15 Ocak 2014

çabuk çabuk çabuk

Kadın pencerenin önünde durmuş bir yandan mandalina yiyor bir yandan da telefonla konuşuyor. Bir peçetenin üzerine mandalina kabuklarını koymuş. Güneş damlası gibiler. Dalgın dalgın konuşurken bir yandan da mandalina dilimlerindeki iplikleri ayıklıyor. Duruşunda birşey "Herşey yolunda" diyor. Ne güzel.

Öyle telaşsız bir hali var ki durup uzun uzun ona bakmak istiyorum. Kaygısız, telaşsız görünen herşey beni büyülüyor çünkü. Bana ancak böyle insanlar hayatı olması gerektiği şekilde yaşıyor gibi geliyor. Birden hızlı adımlarla yürüyor olduğumun farkına varıyorum. Nereye koşuyorsun ne bu telaş diye geçiyor içimden. Hiçbir yere yetişmem gerekmiyor oysa. Ağır aksak adımlarla derin derin nefes ala ala yürüyebilirim. Ama bazılarımızın yapısında yok bu galiba. Kimimizin mizacı aceleci kimimiz ise rahat ve kaygısız. 

Dışarı çıkıp sigaramı yakıyorum. Kaygısız bir gökyüzü, alabildiğine mavi. Tepemde bir güvercin bulutu. Bugün çok tuhaf bir şekilde gözüm ancak kaygısız, telaşsız şeyleri görüyor. Yorgunum belki de. Ve bedeni yorgun olan biri nasıl bir bardak çaya, ayaklarını uzatmaya, uykulu gözlerle televizyon karşısında pineklemeye ihtiyaç duyarsa, zihni yorgun olan biri de ancak böyle telaşsızlığa ihtiyaç duyuyor demek.

Ben gökyüzüne bakarken bir adam geliyor. Banka oturup iki kolunu bankın sırtına uzatıyor. Kanatlarını açmış bir kuşa benzediğini düşünüyorum. Öyle derin nefes alıyor ki bıyıkları titreşiyor. Kaçamak bakışlarla izliyorum. Ona doğrudan baksam bile beni görecek durumda değil gerçi. Aklının perdesindeki bir filme bakıyor. Aklını kurcalayan birşey var belli. Onu omuzlarından tutup sarsmak istiyorum "herşey geçer" diye diye tutup sarsmak. Ama henüz aklımı yitirmedim. 

İçeriye gireyim artık diyorum. Bu kez adımlarım ağır telaşsız. Ne güzelim böyle. Daha bir insanım. Daha bir kendim olurum böyle devam edersem diyorum. Ben bunları düşünürken biri başka birine "çabuk çabuk çabuk" diye sesleniyor. Bu kelimeden ne çok nefret ettiğimi düşünüyorum. Hem de ne çok...

7 yorum:

  1. telaş aslında bizi zorlayan ama onsuzda olmayan zor yanımız galiba bende ettiğim telaşı çok defa şaşkınlıkla durudrmuşumdur....

    YanıtlaSil
  2. Telaş yüzünden iki kat daha fazla yoruluyormuşuz gibi geliyor bana. Ve hatta o telaş yüzünden yapmayacağımız hataları yapıyormuşuz gibi de...

    YanıtlaSil
  3. Müzik ritmi hızlı olsa da sözler hayat felsefem bu aralar:=))

    http://www.youtube.com/watch?v=xJJWoyZc8jA

    YanıtlaSil
  4. çok iyi geldi :) teşekkürler Bestami Bey'ciğim :)

    YanıtlaSil
  5. Artık bir roman ya da hikayeler yazma zamanı gelmedi mi sizce de?

    YanıtlaSil
  6. Benim mi? O kadar yeterli olduğumu sanmıyorum. Hem tembelin tekiyim ben :)

    YanıtlaSil
  7. bilokuma baksan yaa hadii.

    :)

    YanıtlaSil