06 Mayıs 2021

soruyorum size bayanlar baylar


Bunu gerçekten merak ediyorum, ben bu kadar uzun zamandır yazmıyorken, tam bir sorumsuzluk örneğiyken, bu bloğu burada böyle boynu bükük kendi halinde bırakmışken sizler bu bloğu nereden buluyor ve takip ediyorsunuz. Hatta okuyor ve yorum yazıyorsunuz. Az önce gariban sayfama bir göz atayım diye geldim ve gerçekten şaşırdım. Yorumlar yazmışsınız, takibe almışsınız. Benim gibi bir vefasız blog yazarına bu vefa beni gerçekten utandırdı. Merakımı mazur görün ama gerçekten şaşırdım.

Eskiden çok ciddiye alıyordum yazmayı. Hem de nasıl. Biri bir kelime etse kafamda yüz fikir patlıyordu. O halimi deli gibi özlüyorum. Üzerine çok düşünüyorum; yaşlandım mı, coşkumu mu kaybettim, insanlarla iletişimi mi azaltma meylindeyim, yoksa artık yazamayacağıma ya da yazmaya değer bir şey olmadığına mı inanmaya başladım?

Öyle çok istiyorum ki eskisi gibi olmayı, bir şarkıdan bir hikaye çıkarmayı, insanları yeniden gözlemlemeyi, onlara gerçekten bakmayı,  bir sohbet üzerine yazarak düşünmeyi. İnsanın zamanla içinde bir şeyler ölüyor belki de. Daha katı bir hale geliyorsun ya da ne bileyim. Oysa kafanın içinde bir dünya yaratmadan bu dünya fazla gerçek değil mi? Ki gerçeklik çoğu zaman dayanması, tahammül etmesi oldukça zor olan bir kavram. En azından benim için böyle. 

Bu halimi hiç ama hiç sevmiyorum. Şimdi hatırladım neden yazmayı azalttığımı; çünkü son yazdıklarım öyle karamsardı ki ne kendime ne de okuyana bunu yapmaya hakkım yok diye düşündüğümü hatırlıyorum. Negatif enerji saçıp duruyordum ve hiç ama hiç hoşlanmıyordum o halimden. Şimdi nasılım? Eh o halimden hallice herhalde. Daha iyi olurum diye umuyorum. 

Eeeee sorumu yanıtlayacak mısınız? Bak en azından merakımı kaybetmemişim, bu da bir şey değil mi?

fotoğraf: pexels

6 yorum:

  1. Cuma mektuplarını özlüyorum... Belki bir cuma denk gelirim umudu benimki.
    Blog yazmak bir rutin... Yazdıkça yazası geliyor insanın. Durdukça da durası galiba :)
    Ben mesela... Ne yazmak ne yazmak... Yazmalara doyamamak gibi bir durumdan yılda 3 - 5 yazı ortalaması ile gidiyorum. Bunun bir açıklaması dolmak olabilir, belki de şu anda doluyorsun... doluyorum. Sonra bir patlama :)))) Ben cumalardan umutluyum.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  2. Cuma Mektubu yayında :) Çok sevgiler....

    YanıtlaSil
  3. Yeni gelenleri bilemem, cevap hakkı kendilerinin olsun. :) Biz eski komşular için sabah kahvesine ortak etmek eski dostları, bahaneyle kendimize de hatırlatmak ara ara da olsa yazmayı, kök saldığımız bu sanal dünyada tekrar tomurcuklanıp çiçek açmayı. Hele bi de blogun en güzide köşesinde en sevdiğin komşulardan birinin "taze taze yayınlanmış yazısını" görmek var ki, paha biçilemez. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben ne kadar uzak kalmışım bu keyiften kendime şaşırıyorum. Hayat insanı başka biri yapıyor, başka birine hatta en sevdiği şeylerden uzaklaşmış birine dönüştürüyor ki benim de başıma gelen bu galiba. Bu pandemi beni fena etkiledi. Kendim olmaktan çıkardı adeta. Bununla halen nasıl baş edeceğimi bilemiyorum.

      Sil
  4. Çok sevindim yeniden yazıyor olmana. O şahane cuma mektuplarını nasıl hevesle okurdum. Evren sağolsun hatırlattı. Sırf üç beş eskimeyen dost kalemler hatırına koşa koşa gelirim yine sayfalarınıza :) Kalemimi sürüyerek çıkıyorum. Belki bana da bulaşır belli mi olur :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de seviniyorum yeniden yazdığım için. Bana hep iyi geldi yazmak, bunu unutmuşum. Çok teşekkür ederim. Çok sevgiler.

      Sil

Daha fazla utanmamak için...

Çocuklar bahçede bir kedinin peşinde koşup duruyorlar. Pencereden onları izliyorum, kahkahaları şu berbat hayatın içinde yağmurlu havada bul...