir...

    YanıtlaSil
  2. Ben bunu çok düşündüm ve artık cevap aramıyorum. Demişsin giden gitti, en değerli varlıklarımızdan birini kaybettik. Duymuş, duymamış, görmüş görmemiş ne önemi var ki ? Onları aynı bedende göremeyeceğiz artık. Yalan dünyanın tek gerçeği bu bence ...

    YanıtlaSil
  3. Yazınız bir yıl önce kaybettiğim babamı düşündürdü. Burnumun direği sızlayarak onu ne kadar çok özlediğimi düşündüm.Ama biliyorum ki ölüm yok olmak değil, mekan değiştirmektir. Başka bir alemde sevdiklerimizle buluşmaktır...

    YanıtlaSil
  4. 4 yıl oldu mu? daha dün gibi. sanki bir kaç ay önce okumuştum ardından yazdığın yazıları. Şimdi okuyunca ben bile şaşıyorken...

    teyzemi kaybettikten iki yıl kadar sonraydı. annemle oturmuş doktor sırası bekliyorduk, birden durup... "anne teyzemle uzun zamandır görüşmüyorum sen bir haber aldın mı dedim, annem yüzüme baktı" teyzemi kaybetmiştik.

    ki baba... anlatılacak ne kadar çok şey oluyordur gün içinde, sarılınacak ne kadar çok zaman. konuşmak isteyip, sormak isteyeceğin ne kadar çok soru, konu...

    zor olmalı... çok zor.

    YanıtlaSil
  5. Zaman akıp gidiyor, insanoğlu yaşama karışıyor ama acılar durduğu yerde duruyor. Ben seninle benzer hissiyatı senelerce dedem dediğim teyzemin eşinin vefatından sonra yaşadım hala da yaşıyorum. Elbette ki babayla bir olamaz. Bazen hep uzaklarda, yahut dün konuşmuşum gibi geliyor, yada böyle telkin ediyorum. Anne baba acısını düşündükçe yüreğim yırtılır gibi oluyor, çok korkuyorum nasıl dayanırım o acıya diye. Bizi duyup izlediklerine inanıyorum, konuşmak ve orada olduklarına inanmak belki acıyı taze tutuyor ama öbür türlüsü de bana sanki anılara yapılan haksızlık gibi geliyor. Bu yüzden ben de hep konuşuyorum. Yemek yaparken hep babannemle konuşurum mesela ve başım sıkıştığında da yakınımdaymışçasına dedemle. Keşke en kıymetlilerimiz hiç gitmeseler bizi bırakıp ama ne yazık ki bu çocukça bir istek olmaktan öteye gidemiyor.
    Nur içinde yatsın babacığın.

    YanıtlaSil
  6. Ben de bazen rüyamda görüyorum. Uyandığımda bir süre gerçekliğe dönemiyorum. Sanki ölmüşler, sonra dirilmişler neyse ki, ne kadar zordu yokluklarından sonraki faz; şimdi burada yoklar gerçekliği oluyor.

    Eğer reerkarnasyon varsa, kaç kere sevdiklerimizi verdik toprağa ve kaçar kere öldük biz de. İnsan olmak, her seferinde aynı acılarla yüzleşmek ve ufacık bir sevgi pırıltısıyla canlanmak uğruna bir umut başlamak güne yeniden; hiç de kolay değil.

    YanıtlaSil