06 Temmuz 2014

masal

"Sen burada yokken içimi kuruttular benim" dedim ona... Ve sonra... Sonrası kocaman bir hiç. Gözlerini aça aça dinledi içimden taşıp duran nehri. Ellerine baktım sonra. Hala öyle masum. Koca dünyanın kirini pasını aşıp gelmiş bir adamın elleri nasıl böyle masum olur? 

Hiç kaçırmadan gözlerini, sanki ruhumun içini görmek istermiş gibi baktı bana sonra. İşte o an anladım geçen bunca zamana rağmen biz hala onunla aynı ağacın altında iki kara önlüklü masum çocuktuk. Geçsin dedim yıllar ne olmuş yani. İnsan isterse zamanı durdurabiliyormuş meğer. Bunu da onunla anladım.

Denizin kıyısında oturdu benimle. Kimsenin yapmadığı birşey değildi elbet ama kimse onun gibi değildi. Dünya üzerine yağsa kollarını açıp bir şemsiye oluşturacakmış gibiydi. Sustuk bir süre. Kelimelerin kiyafetsiz kaldığı yerlerden birindeydik galiba... 

O bana bir masal armağan etti. Hiç kimsenin bilmediği. Dünya yüzünde hiçbir çocuğa ya da büyüğe anlatılmayacak bir masal. Sonun mutlu ya da mutsuz bitip bitmediğini umursamayacağın türden bir masal. Kelimelerden kelebekler yaptık birlikte rengini ne o ne de benim tarif edebileceğimiz. Hepsi zamanla birlikte gökyüzüne karışıp gitti. 

Bir ad koymanın ne manası var diye düşündüm o denize bakarken. Adı her neyse ne. Kimin umurunda. Buradayız ve varız. İşte deniz, salata tabağı, balık kılçığı, sigara, su ve garson çocuk. Sahi kimin umurunda. Gerçek dedim kendi kendime. Değilse bile kimin umurunda. 

Hem vallahi hem billahi böylesi uçup giden bir zaman görmedim. Zalimdi hep ya zaman bu kez daha da beterdi. Hayatımın iki gününü dişlerinin arasında ezdi, çiğnedi ve ayaklarımın dibine tükürdü. Ah ki ahhhh... İnsan ne zavallı ne sefil... Zamanın çiğneyip tükürdüğünü bile koynuna alıp saklıyor. Ve her düşündüğünde "ah" diyor... Kalbinin her ezildiğinde "ahhh"...

Zamanında demiştim ki Tanrı'ya "bana bir işaret yolla ki yeniden kendim olabileyim... Unuttuğum ne varsa hatırlat bana... Ben kendimi yitirdim ve o yitirdiğim herşeyi çok ama çok özledim..." Beni duydu... ve bana çocukluğumu yolladı... O kocaman adamın hala masum gözlerinin aynasında baktım kendime... O küçük ve mutlu kızı gördüm.... Gülümsedim sonra... Yüzümün derinine yerleşip kalmış ne kadar acı varsa hepsi kelebeklerin kanatlarına takılıp gitti...

O bana bir masal armağan etti... İçindekilerin hep çocuk kaldığı bir masal...

Resim: Herbert Draper

4 yorum:

  1. O ettiğin "Ah..." var ya düşse yeryüzüne kavurur her yeri. Dilerim tez zamanda geçer.

    Sevgiyle...

    YanıtlaSil
  2. Dün korkunç baş ağrıma rağmen okudum yazını. Yorum yazamadım. Ancak bugün diyorum ki....ne güzel cümleler bunlar..
    "bana bir işaret yolla ki yeniden kendim olabileyim... Unuttuğum ne varsa hatırlat bana... Ben kendimi yitirdim ve o yitirdiğim herşeyi çok ama çok özledim..."
    tam da en çok istediğim şeyi bu kadar da güzel anlatmak sana yakışırdı doğrusu.

    YanıtlaSil
  3. İnsanlar zaman zaman benzer şeyler yaşıyorlar herhalde, kendini hatırlamaya çalışan insanlar görünce gülümsüyorum. Şunu anımsadım bir de:

    "Oysa, ulaşabilseydim, onun kovuğunda ne büyük bir hazine bulabilirdim: Yaşamımın bütün ülküleri, hayalleri, düşleri- değerleri-; (amaçlarım, ereklerim, hedeflerim), tertipli, düzenli, anlamlı bütünlükler içinde, orada- pırıl pırıl, hiç eskimeyen, yıpranmayan, geçip gitmeyen bengilikleri içinde...
    -Kırk Haramilerin Mağarası'ndaki hazine gibi...
    Artık çok geç: oraya giremem; girebilseydim bile, diyemezdim, söyleyemezdim onu
    -zaten, bilmiyorum, işte... "

    Oruç Aruoba'nın.

    YanıtlaSil
  4. Uzunzamandır yüreğimin derinlerinden Geldiyordu bilmediğim biryerlerden Ellerinde hediyeler olsun Unuttuğum nevarsa Bana gösterdiği yoldan Yürüdüm uzun uzun Bilmiyordum beni neyin beklediğini Sonra durdum dinledim Hadi nebekliyorsun? Ne getireyim? Çocukluğunu getir Çocuk saflığını Kocaman gözlerini getir Uçsuzbucaksız yüreğini Ruhumun karanlığını aydınlatan Işığını alda gel

    YanıtlaSil