01 Eylül 2013

canı cehenneme...

Yaz bitti. Bugün Eylül teşrif etti ve ben Ağustos'tan kurtuldum. Benim lanetli ayımdır kendisi. 

Tüm yaz boyunca paket paket sigara içtim, kutularca ice-tea. Bol bol kendimle kavga ettim. Sövdüm saydım kendime. "Tembelsin" dedim "herşeyi erteliyorsun" dedim. Kendimden utanmam gerekirdi ama hiç utanmadım. "Ben böyleyim" deyip omuz silktim, sonra böyle devam edemeyeceğime karar verdim. Hergün işimden nefret ettim. Hergün sabah uyanmaktan da... Günleri kendime zehir ettim. Yaz bitsin de kurtulayım diye dua ettim.

Tüm yazlık kıyafetleri bahçeye yığıp yakmak istedim mesela. Kitaplarımı (düşünebiliyor musunuz kitaplarımı bile) yakıp kül etmek istedim. Kıyamadım. Hatta hayalini bile kuramadım. Buna "kadın tırlatmış" yorumunu getirecek olanlara bir çift sözüm olacak (sahi sinirlenince söz neden çift olur? Karısı komşuyla kavga eden adamın dışarı çıkıp karısına destek olması gibi birşey mi bu?) Neyse dağıtmayalım, dağılmayalım. Ne diyorduk? Bir çift sözüm vardı bana delirmiş diyene. Sahi kuzum siz hiç bıkmadınız mı tüm hayatınızdan. Herşeyin külliyen yok olmasını yeni bir hayata sıfırdan başlamayı gönlünüz hiç arzu etmedi mi? Şanslı bir hayatı yaşıyor ya da akla zarar bir iyimserliğin sularında yüzüyor olmalısınız. 

Cep telefonumu parçalara da ayırmak gibi bir hayale sahiptim tüm yaz bir de. Kimse beni bulamasın, yitip gideyim istiyordum. Sukunet ancak cep telefonsuz bir dünyada mümkün değil midir azizim? Tüm bunları düşünürken "ulan ne güzel şey yaşamak" diyen insanlarla tek tek tanışıp röportaj yapmayı planladım. Ama bir tekini bile bulamadım. Bence o insanlar tüm kanallarda konuşmalı gazetelerin pazar eklerinin orta sayfası onların röportajına ayrılmalı. Dünyanın bizim gibi manyaklara değil onlar gibi iyimser güzel yürekli adamlara kadınlara ihtiyacı var çünkü.

Her gece dua etmeyi denedim ama dua yerine Tanrı'yla sohbet ederken buldum kendimi. Zaman zaman kavga ettik. Daha doğrusu ben ettim. O her zamanki yüceliği ile benim gibi bir sefilin saçmalıklarına gülüp geçti muhtemelen. "İyi olacaksın endişelenme" diyen bir ses duydum rüyamda bunun Tanrıdan bir mesaj olduğuna kanaat getirdim. 

Sıcak havadan ölesiye nefret ettiğimi bu yaz da tüm yazlarda olduğu gibi bir kez daha anladım. Soba başı, çay, kitap, saçma sapan diziler filmler, portakal ve elma, mercimek çorbası, cumartesi öğleden sonra sıcak çikolata bu cehennem sıcağında cennetin parçaları gibi gözüktü gözüme. Kışı deli gibi özledim. 

Bu sabah Eylüle uyandım sonra. Mis gibi bir sonbahar olacak bu dedim. İnşallah demeyi de ihmal etmedim tabi. Kalktım tüm evi silip süpürdüm. Battaniye örmeye karar verdim. En sevdiğim kitapları çıkarıp oradan buradan okudum ve geçmişte kalan ne varsa "canı cehenneme" dedim. İyi geldi...

17 yorum:

  1. Portakal, elma ve hatta mercimek çorbası bile seni özlemiş... Ama önce üzerine bir hırka al, üşüteceksin, öyle yemeye koyul derlermiş...

    Harika bir sonbahar, getirsin bize içi sıcak kışı:)

    sarıldım...

    YanıtlaSil
  2. Canımmm ben de sana kalbimle sarılıyorum...

    Güzel ve mutlu bir sonbahar geçir... Ve diğer mevsimleri de öyle tabi...

    YanıtlaSil
  3. Bir bana böyle gıcık geldi sanmıştım ağustos. Normalmişim, normalmişiz. Demek tüm sorun ağustosta ;)

    YanıtlaSil
  4. Valla ağustos benim için 11 ayın zebanisi durumunda :)

    YanıtlaSil
  5. O coğrafyada Eylül'de yaz bitiyor mu yahu? Hava serinlesede gelsem, kebap, kerebiç, tantuni, cezerye dörtlemesi yapsam.
    Hayattan bıktığım zamanlar, güzel geçirdiğim günleri hatırlıyorum, çok bunalırsam birkaç dostumu ziyaret edip yukarıdaki dörtlemeleri çoğaltıyorum.Akla zarar olmasa da iyimserlik her zaman işe yarıyor:=))

    YanıtlaSil
  6. Maalesef bitmiyor zira şu an cehennemin içinde gibiyim :) İyimserdim ben de eskiden ama şimdi delilik derecesine varan bir karanlığım var. Geçsin diye umut ediyorum. Bu karamsarlığımı grip gibi düşünmeyi yeğliyorum :) Aklıma biraz C vitamini mi lazım acep? :)

    YanıtlaSil
  7. Adana'da, cehennem sıcaklarında bunalırken, kim öğrettiyse, "Haydar,haydar,haydar" derdim,Haydar biraz rüzgar estirir serinlerdim. Karanlık sıkıntılar için, vardır insana özgü ilaç kelimeler C vitamini tadında:=)

    YanıtlaSil
  8. Yakın zamana kadar ben de sizin gibi kendime sövüp sayıyordum. Kendimden de etrafımdan da bunalmıştım. Hep suçlayacak, kızacak birisi vardı (çoğunlukla da kendim). Ta ki belimi kırıp bütün yazı türlü türlü acıyla geçirene dek... Meğer Tanrı çok güzel mesajlar veriyormuş. Meğer anlayana sivrisinek saz, anlamayana ise davul zurna az imiş. Meğer bir musibet, bin nasihatten evla imiş...
    Nice güzel mevsimler geçirmeniz dileğiyle...

    YanıtlaSil
  9. İçtenliğine bayılıyorum! tıpkı benim hislerim anlattıkların.. Şişli yünlü bir sonbahar kış olsun:)

    YanıtlaSil
  10. yya sen ne güzel yazıyorsun canım yaaa, su gibi ...

    YanıtlaSil
  11. kızınca söylenecek söz hep bir çifttir. Çünkü o anda aslında demek istediğimiz şey tam anlamıyla: ittir git tir. Bu da iki kelimeden oluşur:) Sana bir çift sözüm var demek, şimdi sana söyleyeceğim şey her ne olursa olsun olsun aslında anlamı: ittir git demektir. Ve belki de yeri ve zamanında kullanıldığı sürece hayatın en anlamlı çift sözcükleridir.

    YanıtlaSil
  12. bülent ersoy misali. '-fevkalade nin fevkinde bir yazı olmuş.. Kuru kuruya teşekkür etmek adetim değildir.ama Komşunun tabağını da boş göndermek olmaz. Iki çiftte ben laf edeyim. Desem. Geçti borunun pazarı sür eşşeği niğdeye durumu olacak farkındayım. Bazıları bu düşüncemi yadırgayacak. Benim fazla pimpirik ve boş boğaz olduğumu düşünecek. Hata kötü bir şaka.. Ne yapabilirim ki. Birileri anlasın Diyede bir kuruntum yok.. AAK YAZISINDA zaten yaz boyunca bütün kelimelerin posasını çıkartmış. Bana yazacak pek birşey bırakmamış. Modası geçmiş kışlıkları çıkartmaya niyetim yok.
    .../\../\/...------
    Dipnot.kozmik evrende gelen parazitli garip sesler..

    YanıtlaSil
  13. Çok teşekkür ederim 2046 :) Bu arada 2046 bir film değil mi? Yanlış anımsamıyorum. Uzun zamandır izleyeceğim ama izleyemedim. Rakamları pek iyi anımsayamam. Dilerim bunu da yanlış anımsayıp komik duruma düşmüyorumdur :)

    Not: yorumlarına geç cevap verdiğim için özür diliyorum. Çok yoğun ve zor bir zaman geçirdim.

    YanıtlaSil
  14. Yanlış hatırla mı yorsun.2046 bir film ismi.
    'İn the mood for love' ın devamı niteliğinde, tamamlanması 4 yıl alan, fastantik - bilimkurgu içeren bir "won kar wai " filmi.
    Senin gibi bilgi yelpazesi geniş birisinin kolay kolay komik duruma düşeceğini zannetmiyorum. Bilmediğim bir konuda da ahkam kesme bilgisizligini gösterip alay konusu olacak denli kendini bilmez de değilsin. nezaketen yazılan yorumuna, severek cevap yazıyorum. Ve 2046 öneremem. İzlenelesi bir film değil.. ;)

    YanıtlaSil
  15. Çok naziksin ama inan bana bazen tam bir salak oluyorum ben :) Herkes biraz salaktır zaten. Dört dörtlük olanları daha doğrusu olmaya çalışanları hiç sevmem. Birazcık kusur insanın güzelliğidir. Bence :)

    YanıtlaSil
  16. Salaklık ve birazcık kusur. :) ibirazcık kusurun ise insanın güzelliğinden çok farklılığı.. Tartışırız tabii.. Şöyle bir sözüm var.
    "Biz insanlar tanrı tarafından eksikliklerimizle (kusurlarımızla) ayırt ediliriz." :)

    YanıtlaSil
  17. Bu çok doğru ve çok hoş bir söz...

    YanıtlaSil