03 Ağustos 2010

hafızam benim biricik sevgilim...

Hafızamın berbatlığı bir kaç sebebe bağlanabilir; konsantrasyon bozukluğu (ki benim gibi on tane şeyle aynı anda ilgilenmeye çalışan meraklı köftelerin kaçınılmaz sonudur), kafa karışıklığı (ki benim gibi on tane şeyle ilgilenirken on ayrı şeyi de düşünmeye çalışan sersemlerin doğal olarak başına gelecek şeydir.) ihtiyarlık (tamam 36 yaşa ihtiyar denmese bile birazcık ihtiyar denebilir) Evet bunlardan biri ya da hepsi yüzünden hafızam berbat olabilir. Ama aslında belki de temel sebep; eskisi kadar, yeni birşeyler öğrenmeye istekli, ya da meraklı diyelim, olmamak, saçma sapan şeylerle uğraşmaktan (ki biz buna günlük hayatın aptalca sorunları diyebiliriz) yeni şeyler öğreniyor olmanın heyecanını unutmaktır. 

Aslına bakarsanız hafızamın güçlü olmamasının yararını da görmedim değil. Benim gibi baloncuklu kafalar hoşlanmadığı insanları, kötü anıları o baloncuklar içine hapsedip o baloncukları pıt diye patlatma ve hayatına devam edebilme şansına sahip. Lakin bazen güzel şeyler de o baloncuklar arasında kalabiliyor. Ya da önemli ve gerekli bilgiler. Bu yüzden yol iyi baloncuklarla kötü baloncukları ayırmaktan geçiyor.

Bu sabah bu hafıza işine kafa yordum bir yandan "kızım yaşlanıyor musun ne?" diye hayıflanırken diğer yandan da kafamın içinde uçuşan baloncukların hayalini kurup güldüm. Tüm bunları bahçede begonvillerin mor çiçeklerine bakarken düşündüm ve aklıma parlak bir fikir geldi. Dedim ki; "madem hafızandan şikayetçisin madem bunu da yeni birşeyler öğrenmiyor olmana bağlıyorsun o halde kendine her gün ödev ver ve ilgi alanın olsun olmasın her gün yeni birşey öğren." Ve tam karşımda duran begonvilleri günün ödevi seçtim. Hergün hayranlıkla baktığım bu çiçek hakkında diğer adının gelin duvağı olması dışında hiçbir şey bilmediğimi farkettim. Sahi ya kimbilir ne kadar çok şeyin böyle yüzeyinden geçip gidiyordum. Bakıyordum ama onu anlamadan bakıyordum. Saçma sapan şeylere kafa patlatmaktansa güzel birşeyleri merak etmek insanın zihnine vereceği bir armağan değilse nedir ki? Ben de kendime hergün bir armağan vermeye karar verdim.

Begonviller hakkında ne mi öğrendim? Begonvil adını kendisini 1768 yılında Brezilya'da keşfeden Fransız Amiral Louis Antoine De Bougainville'den almış. Mor, pembe, beyaz ve kırmızı çiçekleri olan Begovil'in en önemli özelliği hastalık ve böcek barındırmamasıymış. (Sanki ben üzerinde karıncalar gördüm diye hatırlıyorum ama bu hafızaya güvenilmez elbette. Eve gidince bakayım.) Güneşi severmiş. (Onunlar ortak bir özelliğimiz var.) İç mekanlarda yetiştiriliyormuş yetiştirilmesine ama havasız kaldığında çiçeklerini döküyormuş. (ben hep bahçelerde gördüm. Hiç iç mekanda yetiştiren birine rastlamadım. Zaten tüm evi sarar.) Ay nazlı şey çok sulanırsa da çiçeklerini döküyormuş. (Anneannemin dediği gibi "güzeller nazlı olur") İşte böyle bu Brezilyalı güzel hakkında öğrendiklerim. Son bir not; Beyaza boyanmış bir evin dış cephesine tırmanmış bir begonvil enfes bir görüntü yaratır.

Resim: Leonard Wren 
Bilgi: Wikipedia

10 yorum:

  1. Güneyde yaşayan her insan kişisi gibi ben de begonvillere bayılırım, bu bilgilendirme de fena olmadı, daha yakinen tanışmış olduk kendileriyle:)
    Bu arada Kedi hanım 36 yaşında kendinize ehtiyar diyerek beni derin üzüntülere garketmiş durumdasınız, siz ehtiyarsanız benim halim duman:))) Ayrıca kendinize neden sersem demişsiniz ona da kızdım doğrusu ve kocaman bir "estağfurullah" yolladım:))

    Begonvil güzelliğinde bir gün diliyorum sana...

    YanıtlaSil
  2. begonvili kim sevmez :) ben burası soğuk bursa'da yetişmez diye üzülüyordum ki geçen gün mudanya'da bir evin bahçesinde gördüm.demek ki tek istediği deniz.

    YanıtlaSil
  3. ben de kendi doli zihnim için böyle bir şey yapmayı planlamıştım.her gün yeni birşey kelime öğrenip yazacaktım.ilk 10 gün iyiydi.sonra önceki günler öğrendiğim kelimeleri unuttuğumu farkettim.

    YanıtlaSil
  4. begonvili severim, hele de şarap rengine çalanını... ne de güzeldir arsızlıkları.

    hafıza meselesine hiç girmiyorum, çünkü ben senden yaşlıyım :)

    YanıtlaSil
  5. Çok sıcak ama az su seven bir bitki, yani sulanacak ama yapraktan çok rengarenk çiçeği olsun diyorsanız suyu az tutulacak. Gerçi bu son bilgi tüm çiçekli bitkiler için geçerli(ymiş). Sardun va ve bagonvil benim de favori çiçeklerim, sıcağı, sımsıcağı ve tabii akdeniz güneşinin habercisi oldukları için.

    YanıtlaSil
  6. Çiçek böcek dedinmi orada duracaksın, aşığım ben onlara ve tanrının insanlara olan sevgisinin tezahürü olarak görürüm hep. Sanırım bukadar çetin bir dünyada yaşayacaklar bari onlara güzel bir mola sunayım demiş yüce yaratan.

    YanıtlaSil
  7. Begonvilin adının nereden geldiğini de öğrendim böylece.
    Hafıza konusuna gelince; aynıyız galiba seninle:)))

    YanıtlaSil
  8. Dün, sana yorum yazmaya başlamıştım. Sonra araya bir şeyler girdi ve ben yarım kalmış yorumumu unutup sayfayı kapattım. Taa ki bu sabaha kadar da tamamen aklımdan çıktı:) Şimdi benim gibi bir insanın hafızayla ilgili atıp tutması pek uygun olmasa gerek:)) Sana çok güzel bir haftasonu diliyorum canikom...

    YanıtlaSil
  9. “Bloglardan Seçmeler” sitesinin daha etkili ve yararlı olabilmesi için görüş ve önerilerinizi bekliyorum.
    İyi günler dileğiyle.
    Sabahattin Gencal

    YanıtlaSil
  10. Tarif ettiğin yerde yaşıyorum, bembeyaz evler, duvarlarına sarılmış begonviller. Keyfi hiçbir yerde yok, haklısın.

    YanıtlaSil