02 Temmuz 2016

gecikmiş bir cuma mektubu

Hayatımın ışığı, güneşim, 

Her sabah uyandığımda ve her gece uyumadan önce açıp baktığım bir albüm var. İçinde sadece senin fotoğrafların olduğu halde sen bile görmedin onu. İstesem de sana gösteremem onu çünkü elle tutulur bir gövdesi yok. Zihnin resimlerini göstermek belki kelimelerle mümkün ama aslı hep saklı... Beynimiz hayatta kalmamızı sağladığı gibi bazende bir dolap vazifesi görüyor. Ya da belki bir kasa... Değerli şeylerin muhafaza edildiği ve bir kilidi olmayan bir kasa... 

Biraz içsem, dilim çözülse, aklın kapıları dizginlenmese ucundan kıyısından görebilirsin o fotoğrafları belki. Kıyıda duran sarılmış iki kişiye bakarsın ilk sayfada. Hiç kimsenin olmadığı bir sahilde dünyanın sadece kendilerinden mütevellit olduğunu sanan, çokça acı dolu hayatlarından kaçıp saklanmış iki masumu görebilirsin. Ve onlara bakarken için saf bir merhametle dolabilir. Kimbilir belki hala hayatta güzel şeyler olduğuna bile inanabilirsin. İşte bu yüzden saklıyorum ben bu fotoğrafı...

Bir ağaç fotoğrafı göreceksin bir sayfa daha çevirirsen. Hayatta olmuş ve olabilecek en güzel ağaç olduğuna inanman için sana harika bir sebep sunabilirim. Biraz daha yaklaş fotoğrafa göreceksin o sebebi. Onun altında oturan iki aşık var görüyor musun? Kadının saçları rüzgarda uçuşuyor. Beyaz bir bluz giymiş. Belki de aşkının saflığını görünür kılmak istemiştir kimbilir... Adam sanki tüm o yılları yaşayıp bitirmemiş gibi birden ilk gençliğine dönmüş. Yüzünün ortasında masumiyet çiçek açmış, öyle güzeller güzeli bir adam. El ele tutuşmuşlar. Öylece durmuş denize bakıyorlar. Sanki tüm toprak, çimler ve ağaçlar, deniz ve gök her yer aşka kesmiş... Akıl alır gibi değil, dünya sahiden güzelmiş...

Neden bu kadar güzeller biliyor musun? Bu iki insan sanki bir sihre, büyüye bulaşmış gibi sanki ikisi bir araya gelince bir mucize olmuş gibi tüm hayatlarını katlayıp bir kenara kaldırmayı, nasıl yaptıklarını bilmeden, becerebilmişler. Dünyanın tüm kirinden arınmışlar, bir cennet bahçesine çevirmişler birlikte oldukları her anı... 

Herkesin bir masalı olmalı canımın içi. Herkesin kaçıp içine saklanacağı bir masalı olmalı. Dünya berbat bir yer. Ve sana söylenildiği gibi insanlar iyi değiller. Onun için sen boşver bu dünyada bir cennet yaratmayı, mutlu ve huzur içinde olmayı hayal etmeyi de bırak artık... Kendi masalını yarat en güzeli. Evet biliyorum bu bir şans. Aşk sahiden bir şans. Bunu bulmanın bir yolu yöntemi yok. Ama şu var bence, kim ki bu dünyanın tatsız tuzsuz bir yer olduğuna inanırsa, bir ağaç gövdesine saklanmak ister gibi aşka sığınmaya ihtiyaç duyarsa, dünyanın aşksız hiç bir anlamı olmadığına inanırsa ona merhamet ediliyor ve aşk gelip kucağına düşüyor. Ben buna inanıyorum. Ve böyle düşünmeyi de seviyorum...

Eh iki gözüm eğer bir masalın varsa senin de, kardeş sayılırız. Çünkü tüm masallar birbirinin ışıltısından pay alırlar. Ve tüm masal kahramanları birbirlerini nerede görseler tanırlar...

Tüm aşkım ve sevgimle gözlerinden öperim...

Resim: Sir Lawrence Alma-Tadema


6 yorum:

  1. Ne kadar sahabe bir mektup
    Büyülü kelimelerin var senin ...

    YanıtlaSil
  2. Ne kadar sahabe bir mektup
    Büyülü kelimelerin var senin ...

    YanıtlaSil
  3. Sen hiç degismeyeceksin belki de.
    Öyle ki.senin,
    Güçlü ışığın zayıf gözleri çabuk yıldıran bir parlaklıkta. Belki de ulaşılmaz kilman bu yüzden.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herkes ve herşey değişir, öyle değil mi?

      Sil
  4. Sen hiç degismeyeceksin belki de.
    Öyle ki.senin,
    Güçlü ışığın zayıf gözleri çabuk yıldıran bir parlaklıkta. Belki de ulaşılmaz kilman bu yüzden.

    YanıtlaSil