18 Şubat 2013

Kış geçer...

Ne acaip! Durup dururken geliyorlar aklıma. Musluktan buz gibi su doldururken, yaz kış buzlu su içen o adamı anımsıyorum mesela. Sonra dalıp gidiyorum yıllaaar yıllar önceye. Yaşanan herşey kocaman bir saçmalığın parçası gibi geliyor. Olmayacak hayaller, saçma sapan kavgalar,dargınlık ve gözyaşları. Bütün bunlar yanında sevinçten uyuyamadığın geceler, tek bir gülümseme için yapılan şaklabanlıklar falan filan... Hayat bütün bu saçmalıklardan mütevellit. Ne tuhaf, ne acınası, ne dokunaklı...

İnsan kaybederim diye nasıl da korkuyor. Oysa kimse kimse için ölmüyor. Herkes herkessiz yaşayabiliyor. Ama bunu anlamak hayli zaman alıyor. Tutku enfes birşey aslında. İnsanın ruhunu diri tutan birşey. Gençken, hayli gençken, onun o yakıp kavuran hali ile var oluyorsun zaten. Sonra yaşlanınca biraz durgunlaşıyorsun, tutku falan birşey kalmıyor.Bu halini önce yadırgasan da iyi geliyor bir süre sonra bu sükunet. Ama biliyorsun ki tutku asla ölmüyor. Uyuyor bir süre, ama insan var oldukça, nefes aldıkça asla yok olmuyor. Bir zaman sonra birden kendini 18 yaşında buluveriyorsun. Yaşlanmak ruh için fasa fiso. Yok öyle birşey. İnsanların kırış kırış olmuş yüzlerinde ve ellerinin altında bile gizlenen bahar çiçekleri var. Ne hoş. Ne umut verici.

Dostoyevski "insan herşeye alışır, bu onun en önemli özelliğidir." diyor. Haklı. İnsan herşeye alışıyor alışmasına ya aslında hep geçmişi anımsıyor. "Eski güzel günler" diye başlayan cümleler kurdukça biliyorsun ki alışmanın diğer adı çaresizlik. Ve çaresizlik dünyada var olmuş ve olabilecek en kötü duygu. Bu yüzden sırf karşı koymak için silkinip duruyoruz. Böyle gitmez diyoruz birşeyler yapmalı diyoruz ve çılgınca umut ediyoruz. Eksik olan tutkumuz biliyoruz. Ama tutku öyle derin uyuyor ki silkelensek de sarssak da hiçbir şey değişmiyor.

"Sağlık olsun" ne güzel laf. Teselli edici, yara sarıcı bir yanı var. Ne çok söylüyoruz bu yüzden. Kendi yaralarımızı sarmak için, başkasının yarasına derman olmak için, ne çok... Şimdi de "sağlık olsun" deme vakti. Gidenlere ve hayal kırıklıklarına. Boş bir gökyüzüne bakıp derin bir nefes alır gibi öylece durma vakti. Kuşların kanatlarına takılıp sıcak ülkelere gitmiş hayallerimizin yaz gelince geri döneceğine inanma vakti bir de. Tüm kışlar geçer. Üşürsün, bıkarsın, yorulur ve bunalırsın ama geçer. Bahar gelir, yeşile boyanır her yan. Şaşırırsın. İçinde açan çiçeklere, alnının ortasına vuran güneşe, ellerinden fışkıran hayata şaşırırsın. Kış geçer... Hepsi geçer. Sağlık olsun...

Fotoğraf: whataredreams

6 yorum:

  1. Ne çok duygu sezdim ne çok kendimden birşeyler buldum yüreğinize sağlık....sağlıklar olsun hepimize gerisi hikaye :-)

    YanıtlaSil
  2. bu yıl baharı çok özledim. umarım mevsime gelen bahar yüreğime de gelir.

    YanıtlaSil
  3. ASAYRA KURT: Gerçekten öyle, sağlık yerinde olsun da herşeyin üstesinden gelinir.

    GUGUK KUŞU: ben de öyle...

    YanıtlaSil
  4. "Eski günler " bir tür sığınak. Gelecek, daha yaşanılası günler vaad etmiyorsa, geçmiş çok güzeldir.Hep güzel anıları hatırladğım için daha kolay "sağlık olsun" diyorum.

    YanıtlaSil
  5. Çok acaiptir ki güzel olan şeyler sanki sabun köpüğü gibi ama acı olan derin oyuklar, derin izler bırakıyor insan zihninde. Belki de zihni güzel olan şeyleri hatırlamak konusunda eğitmek gerekiyor. Bunu becerebilir miyim emin değilim Sevgili Bestami Bey.

    YanıtlaSil
  6. Valla isteyince oluyor. Beynin gücü inanılmaz.Denemekle bir şey kaybedilmez, kimbilir belki de kazançlı çıkılır. Bende ki nöropepditler biraz fazla sanırım:=))


    http://www.herkonudan.com/genel-kultur/beyin-firtinasi/3127-kotu-anilari-silen-beyin-mekanizmasi-.html

    YanıtlaSil