21 Mayıs 2013

DÖRTLER ÇETESİ VE SISKA TARZAN

"KIZ  İŞTE OLUM, BİŞEY BİLMİYOR, BAKSANA TAVUKTAN BİLE KORKUYOR"

Dün akşamüstü zil çaldı. Pencereden baktım dört velet. "Efendim çocuklar" dedim "civcivler nerede?" diye pat diye lafa başladılar. Çocukların en sevdiğim yanı da bu dolaysızlıkları. Bilmiyordum nerede olduklarını "sanırım kümesteler" dedim. "Biz onları sevmek için geldik" dedi en büyük olanları. Büyük dediysem en fazla 7 yaşındadır.  "İyi ama onlar daha yeni yumurtadan çıktılar" dedim. "Şimdi elinize alırsanız hasta olabilir hatta ölebilirler. Azıcık büyüsünler öyle sevin olur mu?" dedim. Beriki çenesini ovuşturdu karşısındakine hak veren ama istediği olmadığı için hayal kırıklığına uğramış birinin ses tonuyla "oluuur" dedi. Büyük olan istediği olmadığında hemen başka bir fikir üreten türdendi, "O zaman tavukları sevelim." Güldüm. "Yakalayabilirseniz sevin" dedim bahçede sakin sakin yemlerini yiyen tavuklara bakarak. Çocuklar yakalamayı gözlerine kestirememiş olacaklar ki "Belki sen onu bizim için yakalarsın" dedi. Sanmadığımı söyledim zira tavuklarla aram pek iyi değildir. "Korkuyor musun? "dedi bilmiş bilmiş biri. Aklı sıra beni gaza getirip "ne korkması görün bakın nasıl yakalıyorum" dedirtecek. "Korkuyorum tabi" dedim. "Gagalarıyla gözümü oyabilirler." Şaşkın şaşkın baktılar. Şortlu sıska bacaklar vazgeçmekle vazgeçmemek arasında gidip geldi. "Peki o zaman" dedi büyük olan. Mantıklı bir çocuğa benziyordu. Tam giderlerken "bu arada sen kimsin?" diye sordum büyük olanına diğer üçü bizim veletlerdi. Çocuk yüzünde, sanki balıkların suda yaşadığını bilmiyormuşum gibi bir şaşkınlıkla, "Sen beni tanımıyor musun?" dedi. Başımı iki yana salladım. "Nasıl tanımazsın?" diye ısrar etti. "Seni hayatımda ilk defa görüyorum" dedim. Çocuk daha da şaşırdı. Sanırım biraz da kızdı. Bilmem kimin oğluyum dedi ki annesinin adını da ilk defa duydum. Arkalarını dönüp gittiler. Giderken diğerinin tanınmayanı teselli etmek için şöyle dediğini duydum, "Kız işte olum, bişey bilmiyor. Baksana tavuktan bile korkuyor..."

SISKA TARZAN, TATAR RAMAZAN
Geçen gün gördüğüm çocuk da bu çocuklardan az acaip değildi. Kıspetini giymiş diğer uzun çocukların arasında duruyordu. Biraz sonra mindere çıkıp güreşecek, hünerini herkese sergileyecekti. En fazla 6 yaşında olmalıydı. Sıska bir vücudu ve ayan beyan gözüken kaburga kemikleri vardı. Kara gözlerindense yaşından beklemeyen bir öfke ateşi tütüyordu. Gelen geçen "sıska tarzan" diye başını okşuyor o da öfkeyle "basın gidin lan" diye çıkışıyordu. Öfkesini anladım. İnsan kendini Tatar Ramazan sanarken başkalarının onu sıska bir Tarzan olarak tarif etmesine elbette kızardı. Biri çocuğu işaret ederek, "Bu büyünce tam bir psikopat olur, demedi deme" dedi. Vurdulu kırdılı bir hayatı olacağını ben de tahmin ediyordum diğer çocuklara sataşıp durmasından ama yine de onun için dua ettim. Başı belaya girmesin, iyi bir hayatı olsun diye. Belli ki zeki bir çocuktu. Bu öfkesinin sebebini merak ettim. Ya evde çok dayak yiyorsa diye düşündüm. Büyüyüp, bir daha dayak yememek için kendini savunmayı öğrenmesi gerektiğini düşünüyorsa ya. Daha da fenası kimse ona zarar veremesin diye belanın ta kendisi olmaya karar vermişse. 6 yaşında bir çocuk bu boyutta düşünebilir mi? Gidip yanaklarını sıkmak istedim, belki de bir öpücük... Ama muhtemelen dizime tekmeyi yerdim. Öylece durup onu izledim. Güzel tatlı bir çocuktu. Biraz sonra biri arkasından dürttü. O da yumruğu yapıştırdı. "Ah be çocuk" dedim. "Dilerim bunlar sadece çocukluğunda kalır."

fotoğraf: Ara Güler

2 yorum:

  1. Biz çocukken böyle hazır cevap değildik. Ne söylerlerse inanır, ne derlerse yapardık. Şimdikiler bir acayip. Gerçi hayvan sevmek isteyen çocukların olması iyi bir şey. Gerçi kız çocuklarına karşı da bir şartlanma oluşmuş yani.Savaş oyunları ve kurtlar vadisi ile büyüyen çocukların ruh hali ilerde nasıl olacak merak ediyorum?

    YanıtlaSil
  2. Çocukların etraflarinda sevebilecek hayvan bulmasi hala şanslı olduklarının bir gostergesi. Korkarim onlar da kendi çocuklarının geleceklerinde kaygılarla bakacaklar dunyaya.

    YanıtlaSil