Aynaya baktım ve karşımda tam bir manyak buldum dün akşam. Gün boyu pençeler dışarda, dişler her an hırlar vaziyette dolaşınca akşama aynada bir manyak suratı bulmak doğal oluyor tabi. Aslında bu manyaklık bir günde olan birşey değil. Zaman içinde sinsice ince ince işlenen birşey. Şöyle ki;
Günler boyu hatta haftalar boyu deliler gibi çalışıyorsun. Öyle ya dünyayı sen kurtaracaksın. Neymiş efenim sorumlulukmuş, işini en iyi yapmakmış, herşey mükemmel olsunmuş falan filanla kendi başının etini yiyorsun. O kadar çok çalışıyorsun ki, ne insanları arayabiliyorsun, ne insanların davetlerine cevap verebiliyorsun, ne iş düşünmeden biriyle sohbet edebiliyorsun. Ve o kadar çok yoruluyorsun ki ne okuyabiliyorsun, ne okuduğunu anlayabiliyorsun, ne yazabiliyorsun, ne izlediğin filme konsantre olabiliyorsun. Hatta öyle anlamsız gelmeye başlıyor ki hayatın ne kendini önemsiyorsun, ne geleceği ne de herhangi birşeyi. İşte süreç böyle işliyor.
Dün çıldırmanın eşiğindeydim. Daha bir işi bitirmeden birkaç birden geliyordu masama. Aceleden iki ayağım bir papuca giriyor, panikten beynim donuyor, midem bulanıyordu. Birden, artık her ne olduysa, durup kaldım. İşler öylece beklerken yığıldım koltuğuma. "Bittim" dedim "bitti artık" Biraz daha zorlarsam delireceğim. Size hiç oldu mu bilmem ama bu çok garip bir duygu. Birden bire biri kolundan sakinleştirici bir sıvı enjekte etmiş de tüm beyin fonsiyonların durmuş gibi. Boşluk içinde nereye olduğunu bilmeden yüzmek gibi.
Bütün bunların anlamı neydi? İş, iş ve yine işten oluşan bir hayat. Arkadaşımın eşi hastalanmış onu arayıp hızlı hızlı konuşmanın, günlerdir arkadaşlarımla buluşamamanın, akşamları yorgunluktan saçma sapan dizilerin karşısında uyuyakalmanın, gün be gün içi boşalan bir hayatı çekiştirip durmanın anlamı sahi ne? Kolaya kaçabilir ve bütün bunlar için patronumu, hayatın getirdiklerini, şansımı ya da kaderimi suçlayabilirim. Ama yapmayacağım. Çünkü büyük ihtimalle bütün bunların sorumlusu benim. Zamanı iyi planlayamıyor olmak, kendi gücümü hafife almak, çok çabuk yorulmak ve bu yorgunluğu sanki marifetmiş gibi yanımda taşımak. Evet bütün bunların sorumlusu benim.
Kocaman bir 24 saati iyi planlayamıyorsan eğer, bunca zaman birşey öğrenmiş sayılır mısın? Bence sayılmazsın. O halde alfabenin ilk harfinden başlamalı, yani zamanı planlamaktan.
Resim: John William Waterhouse





