18 Eylül 2015

Cuma Mektupları

Cancağızım,

Sana söylemek istediğim pek çok şey olmasına karşın neyi nasıl diyeceğimi kestiremiyorum. Boş kağıdın karşısında kaç dakikadır oturuyorum bilemiyorum. Eğer karşımda olsaydın, "zorunda değilsin" derdin, biliyorum. Ben de sana "zorunda olduğum için değil içimden geldiği için yazmak istiyorum" derdim. Ve ikimizde gülümserdik, "hadi o zaman" derdin ve konu kapanırdı.

Bilirsin birşeyin dışarı çıkmamasının iki sebebi vardır. Ya içinde çok az diş macunu kalmış tüp gibisindir ya da ağzına kadar dolu olduğu için hava alamayan bu nedenle de dökülmeyen kolonya şişesi. Ben hangisiyim bilemiyorum. Ya anlatacak son bir iki şeyim kaldı ya da yürek öyle doldu ve öyle havasız kaldı ki ondan bu tıkanma. 

Aslına bakarsan ben ilki olmayı tercih ederim. Çünkü şuna inanıyorum, kalbimizi boşaltamazsak onu yeniden dolduramayız. Biliyor musun insan büyürken ya da büyüdüğünü sanırken ruhunu saçma sapan şeylerle dolduruyor. Hele benim gibi merak ettiğin pek çok şey varsa nerede nasıl işine yarayacağını bilmediğin pek çok bilgiyle, gereksiz pek çok duyguyla kalakalıyorsun. Şöyle düşün, darmadağın bir odanın içinde duruyor ve ne aradığını bile bilmeden şaşkın şaşkın bakınıyorsun. İşte bu yüzden içinde bir sıkımlık macun kalmış tüp olmayı yeğlerim. Böyle olursa bilirim ki tüm o boşlukları hayattaki anlamlı ve önemli daha da iyisi güzel şeylerle doldurabilirim. 

Kirlenmek her zaman güzel değil. Hele de onu temizleyecek bir deterjan henüz üretilmemişse. Bizim büyümek dediğimiz de tam olarak da bu işte. Kirlenmek. Bunda suçlu muyuz? Elbette değiliz. Eğer başından beri dikkatli olmamız gerektiği söylense idi ve biz bunu anlayacak olgunluğa o yaşta sahip olabilseydik, hala o pırıl pırıl ruhu muhafaza ediyor olurduk. Kötü haber, insan yaşamadan öğrenebilen bir varlık değil. Bu nedenle de söylediklerim nefis bir ütopya olmaktan öteye gidemeyecek. Masum çocuklar olarak başlayıp, dünyanın kirine pasına bulanmış hüzünlü yetişkinler olarak bitireceğiz. 

Ne yapmak isterdim biliyor musun? Boş diş macunu tüpümü alıp uzaklara gitmek, ormanın ortasında yapayalnız yaşamak. Hayır ömür boyu değil. Arınıp temizlenene değin. Sonra başka bakabilirdim hayata. En azından ben öyle olacağına inanmayı yeğliyorum. Lütfen "eeee neden yapmıyorsun" diye bir soru sorma. Bu kadar istememe rağmen yapamıyorsam elimi kolumu bağlayan birşeyler var demektir. Unutma ben de tıpkı senin gibi eli kolu bağlı ve özgür olduğunu sanacak kadar aptal bir insanım.

Tüm umudum ve sevgimle gözlerinden öperim...

Fotoğraf: Pinterest

6 yorum:

  1. ve kendimi okudum bu yazıda.. çok güzel olmuş...

    YanıtlaSil
  2. merhaba sizi takip ettim ancak bloggerda yeniyim lütfen sizde bana yardımcı olup beni takip edermiisiniz:) http://lavvienrose.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
  3. Sizi sürekli takip ediyoruz, bunu da bir çok arkadaşıma söyleyerek sizi takip etmeye teşvik ediyorum. Okurken hissettim adeta. Elinize, yüreğinize sağlık. Teşekkürler.

    YanıtlaSil