16 Mart 2014

battaniye

Ben küçük bir çocukken annem bana şöyle demişti, "Herşeyi öğren ama istemiyorsan yapma. Nasıl yapılacağını bilmek önemlidir" Bunun üzerine ben de kaneviçe, dantel, örgü, tığ işi ne bulduysam öğrendim. Sonra yazmaya çizmeye okumaya merak saldım, tüm öğrendiklerim aklın kilitli bir odasında unutulup gittiler. Daha doğrusu ben öyle sanıyordum. El işi de tıpkı bisiklete binmeyi öğrenmek gibiymiş meğerse... Bir kez öğrenince aradan ne kadar zaman geçerse geçsin unutmuyormuşsun.

Bundan iki kış önce yine tüm bu kafa işlerinden usandığım bir vakitte el emeği ile yapılan ve beynini kullanmak zorunda olmadan yapacağım birşey yapmaya karar verdim. Bu kararı verirken elbet birşeyi göz ardı etmiştim. Dünyada hiçbir iş beynini kullanmana gerek olmadan yapılamaz. Bunu o kırk renkten oluşan ve ciddi matematik hesapları gerektiren battaniyeye başlamadan önce bilmiyordum elbet. (tamam abartıyorum o kadar da matematik gerektirmiyor) Planım şuydu, beni bu kadar yoran hayatın içinde sadece ellerimi çalıştırabileceğim ve hiçbir şey düşünmeden yapabileceğim bir işle uğraşmak ve böylece artık yanmak üzere olan beyin devrelerime kısa molalar vermek. Durum hiç de düşündüğüm gibi olmadı. Peki peki bir ölçüde oldu diyelim. Zira matematiğim pek fena değildir. 

Hemen hevesle ipleri aldım. Renkler bile içimi ısıttı bakarken. Yanlış bir tığla başladım ve o sersem tığ yüzünden birkaç motifi ziyan olmuşlar bölümüne kaldırdım. Sonunda herşeyin doğru olduğu anlaşılınca motifler çoğalmaya başladı. Ama minik bir sorunum vardı. Bilgisayar başında eğilmiş sırtım ve boynum uzun uzun örgü yapmaya izin vermiyordu. Artı okumaktan telef olmuş gözler de başıma iş açıyordu. Ama ben kararlı bir o kadar da inatçıydım. Başladığı işi er ya da geç bitiren türdendim. Azimle örmeye devam ettim. Bir süre sonra otomatiğe bağlanınca istediğim kafa rahatlığına eriştim. 

Bir kış geçti ve sonra yeni bir kış daha geldi. Battaniye hala yarımdı. Can sıkıcı bir durumdu. Örmeye devam ettim. Ve o koca battaniye sonunda dün gece bitti. Bitmiş battaniyenin son ipini törenle anneme kestirdim ve battaniyeyi yatağın üzerine serdim. Gökkuşağını odama getirmiş gibi hissettim....