14 Haziran 2011

güzeliz böyle güzel...

Bir tepeden dünyaya bakıyor gibi hissettiğiniz zamanlar olmuştur sizin de. Bu dünyadan değilmiş gibi, herşey tuhaf ve yabancıymış gibi, söylenen sözcükler anlamsızmış gibi hissettiğiniz zamanlar... Bence böyle zamanlarda bizi dünyanın içinde tutan zar yırtılıyor. Ve o zarın dışında kaldığımızda artık bir bütünün parçası olmadığımızı hissediyor, ne yapacağımızı bilemeden bizim gibiler için orada duran tepenin üzerine çıkıp şaşkın şaşkın etrafa bakıyoruz. Bugüne değin tüm yaptıklarımız bir sarhoşluk içinde yapılmış gibi geliyor. Daha da kötüsü kendimizi ömrümüz boyunca bir yalana inandırarak yaşamışız sayıyoruz. Gönüllü bir kanma bizimkisi... İnsan çaresiz olunca gönüllü kanmaz da ne yapar?

Dünyanın en zor işi belki de hayatlarımıza bir anlam kazandırmak. Ne için var olduğumuz, bu ömrü neye adayacağımız üzerine kafa patlatarak geçirdiğimiz onca yıldan sonra, eğer iştahımız kalmışsa belirlenene adanarak yaşamak... bütün bunlar çok zor. Belki de bu nedenle bunca insan işin içinden çıkamadığı için sarhoş olmayı, kafasını bulandıracak onca hapı, aşktan kör olmayı seçiyordur. Bana kalırsa ben üçüncü yolu tercih ederim. Kör bir aşık gibi yaşamanın hayatı katlanılabilir kılan tek şey olduğuna son zamanlarda daha da çok inandım çünkü. 

Aslında hepimiz çok cesur ve güçlü insanlarız bence. Dünya bu kadar üzerimize gelirken ısrar ve inatla yaşamaya devam ediyorsak, hala güzel şeylerin olduğu umudunu taşıyorsak, bir fincan kahve ve yağmur görüntüsüne dalıp yarım saatimizi hoş geçirebiliyorsak, bir kitabın yaprakları arasında dünyayı unutma becerisine sahipsek, tüm bu olup bitenlere rağmen hala birşeylerin değişebileceğine ve hatta bizim bu değişimde küçük de olsa bir payımız olacağına inanıyorsak çok ama çok güçlü olmalıyız. Bir kabusun içindeyiz hepimiz oysa. Kendimizi çimdikleyip duruyoruz "geçecek geçecek, uyan" diye diye. Böyle onurlu bir inadımız var. Herşeye ve herkese rağmen umutla yaşayacak kadar cesur bir yüreğimiz var. Güzeliz böyle güzel. Hüznümüzle, zaman zaman gelip içimize yerleşen bıkkınlığımızla, acımızın içinde tomurcuklanan gülümsemelerimizle, inadımız ve onurumuzla güzeliz...

Fotoğraf: Life

8 yorum:

  1. Güzel balkonumda okuyorum satırlarını.İlaç gibi geldin biliyor musun?

    yaşamak her şeye inat...
    gülümsemek her yalana/dolana...
    üzülmek çirkinliklere...
    ağlamak değer bilenlere...

    hayat bu işte.

    YanıtlaSil
  2. Hayat inanılması güş engellerle dolu insan başına geldiğinde farkına varıyor çoğunun. Kolay bir hayat süren şanslı insanlar da var elbette. Onların hayatları da kendilerine göre zorluklarla doludur muhakkak.

    Bürokrasinin bize ördüğü öyle tuzaklar var ki, kaderden bile uğursuz ve kötü. :(

    YanıtlaSil
  3. hüzün, bıkkınlık, acı, gülümsemek, aşk, ayrılık, sevgi, inat, onur, güzellik...işte hayat, işte insan

    YanıtlaSil
  4. SIRADAN BİR BALIK: Bazen ne zor geliyor bir bilsen herşey. Kendi kendime diyorum ki; biz insanlar nasıl da inatçıyız ve ne meyilliyi umutlanmaya... Sana iyi geldiğine çok ama çok sevindim satırlarımın :)Sevgilerimle...

    VLADİMİR: Ah Canım Vladimir sen de kendini zaman zaman o tuzaklara basmadan ilerlemeye çalışan bir yolcu gibi hissediyorsun demek... Bizim gözeneklerimiz çok mu açık ne? Hayatın gerekli gereksiz herbirşeyi doluveriyor içimize...

    AYNUR: Toplamı hayat...

    YanıtlaSil
  5. Hayatıma anlam kazandırmak isterken, hayatımın anlamsız olduğunu anlıyorum, son günlerde.


    Bir bebenin oynadığı half life oyunundaki karakterlerin ne kadar anlamı olabilir ki, half life'daki askerler ölmüş, yaralanmış, mermisi bitmiş, kimin umurunda.

    Ama gene de umutlu olmak iyi bir şey. Evet.

    YanıtlaSil
  6. Umutlu olmak iyi birşey ama aynı zamanda çok da zor birşey...

    YanıtlaSil
  7. umut sahip olduğumuz en büyük zenginlik bence...umud ettiğimiz sürece hayat anlam kazanır...

    YanıtlaSil
  8. Umut sahip olduğumuz en değerli şey ve zaman zaman kaybetmek de çok kolay onu...

    YanıtlaSil