07 Haziran 2012

ofis insanları ikiye ayrılır

Ofislerde iki tip insan bulunur; 1-her işi bir şekilde becerebildiğini göstermek gafletinde bulunup tüm işlerin üzerlerine yıkıldığı bahtsızlar, 2- "Angut" "kuşbeyinli" "beceriksiz" sıfatlarını üzerlerine bile isteye yapıştırmış kaygısızlar.

Birbirinden çok ama çok farklı olmalarına rağmen bu iki tür bir arada yaşarlar. Birinci gruptakilerin sayısı genelde daha azdır. İkiyi geçmez. İkinci gruptakiler ise hayli fazladır. Birinci gruptakileri kamburlaşmış sırtları, yorgun bakan gözleri, dağılmış üst başına bakarak hemen tanıyabilirsiniz. İkinci gruptakileri ise bol bol vakitleri olduğu için düzgün üstbaşları, gün içinde bir kaç kez boyandığı için ışıl ışıl tırnakları, işe geç gelmeyi umursamayarak sabahları bir saatini kuaförde geçirmiş bir insanın sahip olabileceği fönlü saçları, yine geç gelme gibi bir lüksleri olduğu ve uzun uzun uyuyabilme şansları olduğu için dingin ve huzurlu yüzlerine bakarak anlayabilirsiniz.

Birinci gruptakileri ayrıca verdikleri kısa cevaplardan (çünkü cevabı verip hemen işlerine dönerler), ofiste dönen dolaplardan en son haberleri olmasından (çünkü dedikodu edecek vakitleri asla olmaz, olsa bile dedikodunun nasıl yapılacağını pek bilmezler), masalarında her daim duran yarım bırakılmış ve bir köşede unutulmuş soğumuş çaylarından, telefonlarında biriken okunmamış mesaj ve cevapsız aramalardan da tanıyabilirsiniz.

İkinci gruptakileri ise size sabah yaşadıkları saçma sapan bir olayı uzun uzun anlatmalarından, ofiste olup biten herşeyden saniyesinde haberdar olup bunu duymamış kimse kalmış mı diye oda oda dolaşmalarından, masalarında yığılmış kahve fincanlarından (çünkü her daim misafir kabul eder, hepsi ile oturup kahve içer ayrıca mutlaka birilerine fal bakması için ısrar ederler), misafir kabul etmedikleri zaman sürekli telefonda olmalarından anlayabilirsiniz.

Bir de üçüncü grup vardır ki, bunlar daha işin başındadırlar ve gözlem yapmaktadırlar. İşe yeni başlamış ya da staj yapmakta olanlar bu gruba girer. Ofise girdiklerinde aslında çoktan seçimlerini yapmışlardır ama farkında değildirler. Çünkü neyi seçeceğin ya da ne olacağın zaten içinde bir yerde gizlenmektedir. Birinci grubu tercih eden sayısı doğal olarak pek fazla değildir. Çünkü "madem bir işi yapacağım ve karşılığında para kazanacağım o halde alnımın teriyle yapayım" "Ben kendime aptal dedirtmem, her işi yapabilirim, bilmesem de öğrenirim." "Boş boş konuşup dedikodu yapmaktansa çalışıp yorulurum" demeyi gerektirir çünkü. Üçüncü gruptan bazıları birinci gruptan olmaya ve bunun bedelini ödemeye karar verseler de ikinci gruptan birileri onları baştan çıkarıp kendilerinden olmasını sağlayabilir. Hala tereddüt etmekte olan üçüncü grup üyesine "olum manyak mısın? Bak görmüyor musun hallerini, deli gibi çalışıyorlar. Sen de bizim gibi yap, beceremiyorum de çık işin içinden. Kimse sana iş vermez." şekilde bir dizi cümle sarfeden ikinci grup üyeleri çoğu kez başarılı olurlar ve ikinci grup ve birinci grup arasındaki uçuruma önemli bir katkıda bulunurlar.

Birinci gruptakiler genellikle şu soruları sorarlar kendilerine, 1-Başkalarının işini yaptığım için bana eşek diyorlar, bunun haklılık payı nedir? 2-Ben tüm gün çalışıyor didiniyorum ve hiç çalışmayanlarla aynı parayı alıyorum, adalet bunun neresindedir? 3- Ben bir işte en ufak hata yapsam azar işitiyorum, onlar en küçük bir işi doğru yapsalar tebrik ediliyorlar bunun mantığı var mıdır?

İkinci Gruptakilerin ise tek bir sorusu vardır, "Yapacak hiçbir şey yok, çok sıkılıyorum, bunun çözümü nedir?"

Soru: Yukarıda sözü edilen ofis neresidir?
        A- Devlet Dairesi
        B- Özel Şirket
        C- Çalışma hayatında çalışmayana asla ödün verilmez. Bu nedenle yukarıda yazılanlar
            hayal ürünüdür.
        D-Burası neresiyse ben de ikinci grup üyesi olarak çalışmak isterim
        E-İş hayatına atılmak üzereydim bana yol gösterdi yazınız. Teşekkürler.

İmza: Cehennemden çıkmış çılgın kedi

Fotoğraf: Dying of Cute