13 Ocak 2014

Halet-i ruhiye

Kaç kez öfledim bilmiyorum. Ama çok sıkıldım öflemekten, bunu biliyorum. İçim darala darala uyanmayalı uzun zaman geçmişti. Böyle kalbimin sıkışmasını duymayalı... İyi uyuyamadım gece ondandır diyorum ya yine de ödüm kopuyor. Şu kahrolası önsezim en son böyle olduğunda babamın öldüğünü haber veriyordu. Sabahtandır herkesi arıyorum. İyi olduklarından emin olmak için. İnsan paranoyak oluyor böyle durumlarda. Teyzeme söylüyorum, "Ay deprem mi olacak yoksa" diyor. Bizim ailede herkes önsezilerden deli gibi korkuyor. 

Tarık, "yağmur havası var, elektrik var havada ondan" diyor. Onun da içi daralmış dün. İyi peki diyorum. Yağmur öncesinde de kalbim sıkışır böyle, böyle düşünüp rahatlıyorum. Eve gitmek battaniyenin altına saklanmak istiyorum. Uyursam kalbim sıkışmaz, uyanınca tazelenirim diye düşünüyorum. Olmaz buradan çıkamıyorum.

Masamda yarısı içilmiş bir bardak çay var. Sigara çekiyor canım. İçme şu zıkkımı diyorum, duruyorum. Ama o zıkkım beni şu an teskin edebilir. Olsun içme şu zıkkımı. Tamam diyorum. Zaten daralıyorum bir de sen kafa ütüleme içses diyorum. Ama onda ar haya yok. Vır vır vır. Felaket tellalı sanki şerefsiz. Şöyle somut birşeye dönüşüverse de ağzını burnunu kırsam diyorum. Ben böyle düşünürken kahkahalarla gülüyor. Tam şerefsiz. 

Yazınca azıcık geçti mi ne bu daraltı? Ben de Murakami gibi yazmayınca doğru dürüst düşünemediğimden mi kendi kendimi sık boğaz ediyorum. Ama o hiç olmazsa anlamlı birşeyler yazıyor. Bir de bana bak, yok daralmışım da içim sıkılmış da bilmem neymiş de bilmem neymiş. Aman çok merak ediyordu herkes senin haleti ruhiyeni. Allah Allaaaah. Yok etmiyorlardır da valla benim şu an bunu yazmaya ihtiyacım vardı. Kağıda mı yazsaydım. Yok buraya yazdım işte. Sonra bakıp okurum, ne kadar salakmışım der gülerim.

Resim: Dali

14 yorum:

  1. Bazen benim de boyle oluyor yazinca iyileşiyorum. Yaz yaa bosver istemeyen okumasin :))

    YanıtlaSil
  2. teşekkür ederim :) yazıyorum ama benim iç sıkıntım okuyana da geçer diye endişelenmeden de edemiyorum.

    YanıtlaSil
  3. öncelikle haleti ruhiyeni, acılarını itrak etmekte yetersiz okuyucularınla paylaşmandan duyduğum hoşnutluğu ifade edemem.
    Yaşadığın acılı günlerden sonra İçinde bulunduğun ruh halinin bir şekilde seni anlayacak insanlarla paylaşarak, birikmişlikten kurtulma cesaretinden dolayı tebrik etmek gerekiyor.
    Bastırılmış duygularımızın açığa çıkmaması için uyguladığımız tamponun bıraktığı hissizlik, acılarımızı unutturdurabilir lakin sonunda da bir parçamızı yitirmemize, kendi kendimize eziyet etmekten başka bir şeye yaramaz.
    Akıl hocalığı yapmak hattime değil,tam aksine senden daha güçsüz olduğum itiraf etmeliyim. Hepimiz kendi kişisel fırtınalarımızın içinde çırpınırken birbirimize destek çıkmaya, birinin herşeyin iyi olacağını söylemeye ihtiyaç duyuyoruz Galiba.
    “Sonunda herkesin beni terk edebilmesi kadar kendimi terk edebilir miyim..”
    herşey yoluna girecek..

    YanıtlaSil
  4. Acı çekmiyorum bazen daralıyor içim. Dünyanın hali işte, bilirsin bazen tepemize biner. Acıdan kurtulmak demeyelim de gerçek anlamda yazmadan düşünememekten diyelim biz buna. Görsel bir zekam olduğu için belki de kelimeleri görmeden, yazılı olarak yani, kavrayamamak salaklığına sahibim :D Estağfurullah akıl hocalığı olarak görmüyorum yazdıklarına, tam aksine düşündüklerini paylaşmak olarak görüyorum, ki bu çok güzel bence. Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  5. haklısın "acı çekmek" fiziksel anlamda bir ızdırap çektiğini çağrıştırıyor. Burada yüzeysel bilgilerle seni ruh haline odaklanıp sorgulanmasından kendini rahatsız bile hissediyor olabilirsin. anlayışla karşılayacağıma emin olabilirsin. geriye dönük yazılarına baktığında birçok neşeli paylaştığını biliyoruz. çalkantılı hayatımızın fırtına sonrası dinginliğiyle karşı karşıya kaldığımızda, bizleri ayakta tutacak bir dayanağa olan ihtiyacımız yadsınamaz. Benimki kuru kuru ya bir felseden öteye gidemesede. Bazen kendi kendime ifrit olsam da. Kelimelerin gücüne inanarak yazdığımız yorumların tesiri altında teskin olup. Herşeyi zamanın akışına bırakmaktan başka bir çarede göremiyorum.
    mutluluğu tekrar yakalan dileğiyle...

    YanıtlaSil
  6. Ama ben genel olarak mutluyum zaten :) Tamam bazen keder basıyor içimi ama insanın hamurunda var keder. Çok teşekkür ederim yorumlar için. Gerçekten teskin edici gücü var. Sen neden kendine ifrit oluyorsun peki?

    YanıtlaSil
  7. :) Ağır dozda bir acının bıraktığı etki daimi olsaydı üzerimizdeki tesiri çok acı verici olurdu. Farkındayım her daim çevresine neşe dağıtan bir mizaca sahipsin. Yorumlarımla karamsar bir tabloda seni resmetmiş gibi bir durum gözüküyor. bilmelisin ki yoğunluğu senin üzerinden kurtarıp daha genel şeyler yazmaya gayrette ediyor. Ne yazık ki, hayat arada efkar nöbetleri geçirmemizi kaçınılmaz kılabiliyor.
    Kendime olan garazime gelirsek, herkeste olduğu kadar, belki yaşadığım hayal kırıklıklarının, sanşızlıkların, üzüntülerimin fazlalığı. Başkalarına bilgiçlik taslamayan benliğimi biraz kamçılamam gerektiğini hissettiriyor. Bazen yaptıklarının sorumluluğunu birisine atman gerektiğinde, bir başkası bulamadığında kendinden başka kimseye suçu üstlenmiyebiliyor..
    öyle değil mi?

    YanıtlaSil
  8. Sen 20'li yaşlarda mısın? özel bir soru soruyorum farkındayım ama olayı şuraya bağlamaya çalışıyorum, insan 20'li yaşlarda çok tuhaf bir şekilde daha karamsar oluyor sanırım. En azından ben öyleydim. Sonra o yaşları baya bir geçince :) aslında dünyayı bu kadar kapkara görmenin budalalık olduğunu düşündüm kendi kendime. Dünya hep aynı. Sorun ona nasıl baktığımızla ilgili. Derler ya ; dünyayı ya dram olarak ya da komedi olarak görürsün. İnsan yaşlandıkça herşeyin aslında gülünecek denli acıklı olduğunun farkına varıyor.

    YanıtlaSil
  9. 20+5. keşke otuza gelmeden bir on yıl daha şu yirmi yaşları yaşasam. hala keşfetmem gereken o kadar çok şey var ki. eksikliklerimiz ve imkansızlıklar yakamıza yapışıp yirmili yaşlarımızı zehir edebiliyor.. toz pembe hayallerini herkes dillendirebilir. ama ben acılarımın karşısında dik durmayı öğretecek bir hocaya ihtiyaç duyuyorum. uzun uzadıya senle konuşmak isterim tüm bunları.

    YanıtlaSil
  10. Yeni birşeyler keşfetmek için 20'li yaşlara ihtiyacın yok ki :) Ben hala birşeyler keşfediyorum, yeniden okula başladım mesela, hergün yeni birşey öğreniyorum ve senden bir hayli büyüğüm. Ama bu akılla tekrar üniversite yıllarıma dönmek isterdim doğrusu. Muhtemelen sen de 10-15 yıl sonra benim gibi düşünüyor olacaksın, hayata başka bir yerden bakıyor olacaksın ve diliyorum ki benim gibi hayatın tadını daha çok çıkarıyor olacaksın :)

    YanıtlaSil
  11. İnsan bu yaşlarda keşfetmekten çok ilk defa karşılaştığı herşeyi icatettiğini zannedip. Hiç olmadığı kadar herşeye açık. yanlış olmasını pek umursamıyor.
    20 li yaşlar etrafımıza çöken bir sis bulutu gibi: uzakları göremiyor, Bazen çepeçevre saran siste kaybolsakta, bazende çılgınca bulutları delip geçiyoruz.
    Senden bir hayli küçüğüm :) “hayatın tadını çıkarmak” kulağa çok hoş geliyor. Bu bir temenni mi, varsayım mı, kesin mi, söz mü ...;)

    YanıtlaSil
  12. Hem temenni hem söz :) ama senin de söz vermen lazım, ne olursa olsun hayatın tadını çıkarmaya odaklanacağına dair :)

    YanıtlaSil
  13. bir çok etmen söz konusu. :) inişli çıkışlı hayatımızıda acılar hiç değişmiyor. ama mutluluklar ilk kez yaşanmışız gibi ağızlarda farklı bir tat bırakıyor. mutluluğu kovalamaya devam. teşekkürler. söz meselesine gelirsek. zaten yaşayarak sözümüzü yerine getirmiyormuyuz..

    YanıtlaSil
  14. Biliyor musun, bence mutluluk aslında üzerine düşünmediğimiz zamanlarda var. Demişler ya "eğer mutlu muyum?" diye düşünüyorsanız mutlu değilsinizdir diye. Aynen öyle.

    YanıtlaSil