03 Mart 2016

Mim

Bazen oluyor böyle, anneannemin tabiriyle "biti ölüyor" insanın. Elini kolunu kaldırasın gelmiyor. Zihninin içinde kocaman bir dünyada yaşarken fiziksel dünyada tam bir ceset gibi oluyorsun. Ben de böyle zamanlardan birindeyim bu aralar. Yazsam iyi gelecek biliyorum hatta konuşsam da öyle ama... Her neyse. Sevgili Küçük Joe hızır gibi yetişti. Bana mim yollayarak bir anlamda beni dürttü ve şöyle demiş oldu "Hey koca tembel yeter artık patates gibi oturduğun. Şimdi poponu kaldır ve şu soruları cevapla bakalım" Bazen insan ancak biri gelip üzerindeki ölü toprağını süpürünce kendine geliyor. Teşekkürler Küçük Joe...

Mimin soruları şöyle;

1-Yakın çevrenizdeki insanlara blogunuzdan söz ediyor musunuz?

Aslında hiç söz etmek istememiştim ancak bir yerde ipin ucu kaçtı. Yakın çevrenin sizi okumasının şöyle bir sıkıntısı var, herkes herşeyi üzerine alınıyor, alınmayanlar da söz edilen kişilerin kim olduğunun peşine düşüyor. Bir de anlık öfkeyle yazılmış yazıları ya da kurguları sizin genel karakteriniz olarak görüp ona göre davrananlar var. Ah her neyse.

2-Neden blog yazıyorsunuz?

Kendi kendime konuşup duruyorum ben. Hatta kendi kendime kavga ettiğim, kendimi yatıştırmaya çalıştığım, kendimi iyi şeyler olacağına ikna etmeye çalışmışlığım bile vaki. Düşündüm madem kendi kendime konuşuyorum, kendi kendime yazayım bari dedim. İlk yazmaya başladığımda sokağa atılmış yazılı kağıtlar gibiydi yazdıklarım, birileri buldu okudu onları sonra. Okudular ve düşüncelerini paylaştılar. Pek o kadar da tek başıma olmadığımı farketmek iyi geldi. Biliyor musunuz, her ne kadar "kimse beni anlamazsa anlamasın umurumda değil" bezginliğinde olsa da insan yine de başka insanların sesleri iyi geliyor. Bir kelime ile elini tutuyorlar mesela ya da biri tek bir cümle ile yaranın üzerine yara bandı yapıştırıyor. Ve inanın bana hiç tanımadığımız insanlar bazen yanımızdakilerden çok daha fazla merhem oluyorlar...

3-İlk yazınız ile son yazınız arasında ne gibi farklar var?

İlk yazdıklarımla son yazdığım arasında iki farklı insanın sözcükleri kadar fark var. Blogun sevdiğim yanlarından biri de bu aslında. Yıllar önceki ben ve şimdiki ben arasındaki farkı elle tutulur bir şekilde göz önüne sermesi. İnsan belki de en çok kendine şaşırıyor hayatta. En çok kızdığı şeyi yaparken buluyorsun kendini mesela ya da eskiden deli gibi öfkelendiğin birşeye şimdi gülüp geçiyorsun. Bunu görmek güzel birşey.

4-Blog normal yaşantınıza ne kattı? 

Eskiden, yani daha tutkuyla blog yazarken, her baktığım, her duyduğum şey yazı konusuydu. O zamanlar daha dikkatli ve daha duyarlıydım muhtemelen. Ve çok daha canlı, enerjik. Oysa şimdi ise bir nevi kör oldum. Ve sağır. Kendi içime çok bakıyorum ondan mı yoksa olup biten herşey gözeneklerimden geçip içimi tüketiyor ondan mı bilmiyorum ama böyle son zamanlarda. Bu değişir mi, başka bir hale gelir mi bilmiyorum. Göreceğiz.

5-Yakın arkadaşlarınıza blog yazmayı önerir misiniz?

Bu onların kararı. Eğer iyi gelecekse neden olmasın...

6-Hangi kaynaklardan ilham alıyorsunuz?

Bilemiyorum aslında. Bazen insanlardan bazen olaylardan. Buna ilham demeyelim de çağrışım diyelim daha doğru olur sanki. Çünkü birşey oluyor ve düşüncelerinizi tetikliyor, "bunu birilerine anlatmalıyım" diyorsunuz. Hepsi bu.

7-Diğer blog sahipleriyle iletişim kuruyor musunuz?

Birbiri ile iletişim halinde olan blog yazarlarına hayranım. Gerçekten. Bu bence harika birşey. Ama ben fazlasıyla yalnızlık eğilimli olduğumdan mı yoksa yapılacak çok fazla işim olduğundan mı nedir bir türlü bunu yapamadım. Sürekli telefonlaştığım ve çok yakın olduğum birkaç blog yazarı arkadaşım var. İsterdim ki daha çok olsunlar. Ama cidden beceriksizim bu konuda.

8-Rahatsız olduğunuz konular var mı?

Kendimle ilgili var. Daha iyi ve daha çok yazabilirdim ama yapmıyorum. Daha çok insanı okuyabilir ve onlarla iletişime geçebilirdim ama yapamıyorum. Belki değişebilirim. Kimbilir... 

Tekrar teşekkür ederim Sevgili Küçük Joe.




Fotoğraf: Pinterest



3 yorum:

  1. Ayyy ben teşekkür ederim asıl :) Çok keyifliydi.
    Biti ölmek da şahane tabir. Bundan sonra sık sık kullanırım. Aynı duygular içindeymişiz. Mevsimden midir, gündemden midir, yoksa tesadüf müdür bilemedim.

    Sen de birilerini mimleyebilirsin istersen.

    YanıtlaSil
  2. Biti ölmek lafını ben de seviyorum çok da kullanıyorum ama en çok kendim için :D Sevgiler Küçük Joe :)

    YanıtlaSil
  3. Dikkat.

    Kisisel is baslatmak için bir kredi gerekiyor ?.
    faturanizi ödemek için bir kredi gerekiyor mu?

    Simdi kredi.teklif@gmail.com bize hemen kredi transferi ile devam
    etkinlestirmek için: Eger ilgileniyorsaniz lütfen bu

    e-postayi basvurun.
    Ayrica bu e-postaya burada bize ulasabilirsiniz:
    (finance_institute2015@outlook.com)

    Eger ilgileniyorsaniz dolgu ve bu bilgileri dönerseniz biz,% 2 faizle
    kredi veriyor

    (1) Tam adi: ....................
    (2) Kredi Tutari: ...............
    (3) Kredi Süre: ..............
    Dogum (4) Tarih: .................
    (5) Cinsiyet: .........................
    (6) Medeni Hali: ...............
    (7) Ülke:
    (8) Devlet: .....................
    (9) Ev adresi: .........
    (10) Ofis adresi: .........
    Kredinin (11) Amaç:
    (12) E-posta adresi:
    (13) Telefon numarasi: ...........
    (14) Faks numarasi: .............

    Web Luis

    YanıtlaSil