01 Ağustos 2015

kum torbası

Emrah Serbes "Yazarlığı bıraktım. Hergün çocukların öldürüldüğü bu ülkede ne yazabilirim? İki sene sadece boksla ilgileneceğim" dediğinde, onu anladığımı düşündüm. Hatta onu öyle iyi anladığımı düşündüm ki insanların verdikleri tepkileri de şaşırarak okudum. Çünkü herkes bunu anlayabilirmiş gibi geldi. Zira kalbi olan bir insan evladı her ne yapıyor olursa olsun bir gün gelir, cehenneme dönmüş ülkesinde olup biten herşeyden yorgun düşebilir, umutsuzluğa kapılabilir. Gözümün önüne gazeteleri okuyan bir Emrah Serbes geldi. Gözleri dolan, çaresizlikle ellerine bakan ve bütün bu ağırlıkla artık yazıyor olmanın hiçbir anlamı olmadığına inanan, öfkeden deliye dönmüş bir adam... Öfkesinden kurtulmanın tek çaresinin yazmak değil de bir kum torbasına gözlerinden yaşlar boşanarak vurmak olduğunu düşünen bir insan... Bunun nesini anlamak bu kadar zor Allah aşkına?

Sizler de aynı yorgunluğu ve umutsuzluğu hissetmiyor musunuz zaman zaman? Omuzlarınız düşmüyor mu? Çaresizlik midenize bir kramp gibi saplanmıyor mu? Eğer bunlar olmuyorsa bundan sonra yazacaklarımı okumanızı tavsiye etmem zira laf salatasından ibaret gelebilir. Bilmiyorum belki gerçekten de öyledir. Ama ben yazmaya devam edeceğim çünkü boks nasıl yapılır bilmiyorum. 

Emrah'ın twitinin altına yazılanları sükunetimi korumaya çalışarak okudum. Küfür etmeden eleştiri yapılamayacağına her nedense körü körüne inanmış bir neslin yazdıklarını sükunetle okumak her ne kadar mümkünse o kadar elbette... Bir süre sonra dayanamadım bıraktım. Zira adamın ne yavşaklığını bırakmışlar ne mallığını. Gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Onu sevenlerin tepkileri anlaşılabilir. Bu kadar sevdikleri bir adamın pes etmesine kızmış olanlar ve bu durumun kendi umutsuzluklarını bir kat daha artırdığını düşünenler de olabilir. Ama yapılacak tek birşey vardır, o da onun kararına saygı duymak. Sonuçta yazmayarak kimseye zarar vermiyor. Tek istediği bir süre kabuğunda yaşamak ve öfkesini dindirmeye çalışmak. Siz hiç şehirden kaçmış ormana sığınmış adamlar kadınlar görmediniz mi? Onun ormanının da bir kum torbası olabileceğini anlamak zor değil.  Hem bence onun yazdıklarını okumayı sevenler olarak merak etmemize gerek yok, çünkü şu bir gerçek ki yazmaya bir kez başlamış biri zaman zaman kızıp köpürüp artık yazmayacağım dese de kendini durduramayacak, yazacaktır. 

Aslında yazmaya başlarken niyetim Emrah Serbes'in avukatlığını yapmak değildi. Onun ruh hali üzerinden kendi ruh halimi anlatmayı tasarlıyordum. Bu ara aynen onun gibi hissettiğimi ve bloga kaç kez yazmaya başlayıp her kelimem anlamsız geldiği için sildiğimi, hatta blogu silmeyi bile düşündüğümü, benim buraya yazdığım küçük hikayelerin kimseye bir faydasının olmadığına inandığımı falan filan... Ama yazı başka bir mecraya kaydı. Zaten ben de tüm bu düşüncelerden vazgeçtim. Yazdığımız şeylerin kime ne fayda sağladığını, kimin ruhunda minik çiçekler açtırdığını, kimin hiç düşünmediği bir konuda düşünmeye başladığını, kimi öfkelendirdiğimizi, kime dünyanın en sığ ve aptal insanı gibi göründüğümüzü asla bilemeyeceğimizi düşündüm. Ve dedim ki kendi kendime madem yeryüzünde bizi birbirimize hiçbir şey yakınlaştıramıyor belki kelimeler işe yarar, bir yerlerde birbirinden habersiz, sessizce oturan o kırılgan ruhlarımızı kardeş, arkadaş, yoldaş yapar? Denemekten zarar gelmez. Asıl zarar denememekten gelir dedim ve bu sözcükleri yazdım. 

Ben bir yazar değilim. Bu yüzden de artık yazmayı bıraktım diye afili bir cümle kuramam. Zaten evimde kum torbam da yok. Ben yazmayı bırakırsam biliyorum ki kendi ağzımı burnumu kıracağım. Bu yüzden devam...

Fotoğraf: pinterest

2 yorum:

  1. Vay kedi. Aydan atlamış olmalısın gerçekten.
    Ben de anlamamıştım Emrah Serbes'i seni okuyana dek. Boks'taki öfkeyi okuyamamıştım bile. Boks bana şiddet demekti. Olanlara kızıp şiddete kaptırmak kendini, şiddete kızıp, ona katılmak hatta. Çünkü boks yapacağım dediğinde benim zihnimde canlanan kum torbası değil bir insandı. Bir insanın kaşını gözünü patlatan bir Emrah Serbes canlanıyordu gözümde ve hoşuma gitmiyor rahatsız ediyordu.
    Dünya hep boktandı. Savaşlar adaletsizlikler hep vardı. Ama yılmak da insanın hakkı.
    Güzel kedi. Sakın burayı silme. Lütfen.

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Küçük Joe, önce gerçekten yazmaktan vazgeçmiştim. Herşey gibi yazmak da anlamsız geliyordu. Ama sonra düşündüm, hiçbirşey yapmıyor olmaktan yeğdir değil mi yazmak. Hem kimbilebilir ki kelimelerimizin nerede kime nasıl etki ettiğini... Çok sevgiler.

    YanıtlaSil

Ne demeli...

İnstagram'da tatlı tatlı gülümseyen, yüzünde güneşler parlayan gencecik bir kız gördüğümüzde o mutlu genç kızın bir gün biri tarafından ...