05 Ağustos 2012

kendini kötü hissettiğinde...

Demet mimlemiş. Konu "Kendimizi kötü hissettiğimizde yaptığımız şeyler."

Sanıyorum neden kötü hissettiğime bağlı o histen kurtulmak için yaptığım şeyler. Mesela birine kızmışsam ya da biri beni incitmişse kafamın içinde saatlerce konuşurum onunla. İyi gelir mi? Elbette hayır. Kızgınsam kızgınlığımı, incinmişsem de incinmişliğimi artırmaktan başka bir şeye yaramaz. Ama yine de buna engel olamam. Sonuçta kafamın içinde öyle çok konuşurum ki o kişiyle sonra yorulur ya da bunalır iyi bir uykunun herşeyi çözeceğine inanır kendimi yastığıma gömerim. Bu halledilebilir bir sorundur. Çünkü çok geçmeden derdim olan kişi ile konuşur herşeyi çözerim. En azından şimdiye kadar böyle oldu.

Bir de genel olarak yapıp ettiğim şeylerden bıktığım ve kendimi berbat hissettiğim zamanlar vardır ki onun çözümü biraz daha karmaşıktır. Herşey şu soruyla başlar, "Bu hep böyle mi devam edecek?" Anlarım ki çok uzun zamandır aynı sularda yol alıyorumdur, manzara değişmiyor ve ben ileri gittiğimi sanma gafleti içinde sürekli geriye gidiyorumdur. Bu nedenle sıfırdan başlamaya karar verir ve yenilenmek için müthiş bir istek duyarım. Eski olan ne varsa herşeyi değiştirmeye başlarım. Cep telefonumun melodisinden bilgisayarımın ekranına, uzun zamandır yazdığım ajandadan yarım kalmış kitabıma, kalemlerimden çantama aklınıza ne gelirse. Elbette bunlar birer semboldür. Yeni birşeye başlamanın ya da yeni biri olmanın elle tutulur gözle görülür adımlarıdır. Telefon farklı bir melodiyle çaldığında ya da yeni bir deftere yazmaya başladığında bilirsin ki sen artık o çok sıkılmış olduğun sen olmayacaksın. Köşe başlarına taş koymalısındır ki yol değişsin manzara değişsin. Değişiklik yenilenme elbette herkese heyecan verir ve heyecan çoğu zaman kötü hislerin panzehiridir.

Bir de günlük sıkıntılar ve buna bağlı umutsuzluktan doğan kötü hissetme hali vardır ki onun en iyi çözümü ise romantik komedilerdir. Çünkü romantik komediler dibe vurmuş bir kadınla başlar ve aynı kadının dünyanın en mutlu kadını olmasıyla son bulur. İşte bu geleceğin korkunç olacağına inanıp da umutsuzluğa kapılmış biri için harika bir ilaçtır. İzler ve "neden olmasın?" dersiniz. Neden o kadın ben olmayayım? Basit ama kesinlikle işe yarayan bir çözümdür.

Daha pek çok kötü hissetme çeşidi ve çözümü buraya yazılabilir elbette. Ama şimdilik bu kadar yeter. Zira blog yazmaya bu kadar yabancılaşmış bir kedi için fazlası zorlamadan başka birşey olmaz.

Not: uzun zamandır bloglardan uzak kaldım. Yazmaktan, başkalarını okumaktan, yorumlardan ve yorumlara cevap yazmaktan. Ama biraz daha zamana ihtiyacım var sanıyorum. Belki de yoktur bilemiyorum. Zamana bırakalım en iyisi...

Döneceğim...

Fotoğraf: Facebook'tan. Kaynağını bulamadım.

4 yorum:

  1. Bu sorudan böyle bir yazı çıkacağını biliyordum:) Hatta eskiden olsaydı sanırım bunun üç katı yazardın. Hamburg'dan döndükten sonra ben de dikişi tutturamadım bir türlü, bomba gibi dönüyorum diye kaç kez klavyenin başına oturduğumu hatırlamıyorum. Ama olmuyordu. Ne blog okuyabiliyor ne de yazabiliyordum. Zaten anladım ki bu ikisi birlikte gidiyor.
    Ama öyle zamanları bırakmak gerekiyor biraz kendi haline. Şimdi mesela bir süredir tıkır tıkır gidiyor. Önemli olan 'bir şekilde devam etmek'. Hep diyorum sen blog dünyasının olmazsa olmazlarından birisin. Mime katıldığın için çok teşekkürler. Sevgiler:)

    YanıtlaSil
  2. seni gördüğüme nasıl da sevindim..anlatamam:)

    YanıtlaSil
  3. Kronik mutsuz biri olarak ne verebileceğim bir tüyo var ne de zamanın her $eyin ilacı olduğuna dair inancım. Fotirefin kaynağını yazıp uzakla$ayım ben kenardan..
    http://avenuebphotography.blogspot.com/2010/08/abby-and-sydney.html

    YanıtlaSil
  4. İnsan sadece kendisi kendini kurtarabilir herşeyden diye hissediyorum. Kimse ya da hiç bi sebep gerekmeden. Fazla bencilce, biliyorum:(

    YanıtlaSil